Akyıl işçileri grev pankartını yeniden dalgalandırdı

GÜNCEL
Perşembe, 16 Kasım 2006 (19 yıl 11 ay önce)

2005 yılının Eylül ayında sendikalı olmadıkları halde başlattıkları fiili grevle Diyarbakır'da bir işçi zaferine imza atan Akyıl Tesktil işçileri bugün yeniden grev meydanına çıktı.

TEKSİF sendikasına üye olan fakat daha sendikal yetkiyi almayan Akyıl Tekstil'in 700 işçisi, 2005 Eylül'ünde, 6 aydır ödenmeyen ücretleri, iki yıldır verilmeyen fazla mesaileri ve gasp edilen sigorta primlerini söküp almak için; sendikanın geriye çekici "Yetki almamızı bekleyin, sendikasız grev olmaz" söylem ve tavrına karşı greve çıktı. İşçilerin, bir kısmı patronun köylüsü hatta akrabasıydı; patron akrabalık ilişkileriyle grev bağını koparamadı. Fabrikanın müdürleri, 250 kadın işçinin evlerini tek tek ziyaret edip geri çekici bağları didiklediler; DTP'li belediye başkanları araya sokuldu ve hatta imamlar dahi devreye girdiler fakat patronun tüm çaba ve saldırısı grevci işçilerin kararlılığı altında ezildi.

Grev 20. günü bulmadan kazanımla sonuçlandı. Patronun tüm tekliflerini tartışmadan reddeden işçiler kendi taleplerini dayatıp hepsini söke söke aldılar:

- Alacakların yüzde 50'sinin peşin, kalanının bir ay içinde ödenmesi.
- Eylem nedeniyle hiçbir işçinin atılmaması.
- Ücretlerin düzenli olarak her ayın biriyle yedisi arasında ödenmesi.
- SSK primlerinin düzenli olarak yatırılması.
- Eylem süresince işçilerin ücretli izinde sayılması.
- Yıllık izinlerin yasal şekilde düzenlenmesi.
- Ve tüm bu haklardan konfeksiyonda çalışanların da yararlanması.

Grevin kazanımla sonuçlanmasının ardından Akyıl Tekstil işçileri işbaşı yaptılar. Bu arada sendikanın da yetkisi geldi. Fakat kirli savaş zengini Akyıl patronu sendikal örgütlenmeyi yok etme ve mücadeleyle kazanılan hakları gasp etme saldırısını başlattı. Patron fabrikada resmi olarak yetkili olan sendikayı muhattap kabul etmeyerek masaya oturmadı.

İşçileri zorla sendikadan istifa ettirmeye çalışan patron istifa etmeyen en az 50 sendikalı işçiyi kovdu. Fakat kovulan işçilerin hiçbirine çıkış kağıtları verilmedi. Birçok işçi zorla sendikadan istifa ettirildi. Çalışma saatleri ise 16 saate yükseltildi.

Patronun masaya otulmamasıyla toplusözleşme süreci hiçbir görüşme yapılamadan uyuşmazlık aşamasına geçti. Bugün ise Akyıl'ın Teksif üyesi 400 işçisi grev pankartını asarak greve başladı.

Dövüşerek kazandıkları haklar için bir kez daha greve çıktılar. Şimdi hem yasadışı olarak atılan işçileri geri sokacak, hem gasp edilen sosyal haklarını tekrar elde edecek hem de patronu tüm bunları vermesi için sendikayla aynı masaya oturtacaklar.

Bir kez yaptılar gene yapacaklar. Aşağıda işçilerin grev öncesi gazetelerde yer alan mülakatlarına yer veriyoruz.

Abdullah Akdemir -sendikadan istifa etmediği için işten atıldı-: Biz bir işçiye yakışır bir şekilde fabrikada çalışmak istiyoruz. Onurumuzla, haysiyetimizle, sendikamızla fabrikaya döneceğiz. Bizim tek silahımız örgütlenmedir, sendikadır. Patronlardan korkmuyoruz.

Fatih Aklan -istifa etmediği için kovulan işçilerden-: Biz artık grev gününü bekliyoruz. Fabrikaya da sendikalı olarak döneceğiz. Bu artık bir onur mücadelesidir.

Birol Kayadelen -40 yaşındaki işçi patronun ilk listesinde yer aldı. Çünkü patron, sara hastası olan işçinin sigortasız kalmayı göze alamayacağını düşünüyordu-: Beni çağırdı. Hastalığım olduğu için imzamı çekeceğimi düşündü. 9 çocuğum var bir de. Tüm bunları göze almayıp imzamı çekerim diye düşündü. Her şeyden önemlisi arkadaşlarıma namus sözü vermiştim. Hiçbir şekilde imzamı atmam mümkün değildi.

Hatice Altuneri -günde 16 saat çalışıp ücret alamamanın çocuğu için dahi anlamsızlığını anlatıyor-: Çocuğumun psikolozisi bozuldu eve gittimde “Anne para yoksa neden çalışıyorsun. Neden geceleri eve gelmiyorsun?” diyor. (...) -Tüm bu yaşanlardan- Yılmamayı, direnmeyi, her ne pahasına olursa olsun ayakta kalmayı, mücadele etmeyi öğrendim.