"Kanserovası"ndan kim gidecek? Kanser edenler mi, kanser olanlar mı? Kanser olanlar dün, Dilovası Çevre Paneli'nde yaşama doğru bir adım attı. "Halk değil zehir saçan fabrikalar gitsin" diyen emekçiler, panelden dernek kurma iradesiyle çıktı.
“Dilovası üzerindeki zehir perdesini kaldırmak ve yarınlarımız olan çocuklarımız için yeni ve yaşanabilir bir Dilovası yaratmak” perspektifiyle hazırlanan Dilovası Çevre Paneli yapıldı.
Kadınlı, erkekli, çocuklu, yaşlı yaklaşık 100 kişinin katıldığı panel canlı tartışmalara sahne oldu. Devletin psikolojik kuşatması ve girişte mahkeme izniyle üst araması yapması katılımı engelleyemedi.
Üç bölümden oluşan panel açılış konuşmasıyla başladı. Konuşmada panelistler tanıtılırken amacın sadece sorunu tartışmak olmadığı çözüm yollarının da hep birlikte aranacağı vurgulandı.
[foto]dilovasi-panel2.jpg[/foto]
İlk bölümde bölgede yaşayanların anlatımlarından oluşan Dilovası Belgeseli gösterildi. İlgiyle izlenen belgeselde kendilerini gören izleyiciler neşeli anlar yaşadı.
Belgeselden sonra ilk sunumu Çevre Mühendisleri Odası temsilcisi Tülay Coşkuner yaptı. Sadece Dilovası’nda yaşanan çevre sorunuyla sınırlı kalınmadan su sorunundan çöp sorununa sanayiinin çevreyi kirletmesine kadar geniş bir sunum yapıldı. İstatistiki verilerin günlük yaşam diliyle anlatıldığı sunum görsel malzemelerle desteklendi. Özellikle çöp ve temiz su için faturalarda vergi toplandığı ancak halka bu hizmetlerin ulaşmadığı söylendiğinde salondan “evet almasına alıyorlar” şeklinde tepkiler yükseldi. Ayrıca Dilovası özgülünde çevre sorununun çözümü için öneriler getirildi. Sunum öne çıkmak, örnek olmak ve mücadele etmek vurgusunun yapıldığı “penguen” hikayesiyle bitirildi.
Tarım Orkam-Sen temsilcisi Akın Balcı ise daha çok örgütlenme ve mücadele etme üzerinde durdu. Patronların örgütlü olduğu ve onlara karşı ancak örgütlü bir güçle karşı durulabileceği anlatıldı.
Kocaeli Tabip Odası temsilcisi olarak Burhan Çağlar Usta konuşmasına bir soruyla başladı. “Ben sağlık bakanı olsaydım benden ne isterdiniz?” sorusuna “hastane”, “ilaç”, “temiz su” cevapları geldi. Ardından “Peki bunlar sizin sorunlarınızı çözer miydi?” sorusuna ise “hayır” cevabı verildi. Hastane açarak ilaç yazarak sorunun çözülemeyeceğini sorunun kaynağının ortadan kaldırılması gerektiği konuşmacı tarafından dile getirildi. Koruyucu sağlık hizmetinin öneminden bahsedilirken sağlık ocaklarının aile hekimliğiyle değiştirilmek istendiği ve koruyucu sağlık hizmetlerinin kaldırıldığı vurgulandı. Bir dinleyici “Bizim halkımız pasif kaldığı sürece biz bu pisliği çekeriz” tepkisine ise konuşmacı tarafından umutlu olması “Taraf ve güç olmak için bu birliktelikleri çoğaltmak lazım” cevabı geldi.
En son konuşmacı İstanbul Barosu üyesi Av. Ali Eşki oldu. Konuşmasını kısa kesen Eşki canlı bir örnekle başladı. “Mesela biz burada çevreyle ilgili sorunlarımızı konuşmak için panel yapıyoruz. Polisler mahkeme kararı çıkararak gelip üst araması yapıyorlar. Dışarıda ise her an sanayiciler çevreyi kirletiyor. Onlara hiçbir işlem yapmıyorlar” diyerek yasaların kimden yana olduğunu ve asıl toplu mücadele verilirse çözüme ulaşılabileceğini vurguladı. Bazı dinleyiciler karşılık olarak eylem yapılması gerektiğini “otobanı keselim yarım saat, görün bak ne oluyor” diyerek dile getirdi.
Son bölümde de çözüm önerileri üzerine tartışıldı. Çoğunlukla dernek çatısı altında örgütlenilmesi gerektiği ortak noktasında toplanan konuşmalarda şunlar ifade edildi:
Ben büyük bir sanayide çalışıyorum, görüyoruz çevreyi kirlettiklerini. Telefon ediyoruz zabıta geliyor cebine bir iki şey atıp gidiyor.
Polisan sahile boydan boya yayılmış. Geçenlerde yine taş döküyorlardı arkadaşlarla müdahale ettik. Sonra bir milletvekilini aramışlar. “Onlar hiçtir, siz dökün” demiş.
1987’de Dilovası’na geldim. Polisan yanında çocuk bahçesinde güvenliktim. Polisan bir zehir bırakıyordu gözlerimizden yaşlar akıyordu. Daha sonra boğaz kanserine tutuldum sesim kısıldı. İki defa ameliyat oldum 4 ay boğazım açık kaldı. Ben istiyorum ki yavrularımız böyle olmasın. Artık yaşımız geçti. Bugün 10 yarın 100 kişi olacağız. Bende 13 nüfus var. Korkuyorum onların da kanser olmasından, benim gibi olmasından..