Erdoğan'ın yoğun mesaisi!..

Erdoğan dün ve bugün bir siyaset tüccarı gibi yapıp ettiklerini pazarladı, saldırganlıklarını yineledi

GÜNCEL
Pazartesi, 30 Mayıs 2016 (10 yıl 2 hafta önce)

Tayyip Erdoğan sıkı bir mesaiyle Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanıyor adeta. Dün Fetih Mitingi, bugün Esenler Belediyesi'nin Kentsel Dönüşüm Konutları'nın açılışı ve çocuklarının arpalığı TÜRGEV'in kuruluş yıldönümü etkinliği...



 



Gittiği her yerde "yaptığı" duble yolları, döşediği rayları, doğanın yağması pahasına kondurduğu havaalanları ve köprüleri saya saya bitiremedi. Bir siyaset taciri gibiydi vesselam... 



 



Fakat sadece böyle değildi. Neoliberal yağmacılık, çapulculuk, hırsızlık nasıl ki tek başına ekonomik sömürü politikalarıyla özdeş olmayıp siyasal-kültürel-ideolojik bir bütünlük oluşturuyorsa, Erdoğan da bu bütünlüğe uygun konuştu. Neoliberal temelde tahkim etmek istedikleri faşizme uygun toplum projesinin fotoğrafını yeniden çıkardı. Siyasal zorbalığı, devlet terörü ve saldırganlığı, kutuplaştırdığı toplumun kendi tarafındaki kesimlerine bir kez daha anlattı, diğer kutba kılıç sallayacak tarzda... 



 



Bölgesel hayallerine, çılgın ve kirli projelerine dair bir kez daha yoklama çekti. Kutuplaştırdığı ve tebaası gibi gördüğü kesimlere bu çılgınlığı yutturmak için, Gezi ve Kürt düşmanlığını katık etti yine... Ederken "meğer ne çok korkuyormuş her ikisinden" diye düşündürtmeden, zayıflığını ele vermeden de edemedi!..



 



Bu arada Fransa'ya da çatmadan duramadı. Kendi zorbalık ve saldırganlıklarını Fransız burjuvazisi ve devletinin estirdiği terörle temize çekeceğini sanarak, "Orantısız güç kullanıyorsunuz, kaygılanıyorum" dedi pişkince, dalga geçercesine... 



 



Çocuklarının arpalığı TÜRGEV'deyse ağzındaki diğer baklaları çıkardı. "Dindar-kindar nesil" hayallerini TÜRGEV gibi hırsızlık-yolsuzluk üzerinden kurulan bir kurumda, yani "aile ocağında" ifade etmesi gibi tarihsel bir ironiye imza atarak!.. ENSAR-TÜRGEV gibi din soslu kalpazanlar üzerinden yetiştirilecek bir nesilden ancak aynı tıynette bir nesil çıkar demeye gerek var mı?!..



 



Burada hızını alamayan Erdoğan tıpkı Gezi öncesinde olduğu gibi yine aynı saldırıların düğmesine basacağı mesajları da verdi. Kürtaj hakkı başta olmak üzere o dönem toplumsal öfkeyi ateşleyen pekçok 'zihni sinir' saldırı projesini yeniden devreye sokulacağının... 



 



Sanırız hiç kimse İslam'ı Erdoğan kadar "usta" bir tüccar mantığıyla kullanamaz. "Kapitalist sömürü için daha çok doğurun", "Bölgesel hayallerimiz için kanı sudan ucuz Memet'lere ihtiyacımız var" demek yerine "Müslüman aileden", "zürriyetten" bahseden Erdoğan şunları söyledi: "Zürriyetimizi arttıracağız, neslimizi çoğaltacağız. Nüfus planlamasıymış, doğum kontrolüymüş, hiçbir Müslüman aile böyle bir anlayışın içinde olamaz". 



 



"Sahtekarlığın, pişkinliğin bu kadarı!" demek dışında bir şey kalmıyor insana. Elbette bir de saldırganlıktaki ısrarın düzeyine 'hayran kalmak'... Erdoğan'ın neden neoliberal faşist merkezileşmenin dümenine getirilmek istendiğini insan bu anlarda bir kez daha hissediyor. On binlerce kadının günlerce sokaklardan çekilmeyerek geri çektirdikleri kürtaj yasasının ucunu yeniden göstermekten vazgeçmemekteki ısrarı bile onun nasıl bir kumaştan dokunduğunu açıkça gösteriyor. 



 



TÜRGEV gibi bir kurumu "ahlaklı-erdemli nesillerin yetişeceği tek adres" olarak pazarlamaya kalkışmasındaki utanmazlık ancak onun gibilere mahsus olabilir. Eğitimde üst üste yaptıkları "reformlar" artık kafi gelmiş kendisine. Nitekim şimdiki görevi de -TÜRGEV'i merkeze koyarak elbette- okul açmak değil artık, eğitim müfredatını, içeriğini değiştirmek olarak koydu. O içeriğin nasıl bir içerik olacağını söylemeye gerek var mı?



 



Bu arada eğitim-piyasa-pazar-ilgi odağı-talep gibi kavramlarla "uhrevi" tanımları bir araya getirmek de ancak Erdoğan gibi postmodern zamane projelerine mahsus olabilir diyelim.



 



Sözün kısası Erdoğan bir seçim öncesinde kendi tabanına seslenirken, "ötekileştirdiklerine" kılç sallamaktan vazgeçmeyeceğini bir kez daha ilan etti.



 



Ne diyelim, "Eceli gelen..." diye başlayıp devam eden bir söz uygun düşer mi? 



 



Ya da Gezi'yi hatılatalım... Hani "bak ondan önce de böyle projelerin gırla gidiyordu, sonra ne oldu?" diye biz kendisine hatırlatalım.