Salı, 14 Kasım 2006 (19 yıl 11 ay önce)
Hükümet, geçici işçilere kadro verileceği vaaz ve vaadlerinde erken çark etti. Ağustos ayı içinde geçici işçilere kadro sağlanacağı duyurulmuştu. Geçici işçilerin kadro hayalleri 2007 bütçesinin altında ezildi.
Ki zaten geçici işçiliğin sınıfın kolektif ve militan mücadelesinin dışında her hangi bir şekilde yok olmasını beklemek gerçek bir hayaldir.
Sınıfı kağıt üzerinde bölüp parçalamanın ve kölece çalışma koşullarının yasal bir formülasyonu olan geçici işçilik, en fazla 11 ay ve 29 günlük sözleşmelere dayanır ve iş güvencesi, örgütlenme, tazminat vb. hakların gaspı anlamına gelir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, tarafından geçici işçilerin kadroya alınmasının 648 milyon YTL'lik maliyete neden olup, bütçe dengelerini sarsacağı açıklandı. Bu açıklamanın, TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı'nın cari açığa dikkat çeken açıklamasının hemen ertesine denk gelmesi ise dikkat çekici.
Kamuda 207 bin geçici işçi çalışırken bu işçilerin sadece 33 bini 6 aydan az sözleşmelere sahip. Geri kalan büyük çoğunluk aslında daimi işçi olsa da başta iş güvencesi ve örgütlenme gelmek üzere sınıfın mücadelesi ile kazandığı tüm haklardan mahrum edilmek için sözleşmelerle geçici olarak çalıştırılıyorlar.
Önceki Haber: Devlet geçici işçilere kadro verecekmiş!
SERMAYE BİRİKİMİNE KARŞI TOPLUMSAL İHTİYAÇLAR
Kapitalizm, emeğimizi amansızca tahrip ediyor. Temel ihtiyaçlarımızı alınır satılır hale getirerek ulaşılmaz kılıyor; yoksulluğumuzu arttırıyor. Çalışma hakkımızı, dinlenme ve kendimizi yenileme, geliştirme hakkımızı, eğitim hakkımızı, sağlık hakkımızı gaspediyor.
Bir yandan da daha fazla sömürü için de olsa, bilimin, teknolojinin geliştirilmesi; emeğin, üretimin ve bilginin toplumsallaşması, sadece en yakıcı ihtiyaçlarımızın değil, kendimizi çok yönlü geliştirme ihtiyacımızın da karşılama
olanağını getiriyor. Hem de artık eski, yetersiz haliyle de değil! Konut sorunumuzun çözümü için geriye, gecekondu tarzına bir daha dönmeyeceğiz! Sağlık sorunumuzun çözümü için geriye, kapılarında telef olduğumuz köhnemiş hastanelere, bir göz atıp teşhis koymaya dönmeyeceğiz! Eğitim sorunumuzun çözümü için geriye, ezberciliğe, dayatmacılığa, elemeci sınavlara dönmeyeceğiz!
Yüzümüzü geriye, eskiyi savunmaya değil; kazanacağımız geleceğe döneceğiz. Dört-altı saatlik işgününün de kendimizi çok yönlü geliştirmenin de sağlıklı çalışma ve yaşamanın da olanakları önümüzde serpiliyor. Bunlara ulaşmamızın, kavuşmamızın, bunların
kalıcı birer hakka dönüşmesinin önündeki biricik engel, emeğimizin sömürüsü üzerine kurulmuş, tüm haklarımızı gaspeden kapitalizmdir. İşte bu yüzden, bu ihtiyaçlarımızın her biri ve hepsi için mücadelemiz, aynı zamanda ücretli kölelik düzenine karşı mücadele olmalıdır.
Kölece Çalışmaya Kölece Yaşamaya Hayır
Kampanya Dizisi - 1
Kasım 2006