Suçlular cezasız kalmamalı!

Fotoğrafta uzanan el, ahlanıp sızlanmaktan fazlasını bekliyor. İnsanlıktan çıkmanın üreticisi, alıcısı, parçası olmamaya çağırıyor.

GÜNCEL
Salı, 14 Kasım 2006 (19 yıl 11 ay önce)

Hepimizin kanını donduran 17 aylık bebeğe tecavüzün tıbbi olarak kesinleşmesinden sonra SHÇEK (Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu) mahkemeye başvurdu. Bebek, SHÇEK’e yani devletin himayesine verilecek. Bu sizin aklınıza hangi olayı getiriyor? Evet, Malatya'yı… Ne olduğunu hatırlatmayacağız, ama o olayın ardından bu konuda neler yapıldığını, SHÇEK’in durumunu, devletin bu soruna ayırdığı bütçeyi vb. hatırlayanınız, bileniniz var mı? Daha doğrusu takip ediyor muyuz? Hayır, SHÇEK yurtlarında kalan ya da orada bile kalamayan sayısız çocukla birlikte unuttuk! Karlı tiraj ve ratinglerin konusu olduktan sonra gündemden düştü, yitip gitti.

Ve şimdi hepimize çok daha ağır gelen bir tokat yedik suratımıza. Bebeğe tecavüz kesinleşti. Suçlululara öfkeliyiz. Ama öfkeden başka hislerimiz de var. Bizde travma etkisi yarattı bu haber, bütün inanç ve değer sistemimizi sarstı. Travma etkisi çok derin, çünkü yakalandık! Çünkü unuturak, susarak, hesap sormayarak… bu derece olmasa bile başka binbir türlü rezilliğin, insanlıktan çıkmanın üreticisi, alıcısı, parçası olarak… biz de parçasıyız bu suçun. Bu suçun ardında yalnızca birkaç ucube sapık değil, koca bir suç şebesi var; içinde olduğumuz toplum.

İnternet forumlarında, ekran başında, arkadaş sohbetlerinde “parçalayalım!” diyor herkes. Ama aslında biliyoruz ki bu çetenin bu ucube yaratığını ortadan kaldırmakla bir yere varamayacağız. Çünkü bir yanda yalnızca işsizlik, açlık, yoksulluk ve kölece çalışma değil, düşkünleşmenin her türüyle sefaletin ve acının biriktiği, öbür yanda her gün ekranlarda zevk ve sefanın binbir türlüsünün yer aldığı bir toplumda, başkasının acısından zevk ve çıkar sağlamak her zaman güncel olacak. Ve biri ya da birileri artık alışılmışın da ötesinde, giderek daha derine gömdüğümüz insanlığımızı acıtacak bir şeyler mutlaka yapacak. Bu seri cinayet ve tecavüz şebekesi kendine yeni tetikçiler ve aklımıza gelmeyecek yeni suçlar, daha beteri daha kirlisini mutlaka bulacak! Öyleyse sorun şu; bu şebekeden çıkmak, bu akla hayale sığmayacak yeni suçlara engel olmak istiyor muyuz, istemiyor muyuz? Bir daha böyle bir şey duymak ya da görmek istiyor muyuz, istemiyor muyuz?

Gazete ve televizyonlar üst üste gelen seri cinayet ve tecavüz olayını katilin dövmesi, bebeğin o ucubeyle resmi vb. vb. ile süslenmiş rezilce bir magazinellikle verdi günlerce.

Aynı günlerde aynı gazetelerde 12 Eylül’ün seri işkence ve tecavüzlerine yer verdiği için “Eve Dönüş” filmine salyalarla saldıran Hıncal Uluç gibi yazarlar yazmaya devam ediyor, arka sayfalarında “barbie bebek”ler, “çocuk yüzlü” mankenler birer seks objesi olarak yer almaya devam ediyordu.

Aynı günlerde aynı televizyonlarda “racon değil kafa keserim”ci Kurtlar Vadisi dizisinin yeni yeni türevleri piyasaya sürülüyor, “Sıla” adlı bir dizide erkek kahraman kadın kahramana tecavüz ediyor ama tecavüze uğrayan tecavüz edene aşık olma yolunda ilerlerken, tecavüzcünün aslında ne iyi bir insan olduğu anlatılmaya devam ediyordu.

Araya giren reklamlarda bize bir ürünü almamızı söylemek için kiralanmış, gerçekten birbirinden sevimli çocuklar boy gösteriyordu. (“Ne ilgisi var?” diyorsunuz belki, “Aynı şey mi?” Değil tabii ki. Ama çocukların bir gelir ve reklam kapısı yapıldığı, “kentli” anne-babalarının onları televizyon reklamları için seçmelere götürdüğü bir toplumda sizce yaşamını kendi bedenini pazarlayarak-pazarlatarak sürdüren bir anne çocuğunu nasıl satar? Ve sizce tek örnek o mudur?

Çocukların da her gün satlerce izleyebildiği klipleri düşünün bir. Televizyonlarda senelerce oynayan Britney Spears’in liseli üniformasıyla okul koridorunda yaptığı şuh danslı klibi, Petek Dinçöz’ün “top bilmemkaç”larda zirveye çıkan yine lise üniformasıyla suyun içinde dansettiği klibi… Lise üniforması bir “seks objesi”, “Lolita” da romandan çıkıp gözde bir medya kahramanı olalı çok oldu.

İşte azmettiriciler!
İşte azmettericiler! Suça ortak olanlar olarak artık ayağa kalmalı ve hesap sormalıyız! Televiyon, gazete ve internet sitelerini, SHÇEK’i, bakanlıkları ve ilgili kurumları mail bombardımanına tutmalı, ilgili haberlere yorum girmeli, kurumlarının önünde eylem yapmalı, “Suçlu sizsiniz!” demeli ve bütün bunlara devam etmelerine izin vermemeliyiz. Bölgemizdeki kimsesiz çocuk yurtlarını toplu ziyaretle kendimiz denetlemeli ve bunu sürdürmeliyiz. SHÇEK ve bağlı bulunduğu Başbakanlık’tan, önlerinde düzenleyeceğimiz eylemlerle bu konuda ne yaptıklarının hesabını sormalıyız. Çalışma Bakanlığından çocuk köleliğine ilişkin ne yaptığının hesabını sormalıyız.

Unutmaya değil, ezberimizi bozmaya ihtiyacımız var. İçine itildiğimiz hastalıklı rekabet, düşmanlık ve korkulardan sıyrılmaya ihtiyacımız var. Bu seri cinayet ve tecavüz örgütlenmesini parçalamak için işyerimizde, okulumuzda, mahallemizde, internette bir araya gelmeye, dayanışmaya örgütlenmeye ve onun insanlığımızı ezip geçen ama artık kanıksadığımız başka suçlarına karşı mücadele etmeye ihtiyacımız var. Bunu yapmadıkça bu şebekenin bir parçası olmaktan, suçlarının ortağı olmaktan kurtulamayacağız. Şimdi yapacaklarımız, bunun için bir adım olacak.

Bu adım için herkesi harekete geçmeye ve bu yazıyı başkalarına da göndermeye çağırıyoruz. Bu konuda atılacak her adımın takipçisi olduğumuz gibi, eylemlerin de örgütçüsü olacağız. İletişime geçmek isteyenler için adresimiz; posta@alinteri.org

Email yollanabilecek bazı resmi kurumlar ile medya kuruluşları:

• bimer@basbakanlik.gov.tr
• webmaster@csgb.gov.tr
• ntv@ntvcom.tr
• webmaster@atv.com.tr
• bizeyazin@kanald.com.tr
• flashtvhaber@operamail.com
• bizeyazin@startv.com.tr
• info@kanalturk.com.tr
• okur@sabah.com.tr
• mektup@hurriyet.com.tr

Alınteri Gazetesi