'Heval su' çığlıklarıyla zihnimize kazınan ilk vahşet bodrumundaki yirmi altı kişi de vahşice katledildi
23 Ocak’tan beri top atışlarıyla çöken bir binanın bodrum katında bulunan on beşi yaralı yirmi altı kişinin de vahşice katledildikleri açığa çıktı. Cizre’deki Bostancı Sokak’ta bulunan bu bina kamuoyuna yansıyan ilk "vahşet bodrumu" olarak biliniyor.
Binada bulunan DBP PM üyesi Mehmet Yavuzer’in HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız'a gönderdiği "Öldüreceğim kendimi, artık su haykırışları duymak istemiyorum. Artık kimse aramasın beni öldüreceğim kendimi. Su diyorum heval su. Su heval su su…" sözleriyle zihnimize kazınan binadan günlerdir haber alınamıyordu. En son 2 Şubat’ta İçişleri Bakanı’nın odasında bulunan HDP milletvekili Meral Beştaş’la telefon görüşmesi yapılırken bir anda silah sesleri ve çığlıklar duyulmuş, bir daha da bağlantı kurulamamıştı.
Günlerce an an ölmeleri beklendi binadakilerin... Bu vahşet adeta naklen yapılan yayınlarla topluma kanıksatılmaya çalışıldı. Tarihsel gericilik birikiminin coşturulması için kullanıldı. En son da “bir avuç terörist kaldı” denilerek onlarca insan en akıl almaz biçimlerle katledildi.
Benzin dökülerek yakıldılar, en hafifinden kurşunlandılar, kadınların bıçak kesikleriyle işkenceden geçirilen bedenleri soyularak vahşetin en dipsizine bile toplumsal bir rıza üretilmeye çalışıldı. Elbette ki kutuplaştırılan toplumun karşı tarafına gözdağı, korku salmak hedeflendi. Kürt halkıysa en hassas yerinden vurulmak, kanatılmak istendi.
Kürt halkının kanı AB ile kurulan pazarlık masalarında içilen kadehlere dolduruldu. Demokrasisiyle herkese ahkam kesen AB’nin köhnemişliği bir kez daha en çirkin biçimiyle sırıttı. AİHM, yapılan başvurular karşısında pazarlık masalarındaki kozlar devreye girdi ve kılını bile kıpırdatmayarak emperyalizmin o iğrenç ruhunu kustu.
Türkiye’nin en yüksek hukuk kurumu olan AYM’nin tutumuysa faşistliğin hakkını verecek kıvamdaydı. Sivili ve üniformalısıyla tüm devlet zevatının o karanlık zihniyeti yapılan başvuruya verdiği: "Anılan kişilerin yaralı olup olmadığına, yaralı iseler durumlarının ağır olup olmadığına, hangi koşullar altında yaralandıklarına, tamamının yaralı olup olmadığına, silahlı olup olmadıklarına ve hangi adreste bulunduklarına ilişkin belirsizliğin hâlen devam etmesi” yanıtıyla sırıttı.
Sağlık Bakanı’ndan devlet aklıyla düşünen sağlık çalışanına kadar hemen tüm kurum ve kişileriyle bu devletin, bu burjuva düzenin nasıl bir çürümüşlük içinde olduğu “heval su” çığlıklarıyla birleşerek tarihin en karanlık sayfalarından birine dönüştü.
Onar onar katledildi insanlar. Şimdiye kadar hastaneye toplam 110 cenaze kaldırıldı! Çoğunluğu yaralı 138 kişinin bulunduğu bodrumlardan hala haber alınmayanların sayısı ise 28 olarak biliniyor. 138 insan diri diri, an an ölüme hazırlandı. En son vahşice katledilerek nokta konuldu bu kanlı gösteriye…