Savaşın yarattığı sessiz yıkım!

Van'daki çoban pazarı savaşın yarattığı sessiz yıkımın çarpıcı tablosudur

AGÎRE JÎYAN
Çarşamba, 20 Nisan 2016 (9 yıl 11 ay önce)

Savaş sadece kan, kıyım ve vahşet değildir. Bir de toplumsal yaşamda sessizce yaşanan kıyımlar, yıkımlar vardır. Tüm toplumsal hayatın enkaza dönüşmesi... İşçiler, emekçiler, yoksul köylüler her zaman bu enkazın en dibinde kalanlar olur. İşsizlik, yoksulluk ve yoksunluk doruk noktasına ulaşır. İşin içine bir de ırkçılık, toplumsal kutuplaşma girmişse; “mazlum” konumundaki taraf için hayat adeta cehenneme dönüşür. Bugün Kürdistan'da yaşanan savaşın yarattığı benzer sonuçları her gün her an görebiliyoruz.



 



Savaştan kaçarak ya da topraklarında ekmek bulamaması nedeniyle mevsimlik-geçici işlerde çalışarak birkaç kuruş kazanmak için buralara gelmiş Kürt işçilerin neler yaşadıkları, kimi zaman açığa çıkan örneklerle basına da yansıyor. Bir işçinin Kürt olduğu için hangi yöntemlerle baskılanmaya çalışıldığına dair pekçok örnek sözkonusu.



 



Patronlar için aslında dinin de, vatanın da, milletin de bir önemi yok. Varsa yoksa daha fazla kar, bunun için de daha ucuz emek gücüdür. Ama ırkçılığın histerik bir toplumsal psikolojiye dönüştüğü anlarda onlar da bunu etnik kimliği farklı işçileri daha fazla baskılamak, daha hoyratça sömürmek için sonuna kadar kullanırlar. Kürt kökenli işçilerin şantiyelerde, atölyelerde, informel sektörlerin çeşitli alanlarında nasıl kullandıklarına dair sayısız örnek vardır.



 



Bu basıncı derinleştirmek için bazen ırkçılığın doğrudan temsilcisi olurlar. Hatta öyle ki kimisi kimliğinde Kürt illerinden birinin yazılı olduğu işçileri işe almaz, diğeri kapısına 'Kürt olan buraya giremez' diye yazı asacak kadar hoyratlaşır.



 



Ya köylüler?



İşçiler bunu böyle yaşarken köylüler için durum farklı mıdır? Şu anda Kürdistan'da tarım da hayvancılık da yapılamaz durumda. Özellikle yaylaların, otlakların kapatıldığı alanlarda hayvancılık adeta bitme noktasına gelmiş durumda. Hayvanların bakımıyla ilgilenen çobanlarsa açlık tehlikesiyle karşı karşıya.



 



DİHA’dan İdris Sayılgan'ın yaptığı haber bu durumu net olarak ortaya koyuyor. Haberde Van’daki çobanların yaşadığı sıkıntı dile getirilerek, şöyle devam ediliyor:



 




Çoban Pazarı'nda iş bekleyen çobanlar, yayla yasaklarından kara kara düşünüyor. "Özel Güvenlik Bölgesi" ilanlarıyla adeta adım atılacak mera bırakılmazken, hem çobanlar hem de sürü sahipleri yasaklardan dert yanıyor.



 



Yıllarını dağlarda ve yaylalarda çobanlık yaparak geçiren Mikail Acar, günlerdir sabahın erken saatlerinde pazara geldiğini ancak yayla yasaklarının hem kendilerini hem sürü sahiplerini olumsuz yönde etkilediğini söyledi.



 



Geçtiğimiz yıllarda 2 bin 500 TL ile 3 bin lira arasında yapılan pazarlıkların bu yıl 4 bin lirayı bulduğunu kaydeden Acar, "Savaş koşullarında çobanlık yapmamız çok zor ama mecburuz. Yapabilecek başka bir işimiz yok. Yaylalar yasaklı. Ne olacağı belli olmaz. Çobanlar bu sene korkuyorlar. Hem çobanlar hem sürü sahipleri ne yapacağını şaşırmış" diye anlatıyor durumu.



 



Fesih Aktar ise, sabah geldikleri pazarda akşama kadar bekleyip eli boş bir şekilde evlerine dönmek zorunda kaldıklarını dile getirerek, yayla yasakları nedeniyle ne yapacağını kara kara düşünenlerden. Yayla yasaklarının en çok kendilerini etkilediğini söyleyen Aktar, "Millet perişan bir halde. Geçen sene maaşımız en düşük 2 bin 700 TL civarındaydı. Bu sene sürü sahipleri de 2 bin 500 TL civarında fiyat söylüyorlar. Hem onlar hem biz perişan olduk" sözleriyle dert yandı. 



 



Cahit Bozkurt adlı çoban da, yasaklara isyan ederek, devletin Kürt halkına kendi topraklarında zulüm ettiğini söyledi. Bozkurt, "Biz Kürt'üz. Bu toprakların sahibiyiz. Kendi topraklarımızda yaylalarımıza, köylerimize gidemiyoruz. Hayvanlarımızı otlatamıyoruz" diye konuştu.