“Dokunmadığınız” ne kalmıştı

HDP’nin belirlediği, “Birimize bile dokunulursa bunu hepimize dokunulmuş sayarız” yaklaşımı yerinde bir tutumdur

GÜNCEL
Perşembe, 17 Mart 2016 (10 yıl 7 ay önce)

Faşist rejim Kürdistan ve Türkiye’deki sınır tanımaz katliamcı linç politikasını Kürt yasal siyaset alanında da sürdürüyor. Dokunmadığı daha ne kaldıysa, Kürt siyasetçilerinin katliamlar, saldırılar, bombalar arasında kazandıkları meşru statüsü milletvekili dokunulmazlıklarının da kaldırılmasını istiyor. Fiili ve siyasal linç politikasının çıtası Kürt milletvekillerinin “Faşizm karşısında diz çökmeyeceğiz” diyen duruşu karşısında hepten zıvanadan çıkıyor.



 



HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile Hakkari Milletvekili Selma Irmak, Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkçü’nün dokunulmazlıklarının kaldırılması varolan linç kampanyasının sadece bir parçası.



 



Oysa HDP milletvekillerinin dokunmadıkları hiçbir şeyi kalmadı. Kürdistan’daki katliamların bir parça kamuoyuna yansımasını sağlayan, bütün eksiklikleri, yetmezlikleri, geç tavır almalarına rağmen karşı koyan HDP’li seçilmişlerin kanunsuz değil, topyekun savaş konseptinin gereği gayet “yasal” bir şekilde evlerini basıyor, karşı koyanı dövüp yerlerde sürüklüyorlar. Mitinglerde kurşuna, gaza boğuluyorlar. Yaptığı adiliklerin bir parçası olarak karşısındaki kadın seçilmişlerse özellikle taciz ediyor, küfürler savuruyorlar…



 



Kürt seçilmişler söz konusu olduğunda, belediye başkanından milletvekiline kadar hiçbir “dokunulmazlıkları” zaten yoktu, topyekun savaşın yükseltilmesiyle birlikte hiç kalmadı.



 



Faşizm, en klasik taktiklerinden birisinden nafile bir şekilde medet umuyor. Toplumda bir yeri olan kanaat önderlerini, aydınlarını, akademisyenlerini, boyun eğmeyen her birey ya da politik kesimi terörize ederek buradan bütün toplumun ruhunu teslim almaya çalışıyor. “Elitlerinizi” parlamenterlerinizi dayaktan geçirip, gaza boğarsam, kurşunlarsam, suikastlerle seslerini kesmeye çalışırsam siz sıradan Kürdün başına neler gelebilir, varın siz düşünün” mesajı, özelde Kürtlere genelde bütün bir topluma yollanıyor. Bu sınırsız devlet terörü karşısında direnilmez duygusunu yerleştirmeye çalışıyor. Tıpkı Sur’da Cizre’de Silopi’de direnen Kürt emekçilerine olduğu gibi “çırılçıplak bir teslimiyet” dayatmasıyla karşımıza çıkıyor.



 



Dolayısıyla dokunulmazlıklar konusu sadece milletvekillerini ilgilendiren parlamenter bir hak sorunu değildir. Egemen burjuvazinin, Tayyip Erdoğan-Ordu ittifakında somutlaşan faşist yeni iktidar blokunun sadece Kürt halkına da değil Türkiye’deki bütün ilerici muhalefet dinamiklerine vermek istediği yeni bir gözdağı mesajıdır. Bundan ötürü ona karşı tutum sorunu, ne sadece HDP’nin sorunudur ne de HDP tutum belirlerken meseleyi sadece Mecliste bulunmanın sağladığı olanaklar boyutuyla sınırlı ele almak hakkına sahiptir. HDP’nin şu an için belirlediği, “Birimize bile dokunulursa bunu hepimize dokunulmuş sayarız” yaklaşımı yerinde ve doğru bir tutumdur. Gemi azıya alan şoven kudurganlık bugün bir kez daha bu adımı atmaya yeltenecek olursa, 1994′ten farklı olarak HDP bu sloganın hakkını vermek, onun ruhuna uygun davranmakla yükümlüdür.



 



[Alınteri'nin 15 Mart 2016 tarihli 21. sayısından alınmıştır]