SAĞLIK
Sağlık, sermaye için en karlı yatırım alanlarından biri haline geliyor. Biz işçi ve emekçiler ise, bedensel, zihinsel, psikolojik, her açıdan tam bir
sağlık çöküntüsü yaşıyoruz.
Tıptaki ilerlemeleri öğrendikçe başımız dönüyor. Avrupa'daki bir hasta, ta Japonya'daki bir tıp ekibi tarafından, bilgisayar ve robotlarla ameliyat edilirken; biz, Ortaçağ hastalıklarından telef oluyoruz! Beş yıldızlı otel hizmeti kalitesinde kapitalist sağlık işletmeleri birbiri ardına açılırken, biz hastane kapılarından kovuluyor, rehin kalıyoruz. Hastalık ve sakatlıklarla yüklü tahribat kamburumuz ise giderek büyüyor. Yaygınlaşan ve ağırlaşan hastalık ve sakatlıklarımıza karşın tedavi olanaklarına dahi erişimimiz kısıtlanıyor.
Sağlıkta, adım adım genel bir yıkıma itiliyoruz. Resmi istatistiklere göre nüfusun yüzde 12'si bedensel olarak sakat. Bir o kadarının da zihinsel, psikolojik sakatlıklarla malul olduğu tahmin ediliyor. İş “kazaları”, meslek hastalıkları, çevre felaketleri, hepsi bir olup, üzerimize çullanıyorlar.
Kapitalizmin emeğimiz üzerindeki sömürü ve tahribatı had safhada artarken, kendimizi asgari sağlıklı düzeyde dahi yeniden üretme koşullarımızın ortadan kaldırılması ne anlama geliyor? Bu, sürece yayılmış imha değilse, nedir?
Oysa, toplumsal gelişmeyle birlikte, sağlık ihtiyacı da daha ileri düzeye ulaşıyor. İşgücünün kaba tamirinden ibaret köhnemiş tedavi sistemi tarihe karışıyor.
(...)
Koruyucu sağlık sistemi kurulmalı ve tüm işçi ve emekçilere parasız sağlanmalı. Öncelikle, en yaygın ve ölümcül, sakat bırakıcı hastalıklardan emekçileri korumaya yönelik düzenlemeler yapılmalı. Kadın ve çocuk sağlığı, gebelik sağlığı, okul sağlığı, işçi sağlığı ve iş güvenliği, yaşlı sağlığı, konut ve çevre sağlığı, sağlıklı kent planlamacılığı, doğanın koruma altına alınması ve geliştirilmesi, zararlı çevresel atıklara karşı kesin önlemlerin alınması ve ağır yaptırımlara bağlanması sağlanmalı. Tarım ve gıda ürünlerinin sağlığa uygunluğunun denetimi, tüm ürünlerin (cep telefonundan giyim eşyalarına kadar) insan sağlığına yan etkileri açısından denetimi ve standartlara bağlanması sağlanmalı. Toplum sağlığı programları, düzenli çevresel ve biyolojik ölçümler, deprem, yangın ve diğer felaketlere karşı koruyucu önlemler alınmalı. Sağlık hizmeti sadece hastanelere başvuranlara değil, tüm işçi ve emekçilere; yalnızca hastalara değil, sağlıklı görünenlere de götürülmeli. Koruyucu sağlık sistemi, tedavi edici sağlık hizmetleriyle bir bütün olarak kavranmalı; işçi ve emekçilerin katılım ve denetimi temelinde düzenlenmelidir.
Taleplerimiz:
[foto]cegic.jpg[/foto]Parasız sağlık hizmeti!
[foto]cegic.jpg[/foto]İşçi ve emekçilerin katılımı ve denetiminde koruyucu sağlık sistemi kurulmalıdır!
[foto]cegic.jpg[/foto]İş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı etkin önlemler, denetim ve ağır yaptırımlar!
[foto]cegic.jpg[/foto]İşçi sağlığı ve iş güvenliği enstitüsü kurulmalı!
[foto]cegic.jpg[/foto]Bölgesel İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulları yaptırım gücüne sahip olarak işletilmeli!
Kölece Çalışmaya Kölece Yaşamaya Hayır!
Kampanya Dizisi - 1
Kasım 2006