Hammadde üretimindeki keskin gerileyiş sonucu çok işçi işten atılacak, atılmayan işçilerin ücretleri ise dondurulacak
Ege Deniz
Emperyalist yeniden paylaşım mücadelelerinde temel alanlardan biri olan hammadde sektörünün genel durumu, aynı zamanda bir bütün olarak tekelci kapitalist üretimin sınırlı canlılık-kısmi genişleme-uzun süreli durgunluk-depresif çöküntü şeklinde tanımlayabileceğimiz kriz çevrimlerinde hangi noktada bulunulduğuna dair ipuçları verir.
Bu açıdan bu sektörden gelen son sinyaller, emperyalist tekellerin ciddi bir durgunluk ve gerileme içinde olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda, Ortadoğu’da ve Uzakdoğu’da kızışan emperyalist kapışmaların arka planında nelerin yattığının örneğini de…
Petrol ve çelik gibi temel önemdeki hammaddelerin fiyatları adeta yerlerde sürünüyor. Bunun bir nedeni tekeller arası rekabetse, diğer bir nedeni rekabeti de körükleyen “talep” azalması. Yine kronik bir durgunluğa girdiği izlenimini veren ABD ekonomisi, toplam üretim-toplam tüketim yönünden hala 2008 krizi öncesini bile yakalamayan Avrupa ve Almanya ekonomisi, 2016’da sözümona yüzde 7 büyüyeceği öngörülen oysa daha şimdiden bunun gerisinde kalacağının sinyallerini veren Çin ekonomisi, dünya çapında petrole, madene ve metallere olan talepte keskin düşüşlere yol açtı.
Öyle ki, örneğin demir-çelik tekellerinin hisse senedi fiyatları 2014’e kıyasla yüzde 50-60'lara varan düşüşler yaşıyorlar.
En tepede emperyalist tekeller arasındaki rekabeti arttıran bu durum, ilkin altlarda örneğin bağımlı kapitalist tekellerde üretim hacmini arttırıp daha çok satarak düşen karları telafi etme refleksine yol açtı. Türkiye metal sektöründe patronların, işçileri daha fazla işe koşarak, daha yoğun bir emek sömürüsüyle daha fazla üretmek çabalarıında bunu gördük. Ama öyle anlaşılıyor ki bunun da sınırlarına gelindi.
Özelleştirildikten sonra 11 yıl önce Erol Evcil tarafından işletilmeye başlanan Sivas Demir Çelik Fabrikası (SİDEMİR) yönetimi, üretimi durdurarak fabrikayı kapatma kararı aldı. Faturası ise işten atılacak en az bin işçiye ödetilmek isteniyor. Çelik-İş Sendikası ise bu durum karşısında hiçbir şey yapmayıp sadece duyurmakla yetiniyor!
Yine bir başka yerde, Hatay’da 900 işçinin çalıştığı Nursan Demir Çelik Fabrikası, geçtiğimiz haftalarda üretimi durdurdu.
Hatay’ın İskenderun ve Dörtyol ilçelerinde 18 bin işçinin çalıştığı fabrikaların sahibi patronlar “krize girdik” feryatlarıyla işçi kıyımları sinyalini veriyorlar.
En büyük emperyalist tekellerde de işler kötü gidiyor. ABD çelik ve alüminyum sektörlerinde işten çıkarmalarda artış yaşanıyor. Geçtiğimiz ay, ülkenin en büyük çelik üreticisi US Steel, Mart ayında cevherin eritilip işlemden geçirildiği bölümü durdurmayı planlarken, Texas’taki Lone Star Boru İşletmeleri’nden 677 işçinin çıkarılacağını duyurdu. US Steel, geçtiğimiz ay, dördüncü çeyrek için 1 milyar dolar zarar bildirdi ki bu bir yıl için toplam 1,5 milyar doların üzerinde bir zarar anlamına geliyor. Geçtiğimiz yıl bu çelik üreticisi, Gary (Indiana), Fairfield (Alabama) ve Granite City (Illinois ) şehirlerinde üretime ara verilen yüksek fırınlar dahil olmak üzere 8 tesiste üretimi kıstı. Bu arada US Steel hisse senedi fiyatları önceki yıla göre yüzde 50’nin üzerinde değer kaybetmiş durumda.
ABD’deki Birleşik Çelik İşçileri sendikası (USW) ise, “işler ve üyelerinin yaşam koşulları pahasına karlılığa geri dönebilmeleri için” çelik patronlarıyla ile birlikte çalışmaya sözünü verdi. İşlerini kaybeden binlerce işçiye sahip çıkmak şöyle dursun, mevcut işçilerin ücretlerini dondurma ve sağlık yardımlarını kesme konusunda US Steel ile geçtiğimiz günlerde yeni bir üç yıllık sözleşme imzaladı!
US Steel’de yaşananlar sadece bir örnek. Sektörede faaliyet gösteren diğer tekeller de benzer süreçleri yaşıyorlar.
İleri (otomotiv sektörü gibi) – geri (maden ve metal cevherini topraktan çıkaran ve cevheri ilk işlemlerden geçiren sektörler) bağlantılarıyla birlikte hammadde üretimindeki bu keskin gerileyiş sürecek. Daha çok işçi işten atılacak, şimdilik atılmayan işçilerin ücretleri ise dondurulacak, sosyal hakları daha fazla kısıtlanacak. İşbirlikçi sendikalar ise tekelci patronların bu uygulamalarını kolaylaştırıcı roller üstlenmeye devam edecekler.
Özellikle metal sektöründeki öncü işçilerin dikkatine: İşçi sınıfına daha geniş çaplı saldırıların yaşanacağı önümüzdeki günlerde işçiler, emeklerini (ve ailelerini) koruyacaklarsa bunun yolunun sınıf-içi dayanışmayı büyütmekten ve kendi öz gücüne güvenip öz örgütlülüklerini yaratmaktan geçtiğini bilmeliler. Çünkü bundan başka tutunacakları dal kalmayacaktır!