Diyarbakır'da 16 yaşındaki N.B'nin yaşadığı zorla alıkoyma ve tecavüz, "rızası var" muamelesi gördü
Diyarbakır'da 16 yaşındaki N.B'nin başına gelenler ve mahkemenin aldığı tutum insanın aklına ilk elde şunları getiriyor:
Ensar Vakfı'nda öğretmen çocuklara cinsel saldırıda bulunur ve bu saldırı sistematik bir şekilde onlarca çocuğu kapsarken; devletin en tepesi, “bir kereden bir şey olmaz” tutumu sergiler. Okulda öğretmenin-müdürün kız çocuklarını sürekli taciz ettiği ortaya çıkar; mahkemeleri, belki de karşılarına kravat takarak çıktığı için “saygın tutum” sergileyen sapıkları tahliye hatta beraat ettirir.
Karakollar erkek egemen sistemin jandarmalığını yapar. Diyanet çıkar en akıl almaz iğrençlikleri meşrulaştıracak 'fetvalar' yayınlar... Bu zincir uzadıkça uzar. Fakat sonuç hep aynı olur. Tacize-tecavüze uğrayan kadınlar, çocuklardır asıl suçlu, esas ceza da onlara verilir zaten. Genellikle “rızası vardı” denilir. Olmadığına dair ise kanıt bulunamaz. Ne hikmetse rızasıyla olduğuna dair de kanıt yoktur ama kanaat hemen bu olasılıktan yana kullanılır!
Diyarbakır'da 16 yaşındaki N.B'nin başına gelenlerde olduğu gibi... S.A denilen psikopat sosyal medya üzerinden tanıştığı N.B'yi 1 ay boyunca eve kilitler, demir sopalarla döver, tecavüz eder. Olay N.B'nin annesine telefon ederek durumu anlatması hatta “bunlar beni satacaklar” demesi üzerine açığa çıkar. Polis geldiğindeyse N.B bir odaya kiltlenmiş vaziyette bulunur. Vücudunda da darp izleri vardır...
Fakat mahkeme bir çocuğun vücudundaki bu darp izlerinin, bir odaya kilitlenmiş olmasının bile zorla alıkonduğunu, tecavüze uğradığını göstermesine rağmen bu gerçeği basit bir ayrıntıya indirger ve sapığı sadece “reşit olmayan biriyle cinsel ilişkiye girmek” suçundan cezalandırır, o cezayı da “saygın tutumu” ve “bir daha yapmayacağı intibası bırakması” nedeniyle tecil eder.
Ne N.B'nin anlatımlarının ne de annesinin feryatlarının ehemmiyeti yoktur. Yargılanan erkeğin beyanlarıdır esas olan ve sonuç da buna uygun olur.
Sadece bu yaklaşım ve sonuç bile toplumsal çürümenin bu düzeyde yaygınlaşıp giderek meşruluk kazanmasının siyasal-ideolojik-hukuki arka planının anlaşılması açısıdan çarpıcıdır.
Bu pervasızlık karşısındna güçlü bir toplumsal tepki oluşmazsa dahası da gelecektir...