Kendisine defalarca şiddet uygulayan ve fuhuşa zorlayan eşini öldürmekten yargılanan Çilem tahliye edilmedi
Kendisine şiddet uygulayan eşi Hasan Karabulut'u öldürdüğü için 9 aydır cezaevinde tutulan Çilem Doğan'ın Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün görüldü. Mahkeme Doğan'ın 'tutukluluk halinin devamına' karar verdi. Sonraki duruşma 6 Mayıs 2016 tarihine ertelendi.
“Hep kadınlar mı öldürülecek?!” sözleri, özgüvenli-onurlu duruşuyla kadına dönük şiddet ve cinayetlere karşı yürütülen mücadelenin sembolü haline gelen Doğan, emniyete 4 kez ihbar başvurusunda bulunmuş, defalarca işkenceye uğramış, darp raporu almış, eşi tarafından fuhuşa zorlanmıştı.
Çilem Doğan'ı Avukat İsa Ayanoğlu ve Adana Kadın Platformu'ndan Fatoş Haçıvelioğlu savundu, yirmi avukat da duruşmada hazır bulundu. İlk duruşmada avukatlar, “ölüm tehdidi altında” kocasını öldürdüğü gerekçesiyle meşru müdafa hükümleri uygulanarak tahliyesi talep etmişti. Fakat mahkeme bazı eksiklerin giderilmesi gerekçesiyle talebi reddetmişti.
Çilem'in avukatları ve yakınları dışında çok sayıda kadın da duruşmayı izlemek için bugün Adliye'ye geldi. Kadınların ince aramadan geçirilerek içeri alındığı, duruşmayı izlemek isteyen kadınların salona alınmadıkları, Hasan Karabulut'un yakınlarının duruşmayı izlemeye gelenleri tehdit ettikleri belirtiliyor.
Geçen duruşmada mahkemenin istediği belgeler
Geçen duruşmada tahliye talebini reddeden mahkeme şu eksiklerin tamamlanmasını istemişti: Gördüğü şiddet sebebiyle hakkında 9 kez koruma kararı verilen Çilem Doğan'ın maktul hakkında Organize Suçlar Müdürlüğü’ne ihbarda bulunup bulunmadığının, Doğan'ın suç kaydı olup olmadığının, daha önce silah kullanıp kullanmadığının araştırılması, telefon kayıtları ve maktul ile tanık Pınar arasındaki telefon kayıtlarının tutanakları.
4 kez ihbar ettiği belgelendi
Bugün görülen 2'inci duruşma kimlik tespitinin ardından, savunmalarla başladı. Doğan’ın avukatı İsa Ayanoğlu ve Fatoş Haçıvelioğlu yaptıkları savunmalarda, Emniyet Müdürlüğü’nden istenen belgelere verilen yanıtta, Doğan’ın 4 kez ihbar ve başvuruda bulunduğu belirtti, “Emniyetten gelen yazıda Çilem’in ihbarda bulunduğu açıkça anlaşılıyor, Çilem Emniyet’i 4-5 gün içinde 4 kez aramış ve uzun görüşmeler yapılmış” dedi.
Spekülasyon yapılan tişörtü okuma yazma bilmeyen annesi getirdi
Avukatlar Çilem gözaltına alındığında üzerinde bulunan ve hakkında çokça spekülasyon yapılan İngilizce “Sevgili geçmiş, verdiğin tüm dersler için teşekkürler" yazan tişörtün okuma yazma bilmeyen annesi tarafından emniyetteyken üstünü değiştirsin diye getirildiği belirtildi.
Çilem Doğan'ın 9 aydır tutuklu olduğu, öldürme kastı ile hareket etmediği ve 2.5 yaşındaki kızının mağdur olduğu belirtildi.
Müşteki avukatları: 'Cinayet para için işlendi!'
Müşteki avukatı ise cinayetin para için planlı yapıldığı iddiasını sürdürdü. Kadın örgütlerinin yaptıkları açıklamalarla olayı farklı mecralara çekildiğini, mahkemenin baskı altına alınmaya çalışıldığını öne sürüldü. Avukat, dosyaya gizlilik kararı verilmesi ve basında çıkan haberlerin engellenmesini de istedi. Çilem'in yirmi avukat tarafından savunulmasını ise, "bir sürü avukat gelmiş ilk celse ses etmedik bu celsede bir sürü sanık avukatı,hani vekaletleri?” şeklinde tepki gösterdi.
Maktul gibi suç dünyasındaki kişilerin yalnızca uyurken silahını yastığın altına koyduğunu, bu yüzden maktulün uyurken öldürüldüğü öne sürüldü. Müşteki avukatlar, maktulün abisinin 7.65 mm değil 9 mm tabanca kullandığını söylemesi üzerine silahın kendisine ait olmadığını dile getirdi. Sanığın ağır tahrik altında cinayeti işlediği kabul edilmekle birlikte taammüden adam öldürmeden ceza alması istendi.
Maktulün ailesinin fuhuşa zorlama iddiasını reddederek "Şiddetten dolayı dayanamayıp öldürdüm deseydi alnından öperdim" sözleri ile yıllardır devam eden şiddeti kabul ettiğini ifade eden sanık avukatları, para alışverişini inkar etmediklerini, müvekkillerinin zaten bunu ifadelerinde dile getirdiğini söyledi.
Çilem Doğan'ın evliliği boyunca şiddet gören bir kadın olduğunu ifade eden sanık avukatları, "Olay farklı bir mecraya çekilmiş. Olay başlı başına bu mecradadır. Bu baskı ve korku sonucu gerçekleşmiştir" dedi.
Mahkeme heyeti, dosya takibi gerekçesi ile duruşmayı 6 Mayıs 2016 gününe erteledi.