Ağacın kurdu ya da A. Tan vak’ası

A. Tan fanatik bir şeriatçı, iflah olmaz bir sol ve sosyalizm düşmanı; AKP'ye daha çok yakışıyor

GÜNCEL
Cumartesi, 30 Nisan 2016 (10 yıl 5 ay önce)

Nergis Torul



 



HDP, başındaki dertler azmış gibi ikide bir Altan Tan’la uğraşmak zorunda kalıyor. HDP listesinden aday gösterilmek için 7 Haziran öncesi elinden gelen cazgırlığı yapan Altan Tan’ın HDP ile arasında doku uyuşmazlığı var çünkü.



 



A. Tan fanatik bir şeriatçı, iflah olmaz bir sol ve sosyalizm düşmanı. Karakterini belirleyen bu iki temel özelliğiyle AKP’ye daha çok yakışıyor. Bir zamanlar “aynı yolları beraber yürüdükleri” Mehmet Metiner gibi yüz bulmuş olsaydı şayet bugün onu da pekala AKP sıralarında otururken görebilirdik.



 



Kaldı ki bunun daha önce olmaması bundan sonra olmayacağı anlamına gelmiyor. Hatta gidişine bakacak olursak belki de eli kulağında bu taklayı da atmasının.



 



Çünkü A. Tan, kendisiyle HDP ve Kürt özgürlük hareketinin politikaları arasına gün geçtikçe daha çok ve daha belirgin biçimlerde mesafe koyuyor.



 



Öyle ki, 1 Kasım seçimlerinden sonra HDP’lilere karşı burjuva medyada özel bir ambargo uygulanırken A. Tan ekranlardan neredeyse eksik olmuyor. Çünkü kendini HDP’nin adeta dışında ve üstünde “ulu bir kişilik” olarak gören gerici bir megaloman olarak Altan Tan, partisi hakkında bile ağzına geleni söylüyor.



 



Mesela özyönetim ilanlarını ve hendek direnişlerini tıpkı devletin ağzıyla mahkum edip PKK’ye, “sıkıysa Amed’de, Van’da, Mardin’de de özyönetim ilan etsenize” şeklinde meydan okuma küstahlığını gösterebiliyor… Kürt illeri tank ve top ateşleriyle yıkılıp inanmış yurtseverler bodrumlarda, evlerinde, sokaklarda katledilirken o Meclis’te başı örtülü kadın personelin sosyal haklarının tanınmasına ilişkin kanun teklifleri vermekle uğraşıyor… AKP’deki dinci gericilerin çoğuna rahmet okutacak bir pervasızlıkla ikide-bir şeriat düzeninin propagandasını yapıyor… Her fırsatta sola ve sosyalizme saldırıyor, partisindeki solcular hakkında bile atıp tutuyor…



 



Kendisi ve yakınları adına devletin yakıp yıktığı Sur’un yağmalanmasından pay kapmaya çalışmak dahil el altından rant peşinde koştuğuna dair hakkında çok ciddi iddialar dolaşan şeriat meraklısı bu gerici Kürt burjuvasının son “marifeti”, çocuk tecavüzlerine yataklık eden Ensar Vakfı’na kol kanat germek oldu. “İslami vakıf” görünümü altında devlet olanaklarını yağmalamak üzere örgütlenmiş bu gerici çıkar örgütlenmesinin yurtlarında onlarca çocuğun yıllardan beri sistematik bir biçimde tecavüze uğradıkları gerçeği ortaya çıktığı halde bu gerici, AKP’li kukla bakan Sema Ramazanoğlu’yla aynı dili kullanarak çocuklara değil gerici vakfa sahip çıktı. Üstelik partisi HDP’nin o bakan hakkında bu yüzden gensoru verdiği sırada yaptı bunu.



 



Ve HDP, 7 Haziran’dan beri süregelen sinikliğini bir kez daha tekrarlayarak bu şeriatçı küstaha “yeter artık” diyemedi. Zaten A. Tan gibilerini başına bela eden HDP’nin kendisi. İzlediği belkemiksiz politikalar, parlamenter budalalıkla birleşen, daha doğrusu ikisi birbirini besleyip büyüten oportünizmi.



 



A. Tan megalomanını bu denli şımartan, HDP’nin ona yüz vermesi oldu. 7 Haziran seçimlerinde önce liste dışı bıraktığı bu gericinin ağlayıp sızlamalarına, partiye şantaj yapmaya kalkmasına “kapsayıcı olmak”, “barajı geçebilmek için her oya ihtiyaç duymak” gibi gerekçelerle HDP prim verdi. Asıl büyük yanlış orada yapıldı.



 



7 Haziran sonrası devletin azgınca saldırıları karşısında HDP iyice paralize olup sıkıştıkça, güç ve prestij kaybettikçe de A. Tan gibilerinin ayranı daha fazla kabardı. MSP ve Refah Partisi dönemlerinden bu yana dinci gerici çizgide politika yapan bu iflah olmaz şeriatçı, birey olarak kim ki, cürmü ne ki HDP onun şantaj ve dayatmalarına bu denli boyun eğiyor hala?..



 



Öbür yandan kendini partinin üstünde gören A. Tan megalomanı, madem o kadar güçlü (!) bir kitle desteğine sahip pozları takınıyor 7 Haziran öncesi liste dışı kalacağını anladığında HDP’nin peşinden koşmayı niye sürdürdü o zaman?.. Eski yol arkadaşlarından Haşim Haşimi gibi o da seçime bağımsız girseydi de alsaydı ya boyunun ölçüsünü…



 



A. Tan’la HDP arasındaki doku uyuşmazlığının büyüyüp belirginleşmesi sadece bu politik öznelerin farklı türden oportünizmlerinin doğurduğu bir sonuç olarak görülmemeli. Bu farklılaşmanın temelinde daha derin bir neden var. O da, Kürt siyasal hareketi içindeki sınıfsal ayrışmaların hızlanması olgusu. Hareket içindeki sömürücü sınıflarla emekçi kesimler, burjuvalar ve orta sınıflarla işçiler, kent ve kır yoksulları arasındaki eski ‘ortak ruh’ ve ‘davranış birliğini’ eskisi gibi sürdürmenin koşulları bir dizi etken sonucu artık ortadan kalkıyor. Bunun yerini herkesin sınıfsal meşrebine uygun tavır aldığı bir çatallanma alıyor. Asıl görülmesi gereken bu.



 



Onun için -ister Altan Tan meselesi olsun isterse başka bir konu- tutum ve politikalar, bu önü alınamaz nesnel sürecin gerekleri ve muhtemel seyri dikkate alınarak oluşturulmak zorunda.



 



[Alınteri'nin baskıya hazırlanan 3 Mayıs 2016 tarihli 24. sayısı için kaleme alınmıştır]