Devrimci Proleter Gençlik’in kamuoyunda da tartışılan öğrenci sendikası konusunda açıklamasını yayınlıyoruz:
Devrimci Bir Öğrenci Sendikası İçin İleri!
DPG olarak bizim de örgütleyicisi olduğumuz, 14-15 Mayıs 2005′te İstanbul’da düzenlenen Demokratik Üniversite Kurultayı ile birlikte karar altına alınan “Devrimci bir Öğrenci Sendikası” hedefi doğrultusunda yürüttüğümüz çalışmalarda 1,5 yılı geride bıraktık. Geçen 1,5 yıl boyunca önümüze koyduğumuz “Satılık değil Yaşamlarımız! Paralı Eğitime ve Diplomalı İşsizliğe Karşı Birleşiyoruz” kampanyamızı hak alıcı sendikal mücadelemizin ilk adımı; öğrenci gençliğin birleşik, kitlesel, militan bir mücadele örgütünü kurmanın temel itilim halkası olarak kavradık ve dersliklerde, amfilerde, atölyelerde kampanyamızı inançla ve dirençle örmeye giriştik.
Demokratik Üniversite Kurultayı’nda cisimleşen perspektiflerimiz ve 350 delegenin aldığı kararla ortaya çıkan irade yolumuza her zaman ışık tuttu. Karşılaştığımız her olumsuz durumdan kendimizi yenileyerek çıktık. Alacağımız daha çok yol olmakla birlikte; bir çok yerde, geleceğe dair bir umudu muştuladık. İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa, Muğla, Manisa, Mersin, Trabzon, Bolu-Düzce, Eskişehir, Niğde gibi illerde devrimci bir öğrenci sendikası için mücadeleyi yürüten bir eksenle ilerledik. Bunun için bir çok toplantılar yaptık, seminerler düzenledik, eylemler örgütledik. Okullarımızda yaşanan her soruna karşı gelişen her tepkinin içinde, çoğu zaman önünde yer aldık. Bize türlü yokluk ve yoksunluklar da yaşatan her gelişmeye, yüreğimizi sızlatan her habere karşı sesimizi haykırırcasına çıkarttık. Bu, Uludağ Üniversitesi’ndeki yemekhane sorunundan Hacettepe Üniversitesi’ndeki kantin sorununa; diplomalı işsizliğin basıncından dolayı kendini asan Boğaziçi Üniversitesi mezunu Utku arkadaşımızın acısını öfkeye döktüğümüz eylemimizden, emperyalist işgal ve savaşa karşı antiemperyalist, antikapitalist mücadeleye, liselerde her sene artarak yaşadığımız kayıt paraları sorunundan uyuşturucu ve çeteleşmeye karşı verdiğimiz mücadeleye kadar yaşamlarımızı boğan, bizi yok ve yük sayan kapitalizmin tüm saldırılarına karşı bir mücadele anlayışıyla yürütüldü.
Yürüyeceğimiz yolun uzun ve zorlu olacağını biliyorduk ama her türlü zorluğu ve engeli aşma iradesiyle ve bilinciyle çıktık bu yola. Hızla yaşanan ve giderek derinleşen toplumsal-sınıfsal farklılaşmaya denk düşen bir örgütle; değişen sınıfsal ilişki biçimlerinin yarattığı yeni sorun ve ihtiyaçlar temelinden en geniş öğrenci kesimini birleştirebilecek merkezi bir yapıyla, hak mücadelesi temelinde politika üreten “devrimci bir sendika”yla sürecin yarılabileceğini biliyorduk ve örgütlenmesi yolunda tereddütsüz davrandık. Bu süreci, dar anlamda, mevcut siyasal gruplarla bir araya gelip gençlik hareketinin parçalılığını çözmeye dönük değil, öğrenci gençliğin ihtiyaçlarını karşılamaya; içerisine hapsedilmek istenen kapitalist hücreleşmeyi ve parçalanmayı kırmaya; öğrenci hareketini sınıf ve toplumsal hareketin bir parçası kılmaya dönük ele aldık. Birleşik mücadeleden bunu anladık, böyle tanımladık ve sorunların sınıfsal ve toplumsal çözümleri için politik bir canlılık taşımaya çabaladık.
İki ayrı sınıf için iki ayrı biçim ve içerikte eğitim olgusundan yola çıkarak sorunun çözümünün, artık sadece eğitim alanında fırsat eşitliği sağlamaktan geçmediği; tüm çevreleyen koşulları ve yaşam olanaklarıyla bir eşitlik sağlanmadan ortak bir gelecek programının mümkün olmayacağını savunduk. Bu yüzden salt akademik-demokratik talepler zemininde değil yaşamsal taleplerin her birini eğitim sorunu olarak algıladık. Kazanımdan, öğrenci gençlik hareketinin büyüyüp kitleselleşmesini, okullarda, eğitim hayatında ve yaşamında ileriye ve ihtiyaçlara dönük farklılıklar yaratmayı; umutsuzluğu ortadan kaldırmayı ve özgüveni yeşertmeyi anladık.
Ekonomik, sendikal, sosyal ve siyasal taleplerimizi başta eğitim emekçileri ve işçi sınıfıyla devrimci bir mücadele bağı geliştiren temelde ele aldık ve hareketi buradan büyütmeye çabaladık. Neoliberal dönüşümün içerisinde, en temel ve zorunlu ihtiyaçlarımızın bile metalaştığı günümüzde, bizimle farklı düzey ve düzlemde de olsa aynı sorunları yaşayan ve aynı kaderi paylaşan yurtdışındaki öğrenci arkadaşlarımızla sendikaları aracılığıyla enternasyonal bağlar geliştirmeyi aynı birleşik mücadele anlayışının bir parçası olarak gördük ve gelecek “büyük” kazanımlar açısından belirleyici olarak gördüğümüz eylemli dayanışma için ilişki geliştirdik. Fransız devletinin “şansların eşitliği” adı altında milyonlarca genç için diplomalı işsizliği, yoksulluğu ve sefaleti eşitlediği CPE yasasına karşı direniş, Fransa’da öğrenciler, işçiler ve emekçiler tarafından haftalarca süren işgalden yürüyüşe, panelden basın açıklamasına kadar çeşitli eylemlerle sürerken Devrimci Proleter Gençlik ve öğrenci sendikası örgütçüleri olarak, Tüm Üniversiteler ve Liselerde 28 Mart’ta BOYKOTA! şiarıyla Türkiye’den ses ve güç olduk.
Bu süreçte, diğer tüm gençlik çevrelerine de çağrı yaparak; Fransa’da 28 Mart’ta yapılacak olan genel grevi Türkiye cephesinden üniversitelerde ve liselerde bir günlük derse girmeme boykotuyla, kitlesel basın açıklamalarıyla, yaygın ajitasyon ve propaganda faaliyetinin örülmesiyle, "okullar o gün bizim olmalı" şiarıyla bir bütün olarak sokağa çıkma kararıyla karşıladık. Türkiye’deki öğrenci sendikasının ete kemiğe büründürülmesinde CPE karşıtı eylemlerimiz de önemli birikim yaratmıştır. Fransa'daki eylemlilikler, Türkiye'deki öğrenci gençliğin mücadelesini omuzlayacak, hak alıcı, fiili ve meşru bir zeminden yükselecek olan, birleşik, kitlesel, militan bir gençlik örgütüne, öğrenci sendikasına olan yakıcı ihtiyacı bir kez daha göstermesi açısından da önemlidir.
Şimdi yeni bir düzlemdeyiz artık. Hedef ve amaçlarımızı büyüttük, siyasal etkimizi genişlettik. Öğrenci sendikası fikrini 1,5 yıl sonra artık yalnız biz değil çeşitli sendika ve kitle örgütleri de siyasal gençlik örgütleri de tartışmaya başladı. En son olarak yaklaşık 3 ay önce Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)’in de katıldığı tartışmalar ve örgütlediği toplantılarla birlikte artık sendika sürecimiz de yeni bir boyut kazanıyor. Bu gelişmede Demokratik Üniversite Kurultayı’ndan bu yana Türkiye’de devrimci bir öğrenci sendikasını kurmaya yönelik çalışmalarımızın, yeni olmasına karşın, öğrenci gençlik hareketine yönelik siyasal başarısını görüyoruz.
DİSK’in Eylül ayında bir komisyonun kurulmasıyla başlayan tartışma sürecine dahil olduk. Sendika fikri, tartışan her bir unsur tarafından yeni olduğu için 1,5 yıllık deneyimlerimizi ve sürecin nasıl ele alınıp nasıl çözümlenmesi gerektiğini aktardık. Bu kapsamda ilk olarak öğrenci sendikasının 1,5 yıldan beri bizim tarafımızdan neden ve nasıl örgütlendiğini, yapılan işler ve karşılaşılan zorluklar temelinde açtık. İkinci olarak da bir bütün olarak eğitimin ve öğrenci gençliğin değişen yapısını, farklılaşan ihtiyaçları ve talepleri, bunların öğrenci gençliğin örgütlenmesinde yarattığı farklılaşmayı ve temel sonuçlarını açarak önümüzdeki süreçte paralı eğitim ve diplomalı işsizlik temelli yürütülecek çalışmanın sendikanın örgütlenme sürecinin kaldıracı olacağını anlattık. Üçüncü olarak da önümüzdeki süreçte sendikal faaliyetin ve anlayışın hangi temellere oturması gerektiğinden bahsettik. Bu kapsamda taban örgütlenmesinin önemini, temsiliyetin ancak tabanda var edilen bir zeminin üzerinde yükselebileceğini, demokratik katılımın sendikanın örgütlenmesi ve kuruluşuyla olmazsa olmaz ilke haline getirilmesi gerektiğini, bunlar olmadığı koşullarda sendikanın kuruluşunun geçerlilik ve anlam kazanmayacağını belirttik. Burada asıl olarak, bir sendikanın ancak kitlelerin mücadelesi ile gelişebileceğinin temel alınması, öğrenci sendikasının da bir tabela sendikası değil, bir mücadele örgütü olarak öğrenci kitlelerinin dinamizminden beslenmesi gerektiğini ve bir hareket temelinde ve militan bir zeminde gelişebileceğini her defasında vurguladık/vurguluyoruz.
Demokratik Üniversite Kurultayı'nda kabul edilen temel metinlerimizi gündemleştirerek tartışma sürecine dahil olduk. Yaklaşık 2 aydır yapılan toplantılara da katılarak; yine bu toplantılarda seçilen Yürütme Komitesi'nde sorumluluk üstlendik ve kurultayımızda belirlediğimiz anlayış çerçevesinde sendikal faaliyetimize ara vermeden devam ettik ve ediyoruz.
Şimdiye kadar bu süreci gençlik yapısındaki sınıfsal farklılaşmadan yola çıkarak ve eğitim alanındaki neoliberal dönüşümü temel alarak oluşturduğumuz “sınıfa karşı sınıf, krize karşı devrim, kapitalizme karşı sosyalizm” eksenli; sorunu kapitalist üretim ilişkileri ve dolayısıyla uzlaşmaz sınıf karşıtlıkları temelinde ele alan yaklaşımımız temelinde örgütledik ve bundan sonra DİSK ve diğer gençlik oluşumlarıyla sürdüreceğimiz faaliyette de aynı anlayış ve yönelimi korumaya da kararlıyız. Sorunun basit bir piyasa/bölüşüm ilişkileri ve “bölüşüm kavgası” temelinde tanımlanamayacağını, birkaç kısmi hak kazanmanın ötesinde ufuk taşımayan ekonomist ve düzen içi arayış ve beklentilere sahip bir sendikal anlayışın, öğrenci gençliğin değişen ihtiyaçlarına cevap veremeyeceğini hep söyledik ve kurultayımızda aldığımız kararlarla yolumuzu buradan açtık. Bugünden sonra yürütülecek faaliyette de bu anlayış temelinde ilerleyeceğiz.
Aynı zamanda bir “hareket” olarak gelişen, taban inisiyatifi ve örgütlenmesi temelinde ilerleyen, esnek, mücadeleci ve dinamik bir sendika örgütleme anlayışımızı sendikanın hak alıcılığı ve sürekliliği açısından başat bir sorun olarak gördük, şimdiye kadarki sendikal faaliyetimizi bu temellere oturttuk. Bundan sonra da fiili mücadeleyle yolumuzu açarak, en geniş öğrenci bileşimine söz ve karar hakkı vererek, kendi hareketi içerisinde büyüyen bir sendikanın kurucu gücü olmaya da devam edeceğiz. Bu bağlamda kendimizi “sorunların somut tanımı ve gerçekçi çözümler” parantezine sıkıştırıp hayallerimizden vazgeçmeyen; “olan olması gerekendir” anlayışıyla sadece “günün” birkaç sorunuyla yetinmeyerek düzen karşıtı bir stratejik mücadele yönelimini de içeren bir sendikal ufuk taşıyoruz. Devrimci öğrenci sendikamızı “tabela” örgütü olarak algılamadık, buraya çıkan her türden oportünist, reformist, ekonomist anlayışla da mücadeleyi bundan önce olduğu gibi bundan sonra da görev bileceğiz.
Bu yeni süreçte karşılaşacağımız tüm ayrımları ve zorlukları bu temel anlayış, örgütlenme ve mücadele biçimiyle aşacağımıza olan inancımız ilk günkü gibi diri ve direşken. Bundan sonra kampüslerde, dersliklerde, atölyelerde, amfilerde devrimci sendikal anlayışımız çerçevesinde yürüttüğümüz çalışmalarımızı kesintiye uğratmadan, devrimci proleter perspektif, uyanıklık ve girişkenlikle sürdüreceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.
Son olarak; sürmekte olan devrimci bir öğrenci sendikası örgütleme çalışmamızı hız kesmeden DİSK ve dışımızdaki diğer gençlik örgütlerinin katılımıyla da genişleteceğimizi duyuruyor ve bu doğrultuda üzerimize düşen devrimci görevleri yerine getirmede tereddütsüz olacağımızın altını bir kez daha çiziyoruz.
Devrimci Proleter Gençlik
15.11.2006