Gazetecilik yapmanın 'casusluk'la yargılandığı Türkiye'de son 4 ayda 716 gazeteci hakkında adli işlem yapıldı
Van'da gözaltına alınan DİHA muhabiri Şermin Soydan "İşte Gever'e 'gizli' operasyon belgesi" başlıklı haberiyle gerekçe gösterilerek "casusluk" ve "örgüt üyeliği" iddialarıyla tutuklandı. Soydan'la birlikte DİHA'nın on iki muhabiri tutuklanmış oldu.
Soydan gazetecilik yaptığı için “casuslukla” itham edildi. Tıpkı 'MİT TIR'ları haberini yaptıkları için yargılanan Cumhuriyet Gazetesi Yayın Yönetmesi Can Dündar ve Ankara temsilcisi Erdem Gül'de olduğu gibi...
Türkiye'de gazetecilik yapmanın adeta suç haline getirilip, burjuva medyanın tekelleştirildiği günümüz koşullarında bu merkezi ağın dışında kalan tüm gazete ve gazeticiler rejimin düşmanı, hedefidir.
Bu gerçek AB desteğiyle hazırlanan 'Özgürlük için Basın' raporunun ortaya koyduğu verilerle de açıkça ortaya çıkıyor. Rapora göre son 4 ayda gazeteciler hakkında 716 adli işlem başlatıldı.
Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin’in katıldığı törenle açıklanan rapora göre, yılın ilk dört ayında, iki gazete ve bir haber ajansı daha kayyum yönetimine devredildi. 894 gazeteci işsiz kalırken bir televizyon kanalı da “ilgili işlemler tamamlanmadığı” iddiasıyla uydu frekans sözleşmesi yenilenmeyerek karartıldı.
Cumhuriyet'in sayfasına taşıdığı rapordan bazı bölümler son 4 ayda yaşanan büyük altüst oluşu açıkça ortaya koymaktadır:
-894 gazeteci işten çıkartıldı: Sadece Nisan ayında en az 160 gazetecinin işten çıkartıldığı tespit edildi. Böylece yılın ilk dört ayında işini kaybeden gazeteci sayısı 894’e ulaştı.
Mart ayında işini kaybeden 53 gazeteciyle kıyaslanırsa Nisan ayında işini kaybeden gazeteci sayısındaki artış yüzde 200’ü aştı.
Şubat ayında Ethem Sancak’ın sahibi olduğu ve hükümete yakın yayın politikası yürüten Star gazetesi, Kanal 24, Akşam, Güneş ve 360 kanallarının da içinde bulunduğu grupta “yeniden yapılanma” uygulanmasıyla toplam 160 basın emekçisinin işine son verildi. Habertürk TV “yeni yapılanma” gerekçe gösterilerek üç sunucusuyla yollarını ayırdı.
Star gazetesinin ise eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, üç dönem AKP İzmir Milletvekilliği yapan eniştesi Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu’nun yazılarına son vermesi “yüksek tepelerdeki çekişme sonucu” olarak değerlendirildi. Bu üç aylık dönemde, üç gazeteci işinden ayrılma durumunda kalırken toplam 733 gazetecinin de işini kaybettiği açık kaynaklardan ÖİB raporlarına geçirildi.
- Yasaklı site sayısı 105 bin: İnternet erişim yasakları konusunda da Nisan ayında tırmanış devam etti ve erişim yasaklı site sayısı 104 bin 904’e ulaştı. Rapora göre, “Bir haber sitesinin Nisan ayında, Haziran seçimlerinden sonraki dönemde, 34’üncü kez kapatılması hem düşündürücü hem de endişe verici” oldu.
- Sansür sayısı 645: Rapora göre, 2016 Ocak-Nisan döneminde akreditasyon, yayın engeli veya erişim engellenmesi şeklinde toplam 645 sansür olayı yaşandı. Ocak ayında 40, Şubat’ta 133 ve Mart’ta 250 olan sansür olayı sayısı, Nisan ayında 222 oldu. Raporda 2014’ün tümünde 93, 2015’te 940 olarak görülen sansür uygulaması toplamının ilk dört ayda 645’e ulaştığına işaret edilerek “herhangi bir demokrasi iddiasındaki ülke için ayıp sayılacak bu uygulama son aylardaki endişe verici trendini göstermektedir” denildi.
- Gazetecilerle ilgili 716 adli işlem: 2014 Mart-2016 Nisan ayları arasındaki dönemde, 74’ü son dört aylık dönemde, 25’i Nisan ayında olmak üzere, gazetecilerle ilgili 716 adli işlem yapıldı. Altı basın kuruluşuna ve 14 gazeteciye yönelik şiddet uygulandı. 2014 başından bu yana 21’i basın kuruluşlarına yönelik olmak üzere gazetecilere en az 200 saldırı oldu. Bu saldırılardan ikisi medya kuruluşlarına ve 3’ü kadın gazetecilere yönelik olmak üzere yedisi Mart ayında yaşanırken Nisan ayında üç erkek gazeteciye şiddet uygulandı, Suriyeli bir gazeteci Gaziantep’te infaz edilerek öldürüldü.
'Gazeteciler haber peşinde koşar'
Raporda Can Dündar ve Erdem Gül’ün MİT Tırları haberleri nedeniyle yargılandıkları dava sürecine de geniş yer verildi. Raporda, “Haber takip etmekte olan veya haber yazan, yayınlayan gazeteciler ve gazete yöneticilerine “terörist” veya “casus” muamelesi yapılması o ülkenin özgürlük ortamındaki durumu sergiler niteliktedir” ifadeleriyle, gazetecilere açılan davaların “haber yazma hakkı” davaları olarak görülmesi gerektiği vurgulandı.