Af Örgütü ve Ankara Barosu: Mülteciler için Türkiye 'güvenilmez' bir ülke...
Suriye’de başlayan savaş sonucunda binlerce insanın göç etmek zorunda kalması, uluslararası güçler arasında çıkar pazarlıklarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Özellikle Türkiye üzerinden Avrupa ülkelerine göç etmek isteyen Suriyelilerin yaşadıkları bölgede emsali görülmemiş dramlara neden olurken, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri Suriyelilerin göçüne engel olmak için Türkiye ile 18 Mart’ta bir anlaşma imzaladı ve mülteciler 20 Mart’tan itibaren Türkiye’ye iade edilmeye başlandı. Türkiye’ye Yunanistan’dan iade edilen Suriyelilerin görüntüleri hafızalara kazındı ve iade antlaşmasının sorunları çözmediği de anlaşıldı. Avrupa ülkelerinin Suriyeliler özelinde mültecilere yaklaşımını Dicle HAber Ajansı'na (DİHA) değerlendiren Uluslararası Af Örgütü (UAÖ) kurucusu ve yönetim kurulu başkanı avukat Taner Kılıç, AB’nin utanç verici bir yaklaşım içinde olduğunu söyledi.
İnsanlık adına son derece dramatik bir dönemden geçildiğini belirten Kılıç, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından en büyük mülteci hareketinin yaşandığını söyledi. 6 milyon insanın Suriye içinde yerinden edindiğini 7 milyona yakının da Suriye’yi terk ettiğini söyleyen Kılıç, dünya ülkelerinin savaşın sonucu olan mülteci krizine ilişkin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğine vurgu yaptı. Kılıç, insanlık adına yüz kızartıcı uygulamalara tanıklık edildiğini belirtti. AB ve Türkiye arasında 18 Mart’ta imzalanan siyasi hesaplarla oluşturulan bu mutabakat metnin mültecilere zarar verdiğini söyledi. Kılıç, 'Mültecilerin hiç bir yaşam hakkının yerine getirlimediğini ve Türkiye’nin tartışmasız bir şekilde güvencesiz olduğunu söyledi. Avrupalı ülkelerin acımasız ve utanç verici yaklaşımlar içinde olduğunu söyleyen Kılıç, önümüzdeki günlerde İstanbul’da yapılacak olan mültecilere ilişkin zirveden de çözüm adına çok umutlu olmadığını söyledi.

Öte yandan, Ankara Barosu, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı'na (AFAD) bağlı Nizip Mülteci Kampı'nda 30 çocuğa cinsel işkenceye maruz kalmasına ilişkin Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması düzenleyerek tepki gösterdi.
Çok sayıda avukatın katıldığı açıklamada konuşan Ankara Barosu Başkanı Hakan Canduran, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 22. Maddesi'ne dikkat çekerek, "İmzacı devletlerin kendi topraklarında mülteci olan tüm çocukların sözleşmede yer alan haklardan faydalanması için gerekli önlemleri almakla yükümlü kılmaktadır" dedi. BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi'nde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmediğini ve 2005 yılında yürürlüğe giren Çocuk Koruma Kanunu'nun halen gerekli alt yapısının oluşturulmadığını belirten Canduran, "Nizip'teki istismar mağduru çocuklarımızın yanında olacak ve bu davanın takipçisi olacağız" dedi.
DİHA