Ataması yapılmayan 350 bin öğretmenin nasıl ucuz işgücü haline getirildiği eğitimin nasıl bir pazara dönüştüğünü gösterir
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın, ataması yapılmadığı için ya her türlü güvencesiz işte çalışan ya ücretli öğretmenlik gibi başka bir güvencesizliğe, üstüne üstlük de “köle” muamelesine mahkum olan ya da kronik işsizlikle boğuştukları için bunalıma girerek intihar eden ataması yapılmayan öğretmenlerle ilgili 'gösterişçi intihar sendromu' gibi aşağılayıcı bir kavramlaştırmaya gitmesinin üzerinden günler geçti.
Eğitim sistemi burjuvazi için tatlı karlar yapacağı yeni bir pazara ve dindar-kindar nesiller yetiştirmeye uygun şekilde dönüştürülürken öğretmenlik mesleğinin bu gerçeğe uygun bir dönüşüm yaşamaması mümkün değil. Bu dönüşüm süreci içinde adeta yap boz tahtasına dönüştürülen eğitim sistemi içinde devlet okullarının hali ortada. Kırık camlar, ısınmayan sınıflar, temizliği yapılmayan binalar... Sadece İmam Hatip(leştirilenlerin bu saydığımız yokluk ve yoksulluklardan azade olduğunu söylemeye gerek yok.
Tüm bu yıkım içinde en ciddi sıkıntıysa öğretmen açığı... Ataması yapılmayan yaklaşık 350 bin öğretmenin nasıl ucuz işgücü haline getirildikleri ise eğitim hizmetinin nasıl bir pazara dönüştüğünün de somut ifadesidir. Bu öğretmenlerden yaklaşık 75 bini (ki bakanlık bu rakamı 45 bin olarak gösteriyor) ücretli öğretmen olarak asgari ücretin altında ücretlerle çalışıyor. Onların varlığı her gün silah, Diyanet bütçeleri şişirilirken eğitime ayrılan bütçenin dibe doğru çekildiği bu ülkede burjuvazi ve temsilcilerinin nasıl bir eğitim sistemi ve nasıl bir öğretmenlik hayali içinde olduklarının somut işareti.
Radikal'den Ercan Sarıkaya'nın konuyla ilgili olarak hazırladığı geniş haberi ücretli öğretmenliğin nasıl bir köleliğin ifadesi olduğunu pekçok boyutuyla teşhir ediyor. Haberin bazı bölümlerini aktarıyoruz:
30 BİN ATAMA YAPILDI AMA...
Milli Eğitim Bakanlığı Şubat ayında 30 bin öğretmen ataması yaptı. Böylece bakanlığın kadrolu öğretmen sayısı 923 bin 448'e yükseldi. Atamalar yapılmasına rağmen öğretmen açığı kapatılamadı. Milli Eğitim Bakanlığı kaynakları öğretmen açığının 70-75 bin civarında olduğunu belirtiyor. Sendikalar ise bu rakamın 100 binin üzerinde olduğunu dile getiriyorlar.
AÇIK, UCUZ İŞGÜCÜ ÜCRETLİ ÖĞRETMENLERLE KAPATILIYOR
Peki bu öğretmen açığı nasıl kapatılıyor? İşte burada ‘ücretli köle’ olarak nitelendirilen öğretmenler devreye giriyor. Çoğunluğu atanamayan öğretmen adaylarından oluşan ücretli öğretmenler iş bulamayınca mecburen güvencesiz ücretli öğretmenlik yapmayı kabul ediyorlar. Bu öğretmenler görev yaptıkları okulda ikinci sınıf muamelesi görüyor. Yaklaşık 250 bini bulan atanamayan öğretmenler nedeniyle sayıları günden güne artıyor.
NE KADAR DERS O KADAR MAAŞ
Eğitim camiasının ‘köleleri’ olarak nitelendirilen ücretli öğretmenler devletin en önemli kurumunda açlık sınırın altında ücrete çalıştırılıyorlar. Kadrolu öğretmenlerin en az 2 bin 600 lira civarında maaş aldığı ortamda saati 10 liradan ders veriyorlar. Girdikleri ders saati kadar ücret alıyorlar. Aylık kazançları ortalama 400 ila bin 200 lira arasında değişiyor. Bir ayın sadece 10 ila 15 günü için sigortaları yatıyor. Öğretmenlerin sahip olduğu hiç bir hakka sahip değiller. Ülkenin geleceği olan çocukları yetiştiriyorlar. Çoğunluğu eğitim fakültesi mezunu bile değil, üstelik pedagojik formasyonları da bulunmuyor. Aralarında veterinerlik, arkeoloji, ziraat mühendisliği, su ürünleri gibi öğretmenlik mesleğiyle ilgili olmayan farklı bölümlerden mezun olanlar hatta iki yıllık bölüm mezunları da bulunuyor. En çok ücretli öğretmen sınıf öğretmenliğinde yer alıyor.
EĞİTİM SENDİKALARI NE DİYOR?
Radikal’e konuşan eğitim sendikaları yöneticileri de ucuz işgücü ve ücretli köle düzeni olarak adlandırılan sistemin kaldırılmasını istiyor. Peki neden?
Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, ücretli öğretmenlik sisteminin en önemli sebebinin ‘ucuz iş gücü temini’ olduğunu dile getiriyor. Koncuk şunları söylüyor: “Plansız programsız yürüyen bir sistem. Yaptığımız araştırmaya göre Türkiye’de yaklaşık 75 bin civarında ücretli öğretmen var. Ücretli öğretmenlik sistemini tamamen kaldırılıp öğretmen açığının kadrolu öğretmen atamasıyla kapatılması gerekiyor. Bazı yerlerde 2 yıllık yüksek okul mezunları bile derse girebiliyorlar. Ne yazık ki ülkemizde öğretmen açığının ücretli öğretmenler eliyle kapatılmaya çalışılıyor. Bu insanlar girdiği ders başına ücret almakta ve güvencesiz çalıştırılmaktadır. Bu insanların aylık primi tam ödenmemektedir. Oysa ücretli öğretmenler kadrolu öğretmenlerle aynı işi yapmaktadır. Buna rağmen köle mantığı ile çalıştırılmaktadır. Ücretli öğretmenlik, devletin ucuz insan gücü çalıştırmasının bir diğer adıdır. Öte yandan ücretli öğretmen olarak görev yapan eğitim fakültesi ve lisans mezunları olduğu kadar açık öğretim ve ön lisans mezunları da var. Öğretmenlikle hiçbir ilgisi olmayan açıköğretim ve iki yıllık yüksekokul mezunlarının okullarda ücretli öğretmen olarak derslere girmesi devletin bir ayıbıdır. Atama bekleyen yüz binlerce öğretmen ve bunun yanında 100 binin üzerinde öğretmen açığı olmasına rağmen devletin kadrolu öğretmen istihdamı yapmak yerine, ücretli öğretmen çalıştırması, hele hele öğretmenlik ehliyeti olmayan ön lisans mezunlarının derslere ücretli öğretmen olarak girmesi eğitimimizi yüzyıl geriye götüren bir uygulamadır. Hal böyle olunca okullarımızda verim ve kalite düşmektedir. Türkiye’nin en kısa zamanda ücretli öğretmenlik ayıbından kurtulması gerekir. Ücretli öğretmenlik görevlendirmesi sona ermeli, Milli Eğitim Bakanlığı sadece kadrolu öğretmen istihdamı yapmalıdır. Kurs merkezlerine de kadrolu öğretmen ataması yapılabilir.”
İSTANBUL’DA ÜCRETLİ ÖĞRETMEN SAYISI 14 BİN 787
Yaptıkları ücretli öğretmen araştırmasıyla ilgili de bilgi veren Koncuk, “En çok ücretli öğretmen 14 bin 787 ile İstanbul’da. İstanbul’u 3 bin 240 ile Bursa, 3 bin 231 ile Ankara, 2 bin 767 ile Şanlıurfa, 2 bin 617 ile Gaziantep, 2 bin 493 ile Hatay, 2 bin 295 ile İzmir, bin 720 ile Kocaeli, bin 637 ile Sakarya, bin 620 ile Adana, bin 488 ile Kahramanmaraş, bin 431 ile Mardin takip etmektedir” dedi.