'... Kamulaştırmasız el koyma yolu yaygınlaşmış, kamu yöneticilerinin keyfine bırakılarak fiilen gaspa dönüşmüştür'
Avukat Kazım Bayraktar kamulaştırma ve kamulaştırmasız el koyma yoluyla gerçekleştirilen sermaye birikim politikalarını Ankara Dikmen'de takip ettiği bir dava üzerinden teşhir etti.
"Ankara Dikmen vadisinde kamulaştırmasız el koyarak üzerine inşa ettirdiği süper lüks binaları satarak özel şirketlerle birlikte çok büyük karlar elde etmiş, ancak el koyduğu taşınmazların sahiplerine hiçbir ödeme yapmayarak yargı yolunu göstermiştir" diyen Bayraktar, bu gasp ve gaspı pekiştiren yasalar karşısında yürtülen hukuksal mücadeleyi anlattı.
Son Torba Yasa'ya konulan bir maddeyle taşınmazları göz göre göre gaspedilen emekçilere tüm hukusal yolları kapatan siyasal iktidarın bu kararlarının bir dava özgülünde nasıl bozulduğunu anlatan Bayraktar'ın açıklamasını güncel öneminden dolayı tam metniyle yayınlıyoruz.
Keza bu maddeyle şu anda Cizre, Sur, Silopi gibi özel savaşla yakılıp yıkılan Kürt kentlerinin talanı başta olmak üzere, genel olarak kamulaştırmalar yoluyla gerçekleşecek sermaye gaspına yasal zemin hazırlanmış, tüm hukusal pürüzler bir hamlede düzlenmişti.
"Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek hakkında Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarfından verilen karar: 'Yargı Kararlarını Uygulamayan Kamu Görevlilerinin Kişisel Kusuru İncelenmelidir'" cümleleriyle başlayan açıklama şöyle devam ediyor:
Kamulaştırma ve kamulaştırmasız el koyma yolu, Türkiye’de sermaye birikim politikalarının bir aracı olarak kullanılagelmiş ve mevzuatı da bu amaca göre düzenlenmiştir. Kamulaştırmaların ve el koymaların çoğu kamuya hizmet için değil büyük sermayenin kar ve sermaye birikim amaçlı kullanımına sunmak için yapılmaktadır.
Kamulaştırma veya kamulaştırmasız el koymaya maruz kalanlara, zararları var ise yargı yolu gösterilmiştir. Ancak yargının verdiği tazminat kararları kamu kurumları tarafından uzun yıllar boyunca uygulanmamakta tazminatlar ödenmemektedir. Kamu kurumlarına karşı icraya konulan yargı kararları, haciz yolları yasalarla kapatıldığı ya da kısıtlamalar getirildiği için fiilen işlevsiz bırakılmaktadır.
Gelinen aşamada kamulaştırmasız el koyma yolu yaygınlaşmış, kamu yöneticilerinin keyfine bırakılarak fiilen gaspa dönüşmüştür. Bu gasp yolunu en çok kullananlardan biri de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih Gökçek’tir.
Ankara Dikmen vadisinde kamulaştırmasız el koyarak üzerine inşa ettirdiği süper lüks binaları satarak özel şirketlerle birlikte çok büyük karlar elde etmiş, ancak el koyduğu taşınmazların sahiplerine hiçbir ödeme yapmayarak yargı yolunu göstermiştir.
Bunun üzerine açtığımız bir tazminat davasında mahkeme tarafından 2010 yılında tazminat kararı verilmiş olmasına rağmen bugüne kadar yargı kararını yerine getirmemiş, tazminatı ödememiştir. Benzer durumda yüzlerce yargı kararı yerine getirilmemiştir.
Sahıslarına gönderdiğimiz ihtara rağmen yargı kararını yerine getirmeyen İ. Melih Gökçe ve hesap işleri sorumluları hakkında, İdari Yargılama Usulü Kanununun 28/4 maddesi uyarınca yargı kararının uygulanmaması nedeniyle şahsi sorumlulukları ve kusurları bulunduğu gerekçesiyle yaklaşık 600 bin liralık tazminat davası açtık. Ancak yargılama devam ederken, davamızın hukuksal dayanağı olan 28. maddenin 4. fıkrasındaki “kararı yerine getirmeyen kamu görevlisi aleyhine de tazminat davası açılabilir.” cümlesi AKP Hükümetinin çıkardığı bir torba yasa ile maddeden çıkarıldı ve böylece İ. Melih Gökçek gibi kamu kurumu yöneticilerinin yargı kararlarını uygulamamaktan doğan sorumlulukları kaldırıldı.
İ. Melih Gökçek ve benzerlerini yargı kararlarına karşı korumak, keyfi ve çıkar amaçlı el koymaları yaygınlaştırmak amacıyla çıkarılan bu korsan yasaya boyun eğen, Anayasa'ya aykırılık iddiamızı reddeden mahkeme tarafından tazminat davamızın reddine karar verildi.
Tarafımızdan temyiz edilen karar Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından, yargı kararını uygulamayan kamu yöneticisinin kişisel kusurlu olabileceğine işaret edilerek bozuldu. Bozma kararın gerekçesinde şu ifadelere yer verildi:
“Somut olaya gelince, davacılar, davalıların görevlerini kasten yerine getirmedikleri ve böylelikle kendilerinin zarara uğradıklarını iddia ettiklerine göre davalı kamu görevlilerinin kişisel kusurlarına dayanmışlardır. Şu durumda davalılara husumet yöneltilebileceğinin kabulü ile işin esası incelenerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir...”
Siyasi iktidar politikaları doğrultusunda taşınmazları yasa zoruyla gasp edilenlere, yargı kararına bağlanmış tazminatları alabilmeleri için yeni bir yol açıldığı gibi genel olarak yargı kararlarını uygulamayan kamu görevlilerinin kişisel kusurlarının dava konusu yapılmasının, dolayısıyla kusurdan zarar görenlerin ilgili kamu görevlilerinin şahıslarına karşı yargı yoluna başvurmalarının da yolu açılmış oldu.
AKP Hükümeti bu hakkı da yeni bir korsan yasa ile ortadan kaldırır mı bilemeyiz. Ancak, yargı kararlarını uygulamayan kamu görevlilerinin kişisel kusurları artık dava konusu yapılabilecek.
İ. Melik Gökçek tarafından uygulanmayan, raflarda ya da icra dairelerinde süründürülen yüzlerce yargı kararı var. Küçük-orta mülk sahibi kesimlerin taşınmazlarını gaspedip, çıkar amaçlı işbirliği içinde olduğu büyük şirketlerin sermaye birikimine katkı olarak sunan İ. Melih Gökçek'in, yargı kararlarını uygulamak yerine, Belediyenin parasını hangi yolsuz, usulsüz, gereksiz kanallara akıttığını “Gökçek'in kişisel kusur”ları kapsamında mahkeme dosyasına sunacağız.
Saygılarımızla
Av. Kazım Bayraktar