Nusaybin 21. yüzyılın Guernica'sı yapılmak isteniyor!
Nusaybin’de toplu kıyım hazırlığı yapılıyor. Tam 28 gündür ağır silahlar ve binlerce JÖH-PÖH elemanı tarafından ablukaya alınan Nusaybin’deki direniş, rejimi çılgına çevirmiş durumda. 28 gündür uzaktan top atışları dışında direniş mahallelerine yaklaşamayan asker ve polis güçleri, yaklaşmaya çalıştıkları her durumda kayıp verdiler: Elliye yakın JÖH-PÖH elemanı ölürken, 100’e yakını da yaralandı. Bunlar arasında iki binbaşı ve özel harekat şube müdürleri de bulunuyor.
Bu tablo karşısında geliştirilen son tutum, ildeki en yüksek mülki idare amiri olan ve operasyon yetkisi bulunan Vali’nin devreden çıkarılması ve yetkinin tümüyle askere verilmesi oldu!
Cizre ve Sur başta olmak üzere direnişin yaşandığı diğer kentlerden çıkarılan deneyimle güç ve taktiklerini geliştirdikleri anlaşılan YPS/YPS-JIN güçlerinin görkemli direnişi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a “uzaktan atışlarla yakıp-yıkın” talimatı verdirmişti. Aynı şeyi Devlet Bahçeli de “taş üstünde taş baş üstünde baş bırakmayın” tehdidiyle dile getirmişti. Şimdi yetkinin tümüyle askere devredilmesi bu politikanın en fütursuz biçimiyle hayata geçirileceğini gösteriyor. Cizre’de insanları diri diri yakanların, direniş karşısındaki bu saldırganlıklarıyla Nusaybin için neler planladıklarını tahmin etmek ise güç değil.
Son bilgilere göre Nusaybin’deki devlet güçleri stratejik noktalara yerleşerek buralardan mahallelere top ve obüs atışları ile saldırıp, evleri yakıp yıkıyor. Mahallelere paletli vinç götürülmesi de nasıl bir katliam ve yıkım planlandığının işaretidir.
Dün basına yansıyan haberlere göre, Mardin Valisi’nin devre dışı bırakılması operasyon sırasında yaşanan kimi koordinasyon sıkıntıları nedeniyle gündeme gelmiş. Hatta valilinin görevden alınması bile gündemdeymiş. Gören de günlerdir ilerleyememelerinin nedeni Vali’nin çıkardığı pürüzler sanacak! Oysa gerçeğin öyle olmadığını en iyi kendileri biliyorlar. Gerçek; haklı ve meşru bir davanın gücü ile faşist barbarlık arasındaki farkın bir kez daha açığa çıkmasıdır.
Fakat bu gerçeğe rağmen düzenlemenin diğer anlamı da yapılıp edilecekler konusunda en küçük bir pürüze bile tahammül edilemeyecek bir saldırganlıkla hareket edilmek istendiğidir. O kadar ki Vali’yle ilgili kararlar için çıkarılacak kararname bile beklemeden operasyon için merkezi koordinasyon mekanizması fiilen kurulabiliyor! Tüm istihbarat ve operasyonel kararlar tamamen en üst rütbeli askerin denetimine bırakılıyor.
Tayyip Erdoğan’ın da dediği gibi “Boş verin mevzuatları!”. Her şey kurt kanunlarıyla olup bitmeli yani…
Nüfusu 90 bin olan kentte 60 bin kişinin evlerini terk ettiği, 30 bin kişinin halen orada yaşadığı vurgulanıyor. Direnişin devam ettiği 6 mahallede de çok sayıda sivilin barındığı belirtiliyor.
Son haberlere göre devlet güçleri Tayyip Erdoğan ve Bahçeli’nin soykırımcı yaklaşımlarına uygun hareket ediyor. Kentin savaş uçaklarıyla havadan bombalanması, 200’den fazla binanın hem karadan hem de havadan yapılacak nokta atışlarla vurulması bu katliamcı planın sadece bir parçası!
Son düzenlemeyle ilgili haberde geçen “ayrıntılar” Nusaybin’in Devlet Bahçeli’nin dile getirdiği bu yaklaşımla imha edilmek istendiğini gösteriyor. Habere göre, belirlenen 200 binanın uzaktan imha edilmesi için önce bölgede sivil vatandaşların bulunup bulunmadığı belirlenecek, ardından da zırhlı araçlardan sivillerin bölgeyi terk etmeleri için anonslar yapılacak. Sivillerin tahliyesi için yaşam koridoru oluşturulduktan sonra gerekli zaman beklenecek. Bu işlemlerin ardından bu binalar uzaktan imha edilecek.
Cizre ve diğer yerlerden de biliyoruz ki Nusaybin’de aslında böyle bir anons, böyle bir süre verme, koridor açma sözkonusu olmayacak! Teslim olmayan, diz çökmeyen, dayatılan onursuzluğu kabul etmeyen yaşlı-genç-çocuk… tüm Kürtler katledilecek, hem de en vahşi biçimlerle…
21. yüzyılın Kerbelası, Dersim Katliamı ve Hitler’in gaz odalarını anımsatan Cizre’nin daha kapsamlı bir şekilde tekrar etmemesi için bu gidişat karşısında “dur” denilmesini bekliyor Kürt halkı… Aksi takitirde Nusaybin'den yeni bir Guernica çıkarılmak isteniyor! Acısı, utancı hiç dinmeyecek, asırlarca peşimizi bırakmayacak bir trajedi!