Cumartesi, 11 Kasım 2006 (19 yıl 11 ay önce)
Mikrokredi uygulaması 2003 yılında AKP Diyarbakır Milletvekili Aziz Akgül tarafından başlatıldı. Uygulama, pilot bölge olarak seçilen Diyarbakır ve Bismil'den sonra ardı ardına Kürt illeri ve tüm Türkiye'ye yayıldı.
Aziz Akgül, geçtiğimiz Ekim ayı içinde projenin mimarı Nobelli Muhammed Yunus'u Diyarbakır'da ağırladı. Basında projenin pazarlanması kampanyasına dönüşen ziyarette sadece "başarı öyküleri" vardı. İşte bir tanesi: Yıldız Mamo.
Yıldız Mamo, 28 yaşında tam 3 çocuk annesi. 19 yaşında halasının oğluyla zorla evlendirilmiş. Çocukkten hayali öğretmen olmakmış. Hayalinin gerçekleşememesini maddi zorluklara bağlıyor. 250 YTL'lik mikrokrediyle yazma alıp işleyip, satarak ailesini geçindirmeye çalışıyor. Mikrokredi sayesinde sıkıntılarının azaldığını söyleyen Yıldız, hayalleri şimdi çocukları için kuruyor; tabi daha yoksul hayalleri: "Birde eğitimleri için imkan sağlayabilsem...." O, mikrokredinin başarı öykülerinden...
Türkiye gündemine Edebiyat dalında oturan Nobel'lerde, Nobel barış ödülü Bangladeşli Bankacı ve Ekonomi Profesörü Muhammed Yunus’a ve kurucusu olduğu Grameen Bank’a verildi. Yunus'a ödülü getiren bulduğu “Mikrokredit” kavramı oldu.
Mikro(p)kredi Projesi!
Mikrokredi projesi, fakir insanları özelikle de geleneksel bankacılık sistemi tarafından kapsanmayan kadınları sömürü çarkları içine katmayı amaçlayan bir proje.
Bu kredi ile kişilere kendi işlerini kurma endeksli mikro ölçekli sermaye yardımlarında bulunulmaktadır. Performansına (geri ödeme) bağlı olarak tekrar kredi alıp işini büyütme olanağı sağlıyor.
Ama kredileri almakla iş bitmiyor. Alınan kredileri geri ödeme zorunluluğu var. 1 yıl süreyle verilen kredilerde ödeme planı, haftalık ya da aylık taksitler üzerinden yapılıyor. Yıllık yüzde 20 faiz oranı ile haftada yüzde 2 tutarında faiz, müşteriler tarafından geri ödenir. Yapılan işte başarı sağlanmazsa bir daha kredi alma şansı ortadan kalkar.
Fakat özellikle yoksulların bunu tercih etmelerindeki neden, yoksulluktan kurtulmak için bunu tek fırsat olarak görmeleri ve sırtlarını yaslayacakları hiç bir güvencelerinin olmamasıdır. Daha iyi bir yaşam beklentileri bunda belirleyici oluyor.
Mikrokredi sistemi, başlangıçta ve ağırlıklı olarak kır yoksullarını, fakirleri ve işsizleri hedef almıştır. Bangladeş’te başlayıp, kültürleri ve uygarlıkları aşarak Türkiye, Brezilya, Meksika gibi ülkelere girmiş, ABD ve Kanada gibi emperyalist-kapitalist ülkelerde de devreye sokulmuş bir projedir.
Amaç ne?

Muhammed Yunus ve Nobel Komitesi, gerçekten yoksulların insanca yaşam haklarını savunup da mı bu projeyi yaptı ve ödüle layık gördüler, yoksa sermayelerine sermaye katıp onu mu ödüllendirdiler?
Mikrokredinin amacı, sermayeye bir hortum sağlamaktır. Yoksa sınırları aşıp yoksulları kalkındırmak, işsizliği ortadan kaldırmak için düşünülen bir proje değildir.
Amaç açık; yüz milyonlarca yoksulu mikrokredilerle kapitalist üretim içerisine çekmek. Zengin-yoksul ayrımında ortaya çıkacak sosyal patlama riskini azaltma hedefiyle emek sömürmek. Yüz milyonlarca insanı küçük üretici haline getirerek emekçilerin sırtında küçümsenmeyecek kredi faizleriyle kendilerinin pazar yerlerini genişletmek ve sağlamlaştırmaktır.