Bakalım devletgiller bu defa nasıl kıvıracak. Gerçi bu devlette oyun çok. Utanmazlıksa dizboyu...
Serhat Tuna
Devletgillerin, karargahlarında patlatılan bombanın ardından alel acele “bütün bağlantılarıyla birlikte fail olarak” servis ettikleri Salih Neccar ismi de palavra çıktı.
Patlamayı üstlenen TAK, eylemi yapan kişinin kimliğini ve fotoğrafını yayınladı. Devletgiller bir kıvırma girişimi olarak önce bu fotoğrafın montaj olduğunu iddia etti. Abdülbaki Sönmez’in ailesi fotoğrafın çocuklarına ait olduğunu açıkladı.
Şapa oturan devlet, şimdi eylemi yapan kişinin netleştirilmesi için yapılacak olan “DNA testi” sonucunu bekliyor.
Tek başına bu durum bile çeteleşmiş devlet gerçekliğini ve onun ciddiyetsizliğini, çirkefliğini ele vermeye yetiyor.
Bakalım devletgiller bu defa nasıl kıvıracak. Gerçi bu devlette oyun çok. Utanmazlıksa dizboyu...
Bu patlamayı ilk duyduğumda, askeri bir hedefin vurulmuş olması dolaysıyla “Alma mazlumun ahını çıkar aheste, aheste” diye mırıldanmıştım içten içe…
Çünkü sokağa çıkma yasağıyla, tankıyla, topuyla, her türlü savaş aracıyla kuşatılmış Cizre’de evlerin bodrumlarına sığınmış insanlar “heval su” çığlıkları eşliğinde, toplumun gözlerinin içine bakıla bakıla vahşice katledilmişti. Bu vahşetin bir karşılığı olmalıydı.

Bu katliamlarda yakılmış, parçalanmış 164 cenaze çıkarıldı bugüne kadar. Tanklarla, toplarla yıkılan evlerin enkazlarından hala vücut bütünlüğünü yitirmiş cenazeler çıkmaya devam ediyor.
Devletgiller “Cizre’de kamu düzeni sağlandı” diyor.
Aynı katliam kuşatması, katledilişini canlı yayında izlediğimiz Tahir Elçi’nin tarihi Sur’unda devam ediyor. Keza İdil’de de benzer bir durum yaşanıyor. Devletgiller buralarda da “Kamu düzeni sağlanacak” diyor.
Biz bu ülkede “kamu düzeni” pahasına Gezi direnişi karşısında sergilenen devlet terörünü gördük. Bugün aynı gerekçeyle benzer bir terörü Cerattepe’de görüyoruz.

Kuşatılan Kürt illerinde, “kamu düzeni” pahasına kentlerle birlikte insanlar da alçakça yöntemlerle yok ediliyor.
İnsana, doğaya bir bütün olarak yaşama düşman bu alçaklığın sağlayacağı “kamu düzeni”ni kabul eden bir toplum, Hitlerci faşist rejimin payandası olmanın ötesine geçemez.
Bu düzenin böyle hüküm sürmesine omuz verenler, insanlığa karşı işlenen suçlara ortak oluyorlar.
Suyuyla, toprağıyla, insanıyla bu çeteleşmiş devlete ve onun sağladığı “kamu düzeni”ne karşı ayağa kalkma vakti. Yoksa yarın çok geç olacak.
Cizre gibi Cerattepe de kalmayacak, Ankara gibi İstanbul da…