Gazetemiz devrimci 1 Mayıs ruhunun dinamizmini taşıyor
Gazetemizin bu sayısı 1 Mayıs hazırlıklarının koşturmacası içinde hazırlandı. Geçen sayımızın (15 Nisan) Alınteri’nden köşesinde belirttiğimiz gibi 1 Mayıs haberlerini girebilmek için matbaaya bu seferlik 2 gün geç gideceğiz. Kapak ve orta sayfalarımızı 1 Mayıs haberlerine ayırdık.
1 Mayıs’ın nerelerde, nasıl kutlanacağı konusu bu yıl da çok taraflı tartışmalara konu oldu. Burjuva devletin yasak ve dayatmaları çatışmanın bir cephesiydi. Ancak ‘ilerici güçler’ cephesinde yaşanan tartışmalar bu yıl devletle olan irade savaşımının da önüne geçti, daha doğrusu geçirildi.
Sadece Türkiye’de değil dünyada da burjuvazi, 1 Mayıs’ın “kaç kişi” tarafından kutlandığından da önce “nasıl” kutlandığına bakar. Onu sıradan bir “bahar gezintisi” ya da “ruhunu rahatlatma ayinine” dönüştüren kuru kalabalıklar tarafından kutlanmasından değil, 2 Mayıs sonrasına da örnek ve esin oluşturacak devrimci bir ruhla kutlanmasından korkar.
Türk tekelci burjuvazisi ve onun faşist diktatörlük rejiminin bu konudaki tahammül sınırları, iç ve dış politikada yaşadığı sıkışmalar yanında ciddi bir ekonomik ve toplumsal krizle karşı karşıya olunduğu için bu yıl daha da daralmış durumdaydı. O yüzden rejim, yasak cenderesini daha da daralttı, karşısındakileri korkutarak sindirmeye yönelik tehdit ve şantajlarının perdesini yükseltti.
Bu noktada sonucu tayin edecek olan ‘emek cephesi’nin takınacağı tavırdı.
“İkinci cephe” işte bu noktada açıldı: Çürümüş sendikal bürokrasi ve onunla aynı hamurdan yoğrulmuş ekonomizm ve reformist tabansızlık, tek adam diktatörlüğü yolunda ilerlemeye çalışan faşizme karşı direnmeyi düşünmek yerine havlu atmayı seçti.
Gezi’de mesele nasıl “3-5 ağaç meselesi” değildiyse, bu 1 Mayıs’ta da mesele biçimsel bir “alan tartışması” ya da “alan fetişizmi” değildi. Hala utanmadan “Haziran ruhunu” sömürmeye çalışan siyaset bezirganlarıyla “alan mı talepler mi” şeklinde Aristo’ya rahmet okutacak cinlikte mantık oyunlarına başvurarak çürümüş oportünizmlerini gizleme çabası içinde olan tescilli 1 Mayıs kaçakları ortadaki bu çıplak gerçeği görmek ve anlamak istemediler!..
Ama tarih, bu satışı elbette unutmayacaktır!..

