Artvin Valiliği ÖGK, Cengiz Holding'in Cerattepe'de 60 silahlı özel güvenlikçi yerleştirmesini kabul etti
Kolombiya'da, bir kene gibi halkın kanını emen büyük şirketlerin herbirinin kendi silahlı özel "güvenlik" birlikleri vardır. Bu paramiliter çeteler, bulundukları bölgelerde halka kan kustururlar. Sayısız ilerici-devrimci-demokrat ve sendikacının katli, bizzat bunlar tarafından gerçekleştirilmiştir.
Türkiye'de bugün aynı şeyi, her taşın altından çıkan Cengiz Holding için Artvin Cerattepe bölgesiyle başlatıyorlar.
Cengiz Holding'e peşkeş çekilen Eti Bakır A.Ş.'nin Cerrattepe'deki maden projesi Şubat ayında günlerce süren halk direnişiyle şimdilik durudurulmuştu. Fakat bunun "şimdilik" olduğunu bilen burjuva devlet ve şirket yöneticileri bu arada boş durmayıp, holdingin kendi silahlı gücünü oluşturması kararı alarak, önümüzdeki döneme hazırlanıyorlar.
Birgün gazetesinin haberine göre dün sabah toplanan Artvin Valiliği Özel Güvenlik Komisyonu, Artvin Ticaret ve Sanayi Odası'nın itirazına karşın, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve Cengiz Holding'in iştiraki olduğu Eti Bakır A.Ş. Murgul İşletmeleri yetkililerinin lehte oylarıyla silahlı özel güvenlik talebi kabul edildi.
Toplantıda alınan karara göre, Cerattepe maden proje sahasında Cengiz Holdinge bağlı görev yapan “50 kişilik silahsız özel güvenlik” lağvedilecek, bunun yerine “60 kişilik silahlı özel güvenlik” birimi oluşturulacak. Bu birimin “5 adet 9 mm çapında tabanca, 10 adet yivsiz uzun namlulu av tüfeği ve tabancalara ait 250 adet 9 mm çapında tabanca mermisi” edinmesine de onay verildi.
Aslında 18 Mayıs'ta yapılması planlanan toplantı Artvin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı'nın, konuyu kendi kurullarında görüşmek üzere erteleme talep etmesiyle düne ertelenmiş.
Toplantıda Vali Yardımcısı Önder Coşgun, Artvin İl Jandarma Komutanlığı ve İl Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, Artvin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi İlyas Şahin ile Cengiz Holdinge bağlı Eti Bakır A.Ş. Murgul İşletmeleri temsilcisi katıldı. Şirketin, 50 kişilik silahsız özel güvenlik birimi izninin iptal edilip, 60 kişilik silahlı özel güvenlik izni talebini içeren dilekçe okunduktan sonra görüşlere geçildi.
Ortaya çıkan tabloyu şöyle özetlemek mümkün: Kolombiya modeli, neoliberal yağmacılığa uygun bir faşist merkezileşme ve buna bağlı paramiliter savaş çeteleri üzerinden pekiştiriliyor, uyarlanıyor! Sınıf ve genel olarak toplumsal hareketlere karşı kuralsız bir savaşın "kurala" bağlanması söz konusu ediliyor.
Burjuva devletin her alanda kendi hukukunu askıya alıp duruma o anın çıkar ve beklentilerine uygun yeni "modeller" geliştirmesiyle bu olayda da karşılaşıyoruz.
Güvenlik komisyonuna dilekçe vererek talepte bulunan kurum, o komisyonun karar sürecinde de oylamacı olarak bulunabiliyor!
Neoliberal saldırganlık ve gözüdönmüşlük burjuvazi açısından bile evrensel bir bağlayıcılığı olan, en azından biçimsel olarak uymak zorunda kaldığı en önemli kırmızı çizgileri bile bir kalemde hiçleştirebiliyor.
Artvin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu üyesi Şahin, Cerattepe’de hukuki sürecin beklendiğini, bölgenin jandarma ekipleri tarafından korunduğunu, Cerattepe mevkiine giden yolda 2 tane konteynır karakolun oluşturulup jandarma kontrolüne verildiğini, sivillerin araçla ve yaya olarak bölgeye çıkmasının yasak olduğunu, üstelik Artvin halkının halihazırda bölgeye ilişkin bir baskısının bulunmadığını aktardı.
Cengiz Holding'in Cerattepe’de madencilik çalışmalarına başlamak üzere yaptığı girişimin ardından gelişen direnişten sonra dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun devreye girdiğini anımsatan Şahin şirket yetkilisine, “Siz çok yakın zamanda orayı terk edeceksiniz. Buna niye ihtiyaç duyuyorsunuz? Hem zamansız hem anlamsız bir istekte bulunuyorsunuz. Böyle bir silahlı özel güvenlik kararı Artvin halkında infiale yol açar” diye seslendi.
Artvin Ticaret ve Sanayi Odası temsilcisine yanıtı şirket yetkilisi değil, Vali Yardımcısı verdi. Vali Yardımcısı Coşgun, Giresun’da terör olayları yaşandığını, Cerattepe’nin de bu tip saldırılara hedef olabileceğini gerekçe göstererek talebin onaylanmasını istedi.
Şahin, böyle bir çekince varsa orada jandarmanın görev yaptığını, bölgede çalışma yürütmeyen Cengiz Holdinge bağlı özel güvenlik görevlilerinin uzaklaştırılması yerine silahlandırılmasını doğru bulmadığını, üstelik bu gerekçelere şirketin dilekçesinde bile yer verilmediğini söyleyerek talebin reddedilmesi yönünde oy kullandı.
Ancak İl Jandarma Komutanlığı, İl Emniyet Müdürlüğü, Vali Yardımcısı ve Eti Bakır A.Ş. Murgul İşletmeleri yetkilisinin lehte oylarıyla, 60 kişilik silahlı özel güvenlik talebi 4’e karşı 1 oyla kabul edildi. Şahin, talep sahibi Eti Bakır A.Ş. Murgul İşletmeleri yetkilisinin oylamaya katılmasına da tepki gösterdi.
Cengiz Holdingin, Artvin Cerattepe’de 60 kişilik silahlı özel güvenlik birimi oluşturulmasına ilişkin talebi, Özel Güvenlik Komisyonu toplantısında kabul edildi ancak karar henüz resmileşmedi. İlerleyen günlerde karar Valilik tarafından kaleme alınacak ve resmi imzalar ile şerhlerin eklenmesi için toplantıya katılan kurumlara gönderilecek. Kararın resmileşmesiyle birlikte Cengiz Holding silahlı özel güvenlik birimlerini oluşturabilecek.
Cerattepe özgülünde yaşanan bu gelişme burjuvazinin kirli savaş sendromlu psikopatlar sürüsünün, sivil faşist çetelerin bundan sonra nasıl ve hangi biçimlerde kullanılabileceğinin açık işaretidir.
Bu uygulama aslında özelde sınıf, genelde toplumsal hareket geliştikçe paramiliter güçlerin daha kitlesel ve donanımlı şekillerde karşımıza çıkarılacaklarının ifadesidir. Devletin kendi resmi asker ve polis güçleri üzerinden yapamadıklarını, bu çeteler üzerinden kontra yöntemlerle devreye sokacağının, toplumsal savaşın da daha kuralsız bir nitelik kazanacağının açık ilanıdır.
Bugün Cerattepe'de "terör" bahanesiyle karşımıza çıkan bu özel birlik hem de yerel yöneticilerin karar süreçlerini hızlıca yürütmeleriyle pratikleştiriliyor. Üstelik talepte bulunana da oy hakkı verilecek bir keyfilikte...
Zaten son 1 yıldır çeşitli bölgelerde, toplumsal yaşamın çeşitli alanlarında aynı "terör olaylarındaki tırmanış" bahanesiyle pekçok özel güvenlik şirketinin silahlı güçler istihdam etme talebi olduğu belirtiliyor.
Paramiliter güçlere "resmi" bir kıyafet giydiren bu uygulamanın önümüzdeki günlerde faşist merkezileşmenin tipik ifadelerinden biri olacağını öngörmek zor değil.
Sonrası mı?
Bugün paralı asker toplamaya çalışan ordu birlikleri yerine yarın tıpkı ABD'nin Irak'ta yaptığı gibi özel güvenlik şirketlerinin silahlı adamlarının gönderilmesi çok uzak bir ihtimal değil. Kürdistan'da, işçi sınıfı-toplumsal hareketler karşısında ya da çılgın bölgesel planlarda cepheye sürecek çok fazla savaş artığı, psikopat ve tarihsel gericilik birikiminden süzülüp gelen bir nüfus var bu ülkede.
Dünün MHP'sinin yerine bugün bunların konuşlandırılması neoliberal yönetim tekniklerinin faşist merkezileşmeyle iç içe geçtiği yansımasından başka bir şey olmayacaktır.