İşçi sınıfının yaşamı, direniş ve yıkımlarını anlatan Ken Loach Cannes'te 'Altın Palmiye'yi aldı
İşçi sınıfının sosyal-psikolojik-ekonomik yıkım ve direniş hikayelerini anlatan pekçok filme imza atan İngiliz yönetmen Ken Loach, 'I Daniel Blake’ (Ben, Daniel Blake) filmiyle bu yılki Cannes Film Festivali'nde 'Altın Palmiye' ödülünü aldı.
'80'li yıllarda Thatcher döneminde başlayan neoliberal saldırıların İngiltere işçi sınıfı cephesinde yarattığı yıkım ve bu saldırılara karşı gelişen direnişleri konu alan filmleriyle uzun yıllar sayısız engellemeyle karşı karşıya kalan Loach, tutumu ve çizgisinden taviz vermeden yoluna devam etti.
Neoliberal saldırılar karşısındaki son barikatlardan biri olarak görülen büyük madenci grevi belgeselinden demiryollarının özelleştirilmesinin işçiler üzerinde yarattığı etkiye, sosyal güvenlik sisteminin tasfiyesinin sınıfın yaşamında yarattığı tahribattan Latin Amerika ve İspanya İç Savaşı'na uzanan oldukça geniş bir alanda kamerasını işçi ve emekçilerin gözüyle kullanan Loach, dün 'Altın Palmiye' ödülünü alırken de kaldırdığı sağ yumruğuyla bu tutarlı çizgisini sürdürdü.
Altın Palmiye ödülünü aldığı ‘I, Daniel Blake’ (Ben, Daniel Blake) filminde de Loach, İngiltere’deki sosyal yardım sistemini, eşini kaybetmiş orta yaşlı bir marangozun kalp krizi geçirmesiyle birlikte mercek altına alıyor.
Ödülünü Mel Gibson’ın elinden alan Loach, “Şu anda bir umutsuzluk döneminden geçiyoruz. Böyle umutsuzluk dönemlerinden aşırı sağ yararlanmaya çalışır” dedi ve sözlerini “Buradan bir umut mesajı göndermeliyiz. ‘Başka bir dünya mümkün ve gerekli’ demeliyiz” ifadeleriyle bitirerek nerede durduğunu bir kez daha gösterdi.