Taksim'i işçi ve emekçilere yasaklayan devlet, polisler için meydanı açıyor
Taksim Meydanı’nı işçi ve emekçilere kapatan, burası “eylem, gösteri, miting yeri değil” diyen devlet, polis teşkilatının kuruluş yıldönümü için Taksim Meydanı’nı açıyor.
Gezi’de, Kürdistan’da “destan” yazan polisler için Taksim Meydanı bariyerlerle çevrilmiş, keskin nişancılarla donatılmış bir halde törene hazır hale getiriliyor.
1 Mayıs’ta Taksim’in işçi ve emekçilere “yasak” olduğunu belirten devlet için, kendi kolluk güçleri mevzubahis olunca Taksim de bir anda tören yapmak için uygun bir alan olabiliyor.
Nusaybin’de tüm kirli ve vahşi uygulamalarına rağmen direnişi kıramamalarını, bunun yanında ne kadar saklamaya çalışırlarsa çalışsınlar ağır kayıplar vermelerini ve katliamcı ordusunun içinde yaşanmakta olan Vietnam Sendromu’nu Taksim’de yapacağı büyük gövde gösterisiyle örtmeye çalışırken, bir yandan da “her istediğimi yapabilirim” diyerek halka gözdağı vermeyi hesaplıyor.

Ama ne ironiktir ki, göstermeye çalıştığı tüm “gücü”ne rağmen, bunun için bile Taksim’i keskin nişancılarla, etten duvarlarla, bariyerlerle kuşatmak zorunda kalıyor! Tıpkı Davutoğlu’nun Diyarbakır’a “komutan” edasında gidebilmesinin tüm şehrin ablukaya alınması, devasa bir koruma ordusuyla kuşatılması pahasına gerçekleşebilmesi gibi…
Taksim dün olduğu gibi bugün de emekçilerin, işçilerindir. Bizler oraya, taşlarımız, halaylarımızla ve direngenliğimizle gireceğiz. Sizler ise oraya ancak bariyerler ve keskin nişancılarınızla girebilirsiniz.
Bunun adı “Korku”…