'Sendikayı 2 ayda örgütledik, çünkü...'

'İki ay gibi çok kısa bir sürede sendikacıları bile hayrete düşüren bir durumla karşılaştık'

İŞÇİ SINIFI
Cumartesi, 28 Mayıs 2016 (10 yıl 3 hafta önce)

Alınteri: Kendinizi tanıtır mısınız?



Avcılar Belediyesi Temizlik İşleri'nde çalışıyordum. Adım Özgür Demir





Alınteri: İki ay gibi kısa bir sürede iyi bir sendikal örgütlenme yaptınız. Bunu nasıl başardınız?



Özgür Demir: Bu insanların açlığından, sendikal açlığından kaynaklanıyor, diyelim; iki ay gibi çok kısa bir sürede sendikacıları bile hayrete düşüren bir durumla karşılaştık. Sendikalaşmadaki, örgütlenmedeki, hak aramadaki açlığa bağlı olarak böyle hızlı bir gelişme oldu.





Alınteri: İşçilere sendikaya üye olmak gerekliliğini söylediğinizde nasıl karşıladılar? Çalışma koşulları ne kadar zor olursa olsun bu tür örgütlenmeye işçiler ilk etapta sıcak bakmıyor.



Özgür Demir: Elbette soğuk bakanlar oldu. Ama işveren nasıl baskı yapıyorsa, aslında biz de ikna etmek için bazı şeyleri denedik. Konuşmama, aramıza almama gibi tavırlar onları bize yakınlaştırdı. Ve haklarının aranması gerektiğini anlatabildik. Algılayanlar oldu, olmadı değil. Süreci biliyorsunuz. İnsanlar korkuyordu ve gücü arıyordu, güç görmek istiyordu. Bu güç biz işten atıldıktan sonra görüldü. Gündüz dokuz, gece de altı kişi işten atıldığımızda insanlar artık siz dönün, biz ne gerekiyorsa yapalım mücadelesine başladılar. Süreç böyle işledi ve sonuçta buradayız.





Alınteri: 25 gündür direniştesiniz. Bu süreç içinde hafta sonunda 450 işçinin katıldığı üç günlük iş bırakma eylemi yapıldı. Ve kazanımla sonuçlandı. 26 direnişçi hala devam ediyorsunuz ve bu konuda hala bir gelişme olmadı. Bundan sonraki süreci nasıl görüyorsunuz?



Özgür Demir: Değişik adımlar atıldığını siz de görüyorsunuz bizim kadar. Bazı çalışmalar var. Bundan sonraki süreç daha sıkıntılı olacak gibi gözüküyor.



 







Alınteri: Ne gibi sıkıntılar olabilir?



Özgür Demir: Sözleşmeye oturmayacaklar. Net olarak söyledikleri şey bu. Mahkeme süreci olacak, bu da zaman gerektiriyor. Bu zamana yayılınca içerde de baskılar artacak, şu anda da içerde baskılar yapılıyor. Ne kadar yumuşamış gibi görünseler de insanları teke tek yakalayarak rencide etme, dışlama, çalışan arkadaşların bölgelerinin değiştirilmesi gibi baskılar var. Dolayısıyla süreç böyle devam edecek. İşçinin hakkını almaması için işveren de bazı adımlar atacaktır.





Alınteri: Toplu sözleşmeye oturmayacaklar” dediniz. Bu da sendikayı kabul etmeyecek anlamına geliyor. Handan Toprak işçilerle gerçekleştirdiği toplantıda her ne kadar “Sendikalı olmaya karşı değiliz...” dese de bunun başka bir oyun olarak gelişeceği görülüyor.



Özgür Demir: Tahmin ediyoruz. Sendikayı sokmayacaklar gibi bir iddiamız yok. Ama sendikayı istiyorlardı da şimdiye kadar neden beklediler. 25 gündür insanlar neden direnişte?!.



 



Alınteri: Sendikaya bakanlıktan yetki geldiğinde toplu sözleşmeye oturmayı Avcılar Belediyesi kabul etmezse ne olacak? Sadece yasal süreç mi beklenecek?



Özgür Demir: Evet yasal süreci bekleyeceğiz.





Alınteri: Hafta sonunda üç gün süren iş bırakma eylemiyle işçi kendi gücünü gördü. O nedenle Belediye-İş Sendikası direnişteki 26 işçi için örgütlü olduğu bölümlerde komple iş bırakma eylemiyle işe geri alınmanız için örgütlenme yapabilir. Böyle bir durum söz konusuyken neden yasal süreç beklensin



Özgür Demir: Başarabilir ama biz bu direnişe başladığımızdan beri belediye ve şirket tarafından en ufak bir ayrıntıda, olumsuzlukta 'siz beni zor durumda bırakacaksınız' baskılanmasıyla karşılaştık. 



 



'94’tü sanırım, Nurettin Sözen zamanında belediyede çalışan temizlik işçileri iş bırakmıştı. Bir belediyenin bir birine en iyi kenetleneni temizlik işçileridir. Parkbahçeler olsun, Fen işleri olsun pek etkili olamaz. Belediyenin en etkili olan gücü  temizlik işçileridir. O durumla karşı karşıya gelmekten korktukları için, sıkıntıları bu... Buna cesaret edemedikleri için bu zor süreci yaşadık.



 



Bizim direndiğimiz kadar aslında onlar da direniyorlar. Biz de o hissi vermemek adına 25 gündür burada bu kadar bekleniyor. Bu süre içinde birçok adımlar atılabilir, birçok şey yapılabilirdi. Ama bir görüşme süreci var. Akabinde bizi destekleyen grupların görüşmeleri de var parti genel merkez bazında, Belediye-İş Merkezi'nde olsun görüşmeler sürüyor. Yani bizim değişik adımlar atmamızın sonuçları da buna bağlı aslında. Çıkıp daha büyük eylemler, hareketler, ses getirecek şeyler yapılabilirdi. Belediye yetkilileri önümüze '94’deki temizlik işçilerinin direnişini getirdiler. Biz bu algıyı büyütmemek için bazı şeyleri sessiz kalarak bekliyoruz.



 







Alınteri: '94 sürecini tekrar yaşamak istemiyorlarsa süreci bu kadar zorlamamaları gerekmiyor mu? Eğer bugün size '94’ten bahsedip hala bu şekilde dayatmalar yapıyorlarsa işçi de kendi gücünü göstermek zorunda değil mi?



Özgür Demir: Algılayamadıkları durum bu aslında, 21 yıl öncesinden bahsediyoruz. O zamanki işçi gücüyle şimdi çok farklı durumda; her şey daha gelişmiş, her türlü bilgi ağını ulaşabilen bir potansiyele de sahibiz. İşçiyiz, emekçiyiz ama bir şeylerin de farkındayız. Bunu da biliyorlar. Ve uyandırmamak adına böyle hamlelerde bulunuyorlar.



 



Ama bilmiyorlar ki bu insanlar uyanır, haklarını aramak için mücadele ederler. Ki bunu da gördük geçtiğimiz hafta sonu, onlar da net olarak gördüler. Kendileri tahmin etmiyorlardı aslında bu kadar olabileceğini. Bu süreç iyi gidiyor gibi gözüküyor, sizin bilmediğiniz başka adımlar da atılıyor. Farklı yollar da bu adımlara bağlı. Hafta sonunda 450'ye yakın işçi kitlesiyle yapılan eyleme de bağlı olarak gördüler ki, bu insanlar ciddi anlamda örgütlenmiş ve biz o şantiyeye girene kadar işveren sendikanın yetki için başvurduğunu bilmiyordu. O korkuyu duydular.





Alınteri: Bu yeterli değil çünkü artık taşeronluğun da ötesinde kiralık işçi bürolarıyla işçilere ücretli kölelik koşullarının en vahşisi dayatılıyor. Kıdem tazminatları kaldırıldı. Tamamen güvencesiz, esnek, çağrı sistemine bağlı çalışma koşulları... tüm bunlar düşünüldüğünde bunların önüne geçebilmek için işçi sınıfının artık savunmadan çıkması gerekiyor. Sizin direnişiniz özgülünde de bu böyle. Üstelik 3 günlük iş bırakma eyleminde neler yapabileceğinizi gördükten sonra...



Özgür Demir: Onun belli bir süreci var. Tabii aylarca, yıllarca böyle gitmeyecek. Biz diyoruz ki, Avcılar bizim, belediye bizim, iş bizim, ekmek de bizim. Her şey bizim. O nedenle yapacağımız her iyi şey de kötü şey de bizi etkileyecek. Dolayısıyla biraz daha rölantide emin adımlarla gitmek niyetimiz.





Alınteri: Bu görüşme süreçleri burada direnişte olan arkadaşların işe iadesiyle mi ilgili yoksa sendikanın toplu sözleşmesini kabul etmeyle mi ilgili. Süreç içinde burada birlikteyiz, birçok işçi arkadaşla konuşuyoruz. Gerçekten çalışma koşulları çok vahşi bir de bu talepler var. Bu konuda ne düşünüyorsun? Üç günlük iş bırakma eyleminin kazanımları ne oldu sizce? 



Özgür Demir: Süreç çok hızlı gelişti. Taşeron şirketinde, sendikanın da beklemediği bir süreçti. Üç gün süren iş bırakma eyleminin sonucu alınmaya başlandı. Çalışan arkadaşların yemek saatleri bir saat oldu, çay molası 15 dakika oldu. Dün gece çalışan arkadaşlar 23:30-00:30 arası yemek saati yaptı, dört saatte bir de 15 dakika çay molası yaptılar. Bunlar ilk adımlar. Bu nereye kadar olur, göstermelik bir gelişme miydi elbette böyle de olabilir. Ama bizim ilk hedefimiz burada işten atılan 26 arkadaşın işe geri dönmesi, sonra da sendikanın belediye içinde hakimiyetini koruması.



 







Alınteri: 26 arkadaşın işe iadesini kabul etmezlerse, diyelim ki sendikayı tanıdılar, toplu sözleşme masasına oturdular ve taleplerin birincisi de 26 arkadaşın işe iadesi, sonra da çalışma koşullarının düzeltilmesi. Biliyorsunuz Belediye Başkanı Handan Toprak “Allah gelse bu 26 kişi buraya giremez!” diyor. Ne olacak. Uzağa gitmeye gerek yok. Hafta sonu yapılan 3 günlük iş bırakma eyleminde işçiler kendi güçlerini gördüler. Eğer 26 işçinin geri dönmesini kabul etmezlerse Belediye İş örgütlü gücünü kullanıp bütün örgütlü olduğu bölümlerde eşzamanlı iş bırakma eylemi örgütler mi?



Özgür Demir: Biz dedik ki Avcılar bizim, Belediye bizim, iş bizim, emek bizim. Hiç kimse zarar görmesin. Deyim yerindeyse “ne şiş yansın ne kebap yansın”... Mücadelede bedel vardır. 26 arkadaşın hepsi işe geri dönemeyebilir tabii, bu bir tahmin. Bedel olacak mıdır? Olacaktır muhakkak.



 



Alınteri: Geri alınmanız bu direnişin önemli bir kazanımı olacak ama, sınıfın bütünü için de moral olacak.



Özgür Demir: Biz de onun peşindeyiz. Bir başarı sağladık mı? Biz evet ama biz daha bırakmadık. Bizim derdimiz burada direnişte olan 26 arkadaşın işe geri alınması. Şartsız işe alınması. Belediye diyor ki, “biz bırakın gelin işe başlayın dedik” ama onlar kabul etmediler diyorlar.





Alınteri: Ama onlar sendika üyeliğini bırakın gelin dediler...



Özgür Demir: Evet ama bugün yaptıkları toplantıda 'biz gelin dedik, onlar gelmediler' algısını yarattılar. Şimdi buraya gelen arkadaşlarımız bize, 'sizi çağırmışlar neden gitmediniz' diyorlar. Biz gittik. Neyle karşılaştığımızı siz çok iyi biliyorsunuz. 



 



Alınteri: Beş işçinin sendikadan üyeliklerini düşürdüler öyle işe aldılar.



Özgür Demir: Onlar bunu anlayamadı. Bu kadar uzun direniş olacağını hesaplayamadılar. Şimdi bir çıkmazdalar, geri adım da atamıyorlar. Koskoca belediye adım atamıyor. Dolayısıyla bunu bizi sindirerek kabul ettirmeye çalışıyorlar. Ama bunun böyle olmayacağını da biliyorlar.



 



Bugün direnişte 25. gün, eylem 37 gündür devam ediyor. O nedenle bazı şeyleri kabul edecekler, bize de kabul ettirmeye çalıştıkları şeyler var. Bizim ilk hamlemiz, kazanımımız 26 arkadaşın işe geri dönmesi. Bizim bir başarımız var zaten ondan yana sıkıntı yok. Biz dönsek de dönmesek de çoğunluk sağlanmış durumda her ne kadar işçi sayısını arttırmış olsalar da bu böyle, bunların çözümleyemediği şey de bu...



 



Alınteri: Bu yeni alınan işçilerle sadece sendikanın çoğunluğunu etkilemeyi mi amaçlıyorlar, yoksa başka bir şeyin mi peşindeler acaba? Yeni işçileri yetiştirip işçi çıkarmaya başlayabilirler gibi geliyor.



Özgür Demir: Başka bir şeyi tasarlıyor olabilirler elbette. O da başka bir olasılık. Bizi korkutan şey de bu aslında. Bu süreç, yani sendikal örgütlenme süreci, direniş 2, 2.5 aylık bir süreç ve içerde baskılar hala devam ediyor. Bölgelerde çalışanların sayısı arttırıldı. Gece artık iki şoförle çıkılıyor işe... Bu süreç içinde bir B planları olduğu da açığa çıkıyor aslında. Bu süreç içinde yeni işçileri yerleştireceğiz, öbürlerini temizleyeceğiz. İşi çözeceğiz diyorlar olabilir. 



 





 



Alınteri: Yeni işe alınan işçilerin hangi şartlarla işe alındıkları bilgisine sahip misiniz?



Özgür Demir: Aslında bu bilgilere sahibiz. 12 gündür çalışıyor. Ama sigortası görünmüyor. Acaba bu durum sistemsel bir şey midir yoksa farklı bir durum mu olduğu araştırılıyor. Başka bir yerde de gösteriyor olabilirler. Ama çok da fark etmiyor. Asıl çözemedikleri şey bu. 



 



Alınteri: Neden Belediye-İş Sendikası



Özgür Demir: İlk başta araştırdık, Belediye-İş Sendikası daha önce örgütlüymüş. Hatta temizlik içinde de örgütlüymüş. 160 işçiden 80’ini örgütlemişler ve hala çalışıyorlar. Biz bir araştırma yaptık. Madem bir sendika var sendikal örgütlenme bizim hakkımız, biz bu insanları örgütlüyebilir miyiz diye düşündük. İlk önce korkuttu aslında bizi. Biz birkaç arkadaş bir araya geldik bu çalışmaya karar verdik. Ama gizli tutmaya özen göstermek gerektiğini de vurguladık. Örgütleme çalışmalarına başladık. Sonuçta bir şekilde duyuldu. Bizi odalara çektiler. Direkt bana sendikada ne görev yaptığımı sordular.