14:00 Duruşmadan sonra avukatlar Kazım Bayraktar ve Murat Yılmaz ile Sayfi Ana kısa açıklamalar yaptılar
14:00
Duruşmadan sonra Ethem’in avukatları Kazım Bayraktar ve Murat Yılmaz ile Sayfi Ana kısa açıklamalar yaptılar. Bayraktar konuşmasında an an incelenmiş, yavaşlatılarak görünür hale getirilmiş bilirkişi raporunun yeterli görülmemesi ve yeni bir rapor istenmesini teşhir etti.
Mahkemenin görüntüleri yeni yerlere yollayacağını belirten Bayraktar, “artık TRT’ye mi, TÜBİTAK’a mı yoksa üniversiteleri mi gönderilir bilemiyoruz. Ama nereye gönderilirse gönderilsin bu gönderilecek yerler bizde kuşku yaratıyor. Bir tarafta bilime altüst eden bir TÜBİTAK var! Hiçbir kurum siyasi iktidardan bağımsız hareket edemiyor” dedi.
Daha sonra söz alan Sayfi Ana, “Buraya ikinci gelişim. Hakkımızı savunmak için buraya daima geleceğim. Oğlumun hakkını alacağım” dedi. “Biz katilin buraya gelmesini istiyoruz” diye belirten Sayfi Ana, “Küçücük küçücük çocukları öldürdüler. Ne istiyorlar bizim çocuklarımızdan. Biz bu ülkede Barış istiyoruz, elini yakamızdan çeksin” diyerek isyanını dile getiri.
Avukat Murat Yılmaz da davaların takip edilmesinin önemine vurgu yaparak, “Nereye kaçırılırsa kaçırılsın takipçisi olmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi
13:00
Mahkeme şu kararları açıkladı:
*Görüntü kayıtlarının TÜBİTAK tarafından netleştirilmesinin olup olmadığı hususunda rapor aldırılmasına, görüntü kayıtlarının CD olarak mahkemeye gönderilmesine, TÜBİTAK tarafından mümkün değilse üniversitelerin ilgili birimlerince görüntülerin netleştirilmesine.
*Şahbaz’ın tutuksuz yargılanmasına ve duruşma günü mahkemeye getirilmesine gerek görülmemesine,
*Bir dahaki duruşmanın 27 Haziran saat 11:00'de görülmesine!
Kısacası Aksaray’daki tiyatronun 2’inci perdesi de sürprizlerden uzak ve o bilindik teranelerle sona ermiş oldu.
12:53
Ara karar açıklanıyor.
12:40
Aradan hemen önce yaşananları özetliyoruz:
Av. Teoman Özkan, “bir ülkede her şey çökebilir ancak adalet sistemi çöküyorsa burada bir sorun vardır” diyerek başladığı sözlerini, Ethem’in katillerini yargılamayanların aileden özür dilenmesi ve utanılması gerektiğini belirtti. “Görüntülerde neyi görmediniz söyleyin, birlikte bakalım” diyen Özkan, eğer yeni bir bilirkişi seçilecekse mahkemeye gelmesini istediklerini dile getirdi.
Başka bir avukat 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yetkisizlikle sanığı tahliye etmesinin yok hükmünde olduğunu vurgulayarak, bu kararın nasıl alındığının açıklanmasını istedi. Sanığın yeniden tutuklanmasını isteyen avukat, Şahbaz’ı tahliye eden yargıçların yargıç olmadığını/olamayacağını dile getirdi.
Şahbaz’ın avukatı da klasik “terör örgütü propagandası yapılıyor” yakıştırmasından sonra da Şahbaz’a nasıl taş atıldığından, yaralandığından, vücudunun çeşitli yerlerinde ağrılar olduğundan, 15 günlük rapor aldığından bahsetti. Sayfi Ana “orada mıydın?” diyerek tepki gösterdi.
12:35
Savcı, dosyada belirtilen görüntülerin iyileştirilmesi amacıyla yeni bir bilirkişi raporu hazırlanmasına ve Şahbaz'ın tutuksuzluğunun devam etmesi yönünde görüş belirtti.
Duruşmaya beş dakika ara verildi.
12:30
Hakim; Görüntülerin net olduğunu ama üçüncü atış anının flu olması nedeniyle karar veremediklerini söylüyor...
Avukat Kazım Bayraktar, Adli Tıp’tan istenecek yeni bir rapora güvenmediklerini, üniversitelerden alınacak bir rapor istediklerini belirtti. Görüntüleri inceleyen bilirkişi raporuna guvenmeyip farklı yerlerden rapor bulmanın hukuksuzluk olduğunu söyledi. Bu kadar yoğun baskının, darbe koşullarının olduğu bir dönemde bütün devlet kurumlarının yanlı davrandığını, Adli Tıbba da, mahkemelere de güvenmediklerini vurguladı.
Şahbaz’ın hapishaneden kaçırılırcasına, organize bir şekilde çıkarıldığını, aslında “firari sanık” olduğunu belirtti. Bir iç savaş yaşandığını ve bu koşullarda polise ‘halka karşı suç işlemesi’ yetkisi verildiğini söyledi.
Doğrudan siyasi iktidar tarafından öldürme politikasının izlendiğini dile getiren Bayraktar, Kürt illerinde yaşanan kirli-dizginsiz savaşın öldürme yetkisiyle donatılmış polis tarafından nasıl yürütüldüğünü örneklerle anlattı. Savaşın da kuralları olduğuna değinen Bayraktar, Cizre’nin yakılıp yıkıldığını, bunu yapan asker ve polislerin yargılanmayacakları güveniyle alabildiğine hoyrat davrandığını örneklerle anlattı.
Asker ve polis işbirliğiyle gerçekleşen akıl almaz cinayetlerde yüzlerce çocuğun katledildiğini dile getirdi. İstanbul’da Dilek Doğan ve Uğur Kurt’un nasıl keyfi ve pervasızca katledildiklerine değinen Bayraktar, mahkemeye dönük olarak bu pervasızlıkta alınan aklama kararlarının belirleyici olduğunu vurguladı. Bayraktar sözlerini “cinayeti teşvik etmeyin” diyerek bitirdi.
Bayraktar’dan sonra sözü avukat Teoman Özkan aldı.
11:53
Avukat Murat Yılmaz, davanın Aksaray’a hukuksuz bir şekilde taşınmasını, hazırlanan tutanakların nasıl kopyala yapıştır şeklinde hazırlandığını, Şahbaz’ın söyleyeceklerinin bile önden dikte ettirildiğini, tüm olup bitenlerin aslında siyasi bir tutumun ifadesi olduğunu belirtti. Hakimlere “siz itiraz etmeye bile cesaret edemiyorsunuz” diyen Yılmaz, davanın Aksaray’a alınmasına rağmen izlemekteki ısrarlarını sürdüreceklerini vurguladı. Yılmaz ayrıca eğer gerçekten yeniden yargılanma olacaksa o zaman Şahbaz'ın salona getirilmesi ve olay anının görüntülerinin birlikte izlenmesi gerektiğini, halen "havaya ateş etti" demenin gözgöre göre gerçeği çarpıtmak olduğunu da dile getirdi.
Ethem'in avukatlarından Kazım Bayraktar konuşuyor.
11:47
Avukat Murat Yıldız, davanın Aksaray’a hukuksuz şekilde taşındığını belirterek, eleştirdi. “Burada yaşanan hukuksuzluk siyasi bir tutumun yansımasıdır” dedi.
11:40
Duruşma Şahbaz’ın “tanıklarının” ifadelerini çürütmeyle başladı. Avukat Yılmaz, Şahbaz’ın amiri Serkan Güçlü’nün söyledikleriyle ilgili olarak, “gördüklerini değil yapılması gerekenlerin talimatını veriyor” dedi. Çünkü Güçlü, olayın çekilme esnasında olduğunu ve buna göre değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor ifadede!
Şahbaz’ın başka bir arkadaşının ifadesinde ise 'Ben de olsam aynısını yapardım' demesi üzerine Ethem in avukatı böyle bir tanıklık olamayacağı gibi böyle bir ifade de olamaz dedi.
11:35
Sayfi Ana, Mustafa ve İkrar Sarısülük, ÇHD avukatları, Ethem’in Ankara ve İstanbul’dan gelen yoldaşları, dostlarının katıldığı duruşma az önce başladı. Katil Şahbaz’la SEGBİS üzerinden bağlantı kuruldu.
Heyet avukatlara bir tutanaktan bahsetti. Ethem’in avukatlarından Kazım Bayraktar böyle bir tutanaktan haberlerinin olmadığını belirtti. Avukatlara verilen tutanak incelendi. Tutanak, “tanık” olduğu söylenen bazı polislerin ifadelerini içeriyor. Ethem’in avukatlarından Murat Yılmaz söz alarak bu tutanağın niteliğini teşhir etmeye başladı.
11:30
Mehmetçik Vakfı’ndaki sivil faşist saldırının ayrıntıları şöyle:
Ethem yoldaşın duruşmasının takip etmek üzere Alınteri okurları, Taksim Dayanışması, Berkin’in babası Sami Elvan, Kaldıraç okurlarının bulunduğu otobüs ihtiyaç molası sırasında Türkeş'in mezarına giden bir grup sivil faşistle karşılaştılar. Kaldıraç okuru bir gencin kafasındaki Che şapkasını gören güruh saldırıya geçti. O sırada gencin yanında bulunan Sami Elvan'a ve Gezi Aileleri Derneği’nden Volkan'a da saldırı oldu.
Daha sonra saldırıya uğrayan genç ellerinden kurtularak araca ulaştı. Peşinden faşist saldırganlar da araca geldi. Ancak araca “alınmadılar”, geri dönmek zorunda kaldılar. Daha sonra Sami Elvan da araca geldi. Volkan ve diğer bir kişi tesisin içinde kalınca araçtakilerden bir grup da onların yanına gitti. Gerilimden bir süre sonra ortalık sakinleşince araçlara binilerek yola devam edildi. Saldırı sırasında sıyrıklar ve darp izleri oluştu.
11:15
Dışarda bekleyenlerin hepsi salona alındı.
11:10
Aile duruşma salonuna alındı. Salonun durumuna göre dışardan gelenler de alınacak. Şu anda on beş kişi daha salona girdi. Adliye önündeki bekleyiş de devam ediyor.
Ethem yoldaşın katilinin sözümona yeniden yargılandığı davanın 2’inci duruşması bugün saat 11:00’de Aksaray Adliyesi’nde görülecek.
Duruşmayı izlemek için İstanbul’dan yolan çıkanlar kent çıkışındaki Mehmetçik Vakfı’nda verilen mola esnasında sivil faşist güruhun saldırısına uğradılar. Yaklaşık 150 kişilik faşist güruh da aynı noktada mola vermişti. Mahkemeyi izlemek üzere Aksaray’a giden gençlerden birinin kafasındaki Che amblemli şapkayı gören bu güruh linç edercesine saldırdı.
Tuvaletlerin önünde kıstırılan gence saldırıldığını gören başka bir kişi de olaya müdahale edince o da aynı şekilde saldırıya uğradı. Aksaray’a giden diğer kişilerin haberdar olmasıyla gerilim yükseldi. Sivil faşistler tuvaletlerin olduğu bölümde kıstırdıkları iki kişiyi bir saatten fazla mahsur bıraktılar. Gerilimin yükselmesiyle birlikte faşist grubun “şefleri” olayı yatıştırdılar.
Mahsur kalan iki kişinin alınmasıyla birlikte tekrar yola çıkıldı. İstanbul’dan giden otobüs, Ankara girişinde de durdurularak kimlik kontrolünden geçirildi.
Ethem yoldaşın katili Ahmet Şahbaz, Kürt illerinde devlet terörünün en dizginsiz biçimiyle hayata geçirileceği savaşın hemen arifesinde kelimenin gerçek anlamıyla korsan bir şekilde tahliye edilmişti. Yargıtay’ın usulden bozduğu dava “güvenlik” gerekçesiyle Aksaray’a alınırken, yetkisiz kalan Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi bu arada yetkisi olmayan davayla ilgili alelacele karar vererek Şahbaz’ı tahliye etmişti. 11 Ocak’ta Aksaray’da görülen ilk duruşmadaysa Şahbaz getirilmemiş, SEGBİS üzerinden ifade vermişti.
Bu hikaye, devletin kiralık katillerinin elini serbest bırakmak için yapmayacağı şeyin olmadığının açık delilidir. Fakat buna rağmen Kürt illerinde akıl almaz vahşetler yaşatan o katiller bile bir noktadan sonra korkudan ıslık çalabiliyor. Dün basına yansıyan bir haber bunun somut ifadesidir: Bin PÖH’çü istifa dilekçesi vermişti!