Asya Yüksel, halkının özgürlük kavgasına kendini sakınmasızca adamış binlerden biriydi
Cizire Meclis Eşbaşkanı Asya Yüksel ile şehrin ablukaya alınmasından sonra tanışmıştık. Sokağa çıkma yasaklarının ilk başladığı dönemde, Alınteri gazetesi olarak bölgeye gitmiş, orada hareketin önde gelenleriyle röportajlar yapmıştık. Asya Yüksel, halkının özgürlük kavgasına kendini sakınmasızca adamış binlerden biriydi. Bölge halkının bu faşist abluka ve saldırganlığa karşınasıl direndiğini anlatırken gözlerinin içi gülüyordu.
Yetişkin iki çocuk annesi olan Asya Yüksel'in, o vahşet bodrumlarında yakılarak katledilenler arasında olması büyük olasılıktı. Yapılan DNA testleri sonucunda Asya Yüksel’in cenazesi teşhis edildi. Onu, bedeli ne olursa olsun direnme yolunu seçenlerin, diz çökmeyenlerin yanına uğurladık. Saygı ve sevgiyle kucakladık...
Asya Yüksel ile kadın ve kadın örgütlenmesi üzerine o tarihlerde (Ekim 2015) yaptığımız röportajı yayınlıyoruz:

Cizre Meclis Eşbaşkanı Asya Yüksel’le özyönetimde kadını konuştuk
Alınteri: Özyönetim içinde kadın çalışmasını anlatabilir misiniz?
Asya: Biz ezilen halklar olarak bu sistemi kabul etmeyip mevcut AKP sistemini kabul etmeyip özyönetimi ilan etmişiz. Kadın olarak ne devletin bizim üzerimizde yürüttüğü kirli politikaları ne de erkeğin bizim üzerimizde yaptığı kirli zihniyeti kabul etmeyerek kendi kendimizi yöneteceğiz dedik. Özyönetim sistemini nasıl kurmuşsak, kadınlar olarak da kendi sistemimizi, devlet ve erkek zihniyetinden uzak kuracağız. Aynı özyönetim gibi 9 temel ayak üzerine bizde meclislerimizi kurmaya çalışıyoruz.
Cizre’de 1 yıl önce bir konferans yaptık. Yani kapsamlı komün komün, sokak sokak oluşturduk tarzında değil, mahalle delegasyonu olarak belirledik. O delegasyonlardan mahalle meclislerini oluşturduk. Mahalle delegasyonları içinde yürütme seçildi. Bu yürütmede bulunan kadınlar da Cizre Meclisi’ne girdi. 101 kadınla meclisimizi kurduk.
Şimdilik 5 temel ayak üzerine yoğunlaştık: Eğitim, mali, kültür, sağlık… bu boyutları oluşturduk. Hani desek bütün çalışmalar dört dörtlük yürütülüyor, doğru olmaz. Çünkü Kobanê süreci, Cizre’de yaşananlardan dolayı aksamalar oldu. Ama yine de komisyonlarımızı oluşturduk. Güçlendirmemiz gerekiyor. Önceliğimiz bu özyönetim sistemini oturtmaktı. Tabii şunu asla atlamayız, bu özyönetimin önemli temel ayağı kadındır. Kurulan komisyonlar içinde cinsiyet kotasının olması gerekiyor. Kadının rengi olması gerekiyor. Bizim önceliğimiz budur. Eğer bir özyönetimde kadının rengi olmazsa bu özyönetimi kabul etmiyoruz. Bu komünün içinde bir de eş sözcülük oluyor. Tabii kadın olmazsa sözcülük de seçilmiyor. Bir yandan özyönetimi oturtmaya çalışırken bir yandan da kadın çalışmalarını oturtmaya çalışıyoruz.
Alınteri: Özyönetim içinde kadına dair somut bir çalışma var mı?
Asya: Evet var. Bir atölye açmışız. Atölyemiz şu an çalışıyor. Avesta Dikiş Atölyesi. Bu atölyede çalışan kadınlarımıza belirli bir maaş vermiyoruz. Tamamen komünal bir atölyedir. O atölyede ne kazanılıyorsa çalışan kadın arkadaşlarla paylaşılıyor. Havuzda da ne kalıyorsa kadın meclisine aktarıyoruz.
Alınteri: Kadın meclisine sadece bu atölyeden mi gelir geliyor? Çünkü bazı kişilere yardım da ediyorsunuz.
Asya: Aslında tam sistemimizi oturtamadık. Asıl düşüncemiz her mahallenin ihtiyacı neyse oraya bir market olur, farklı bir iş alanı olur... Mesela meclis için bir kooperatif açarız, burada çalışacak kadınları ayarlarız ve bunu işletiriz. Hem kadını evin dışına çıkarıp üretime katarız hem de ekonomik bağımsızlığını sağlamasına yardım etmektir.
Bir de sanat sokağımız var belediye bünyesinde, burayı kadınlar çalıştıracak. Cizre’nin sokakları hep erkek doludur. Erkekler oturuyor, dolaşıyor. Kadınlar da eve kapanmışlar. Bu sanat sokağının bir bölümünü kadınlar işletirse en azından kadınlar ekonomik bağımsızlığını kazanır bir de gelip burada oturup en azından kafasını dinler, diye düşündük.
Alınteri: Cizre’de kadın örgütlenmesinde zorlanıyor musunuz?
Asya: Zorlanıyoruz tabii ki, burada feodal bir yapı, ataerkil bir zihniyet var. Kadına hiçbir değer verilmiyor. Kadını sadece mutfakla, çocuk bakmakla görmekteler. Bu nedenle de kadını dışarıya çıkarmakta bayağı bir zorlanıyoruz. Bir yıl önce hemen hemen 300 kadınla görüştük. Bunları çalışmaya katabildik mi? Doğrusu katamadık. Ama bir yapı oluşturduk. Yani bizim kadın yürütmemiz var ve kadın meclisimiz var. Ama gerçekten kadın çalışmasında Cizre’de zorlanıyoruz.
Burada genç kızların erken yaşlarda evlendirilmesi, bir kadının tek kurtuluşuna evlilik olarak bakılması, kadının erkeğin malıymış gibi görülmesi. Bu tür zihniyetler bizi zorluyor.

Alınteri: Dışarıya çıkarmakta zorlandığınız bu kadınlar, 9 günlük ablukada ne yaptı?
Asya: 9 gün ablukada eğer düşman Cizre’nin Nur Mahallesi’ne girememişse en büyük emek sarfeden kadınlardır. Akşamları saat 8’de yemekten sonra bütün kadınlar sokaklara akıyordu. Kadının zılgıtlarıyla, sloganlarıyla, tenekelere vurarak çıkarttıkları sesler gelen silah seslerini bir nevi bastırdı. Günde 1-2 saat uyuyup erkenden kalkıp ekmek yapıyorlardı, yemek yapıyorlardı. Dışarda olan halk için, çocuklar için, gençler için hazırlıyorlardı. O çatışmanın öncülüğünü kadın yaptı.
Özsavunma denildiğinde sistemin aklına, silah geliyor, şiddet geliyor. Bir halkın özsavunması, kadınıdır, çocuğudur, sokağıdır, zılgıtlarıdır, sloganlarıdır, dilidir, hendeğidir. Hepsini kadınıyla halk kazıdı. DAİŞ zihniyetlileri sokağa koydurmadılar. Bir halk kendi savunmasına geçtiği zaman o halkın sırtı yere gelmez. Halkın birliği, halkın gücü her şeyin üstesinde gelir. Çünkü birlik var orada. Şiddet yok. Barışın sesi var. Bu direnişe katıldıkları halde yine de kadın çalışmasına katmak zordur.
Kadını evden dışarı çıkarmak için onların ekonomik bağımsızlıklarını kazanması gerekir, sosyal alanların yaratılması lazım. Kadın inandığı zaman hiçbir güç onu bastıramaz. Kadının eli de her zaman barış eli olmuştur. Kahrolası sistem de hep savaş elini uzatmıştır kadına. Ama her zaman kadın eli barış eli olacaktır. Bu sistemin savaş elini havada bırakacaktır.
Alınteri: Kadın meclisine hiç sorun geldi mi?
Asya: Aslında zayıf yönlerine rağmen Cizre’de kadın çalışması kendini kabul ettirmiştir. Bize belki yüzlerce kadın sorunu gelmiştir ve biz bunları halletmişizdir. Boşanma davaları geldi ve bizim belirlediğimiz çerçevede boşanıyorlar. Nafakadır, tazminat davasıdır. Bu tür şeyleri biz belirliyoruz. Bir şekilde burada kadının gücü ortaya konulmuştur. Kadın hareketi dediğin zaman bazen erkeklerin ödü de kopuyor. Erkekler karşılarında bir güç olduğunun farkına varmışlar.