Mayıs, devrimci çıkışlar, bedeli ölüm de olsa duraksamasız öne atılışlar, sonsuzluğa uğurlanışlarla doludur
Katliam ve kıyımla dolu Türkiye tarihinde Mayıs ayı esin kaynağı devrimci çıkışlarla, bedeli ölüm de olsa duraksamasız öne atılışlar, sonsuzluğa uğurlanışlarla doludur.
Faşist devlet, ‘68 hareketinin öncü devrimcilerinden THKO neferleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan’ı idamla yargıladı. Sosyalizme olan inançlarında kararlıydı genç devrimciler. İdam sehpasını devrim kürsüsüne dönüştürdüler. 12 Mart faşist cuntası tarafından 6 Mayıs 1972‘de yiğitçe karşıladılar ölümü; son sözleri devrim ve sosyalizm, halkların kardeşliği ve mücadelesi oldu.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan hiçbir kişisel çıkar gözetmeksizin Türk ve Kürt halklarının özgürlüğü için savaştılar ve yiğitçe can vererek ölümsüzleştiler.
18 Mayıs 1973′te TKP/ML örgütünün kurucusu ve önderi İbrahim Kaypakkaya Diyarbekir zindanlarında işkencede katledildi.
Kendini devrime adama, yiğitlik ve militanlık özellikleriyle 12 Mart devrimcilerinin başlıca karakteristik özelliklerinin seçkin temsilcilerinden olan İbrahim Kaypakkaya, işkencede “ser verip sır vermeme tavrıyla ülkemiz devrimci hareketinde bir simge oldu:
Esasen biz komünist devrimciler prensip olarak siyasi kanaatlerimizi ve görüşlerimizi hiçbir yerde gizlemeyiz ancak örgütsel faaliyetlerimizi, örgüt içinde bizimle birlikte çalışan arkadaşlarımızı ve örgüt içinde olmayıp bize yardımcı olan şahıs ve grupları açıklamayız.
İbrahim Kaypakkaya’nın işkencede katledilmesininin hesabını sormak için yapacağı eylemden önce 13 Mayıs 1980‘de katledilen Ermeni ulusuna mensup devrimci Orhan BAKIR’ın (Armenak) anısıyla kardeşlik rüzgarları sarıyor dört yanı.

18 Mayıs 1977‘de “hiçbir şey bağımsızlık ve özgürlükten daha değerli değildir” diyerek Kürt özgürlük mücadelesine atılan Haki Karer Antep’te bir kahvehanede bir komplo sonucu katledildi.
16 Mayıs 1982‘de Diyarbekir zindanlarında sistematik olarak sürdürülen imha, inkâr, asimilasyona karşı bedenlerini ateşe veren Ferhat Kurtay, Eşref Anyık, Mahmut Zengin, Necmi Öner faşist devletin korkularını büyüttükleri için katledildiler.
…Ne ki zindan-ne ki tutsak olmak
Ne ki kavga-ne ki dağlarda vurulmak
Bir sehpada idam olmak ne ki
İhanet utancıyla yaşamak var ya hani
Onursuzluğun lağım çukurunda yok olmak
Üniformalı bir dehak önünde durmak
Ve beynin içindekileri bir bir kusmak
Sonra bir et yığınına dönüşüp kalmak
İşte buydu Diyarbakır zindanında yaşamak…
Diyarbakır zindanında Dörtler’in bedenleri ile tutuşturduğu ateş Kürt ulusunun direnişinde meşale, serhıldanlarında zılgıt, çocuk gülüşlerinde özgürlük özlemi olmaya ve bugünü aydınlatmaya devam ediyor.
***
Deniz Gezmiş’in idam edilmeden önce babasına yazdığı mektup:
Baba,
Mektup elinize geçmiş olduğu zaman, aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben, ne kadar üzülmeyin desem, yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat, bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler… Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde, fazla şeyler yapabilmektir.
Bu nedenle ben, erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki, benden önce giden arkadaşlarım, hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de etmeyeceğimden şüphen olmasın.
Oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir.
Bu yola bilerek girdi. Sonunda da bu olacağını biliyordu.
Seninle düşüncelerimiz ayrı ama, beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil, (…) anlayacağını inanıyorum.
Cenaze için, avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara´da 1969´da ölen arkadaşım Taylan Özgür´ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul´a götürmeye kalkma.
Annemi teselli etmek sana düşüyor. Kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum. Bilimle uğraşsın ve unutmasın ki, bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir.
Son anda, yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir seni, annemi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım…
Oğlun Deniz Gezmiş
6 Mayıs 1972, Merkez Cezaevi

[Alınteri'nin 16 Mayıs 2016 tarihli 25. sayısından alınmıştır]