Metal sektöründe o çok beklenen 2017 sözleşme dönemi başladı, BMİS bazı fabrikalarda TİS imzaladı
Türkiye ekonomisi ve doğal olarak sınıf hareketi açısından stratejik öneme sahip metal sektöründe yeni sözleşme dönemi DİSK'e bağlı Birleşik Metal İşçileri Sendikası'nın (BMİS) örgütlü olduğu fabrikalardan başladı.
BMİS şimdi 2014 yılındaki sözleşme döneminde MESS'ten koparak EMİS'i (Elektromekanik Metal İşverenleri Sendikası) kuranlar ve bazı fabrikalarda da tek tek patronlarla sözleşme görüşmeleri yapıyor. Bazı işyerlerinde sözleşmeler imzalanırken bazılarında görüşmeler devam ediyor.
Grev aşamasına gelen TATA Steel ve SANEL’de sözleşmeler imzalanırken, şimdi gözler yine grev aşamasında olan olan Totomak Makine'ye çevrildi. TATA ve SANEL'de fabrikadaki özel sorunların yanı sıra (servis sağlanması gibi) ücretlerde de ilk 6 ay için yüzde 21, ikinci altı ay için yüzde 5 zam yapılmasında anlaşıldı. Buna göre ücrette artış ilk 6 ay için ortalama 350 lira oldu.
Şİmdi BMİS'in hem EMİS'te örgütlü olan patronlarla hem de hiçbir patron sendikasında yer almayanlarla masaya oturacağı bu süreçte özellikle sınıfın bütününü ilgilendiren kritik konularda nasıl bir tutum alacağı metal işçileri açısından ciddi bir soru işareti.
Schineder, Alstom, ABB gibi örgütlü olduğu büyük işletmeleri içine alan EMİS sözleşmesi, kiralık işçi büroları gibi bir saldırının gölgesi altında gerçekleşecek. Nitekim Manisa'daki Schineder'da patronun 'sözleşmeli işçilik' dayatmasıyla bunun önünü açmaya çalıştığı belirtiliyor mesela.
BMİS'in özelde metalde on binlerce işçiyi ilgilendiren 2017 sözleşmesini genelde de işçi sınıfının bütününü ilgilendiren böylesine kritik maddelerde alacağı tutum bu sözleşme döneminin de en karakteristik çizgisini oluşturacak.
Geçtiğimiz sözleşme döneminde Türk Metal (TM), önceki yıllardan da farklı olarak BMİS'in çeşitli gerekçeler üretip "ne yapalım onlar imzaladı biz de imzalamak durumunda kaldık" diyemeyeceği kadar rezil bir anlaşmaya imza atmıştı. Hak-İş'e bağlı Çelik İş de bu sözleşmeyi imzalamıştı.
BMİS, tabanının oldukça canlı bir ilgi gösterdiği sözleşme döneminde böylesine geri bir metne imza atamamıştı. Uzun süre "grev" diyememesine rağmen işçilerden gelen somut basınç üzerine grev kararı almak durumunda kalmıştı.
O dönem örgütlü olduğu fabrikalardan bazılarının patronları tabandan gelen bu basıncı da görerek hızla geri adım atmış, kendilerine başka bir sözleşme yapılmaması dayatmasında bulunan MESS'ten ayrılmayı tercih ederek BMİS'le masaya oturmuşlardı. BMİS o fabrikalarda özel sorunlarını da içeren, temel maddelerde de ortalama bir uzlaşma sağlayan anlaşmalar imzalamıştı.
Bu arada grev hükümet kararıyla yasaklanmış, bu yasak karşısında net bir tutum alsa örgütlü olduğu tüm fabrikalarda dayatılanın çok ilerisinde sözleşmeler yapabilecek olan BMİS hızla havlu atıp, geri çekilmişti. BMİS'in bu tutumu işçilerde büyük hayal kırıklıkları yaratmış, sendika yönetimiyle içten içe süren gerilimler yaşanmasına neden olmuştu. Bazı fabrikalarda işçiler BMİS yönetimine rağmen belirli çıkışlar yapsa da bu, sendikanın ablukasıyla boğulmuştu.
Metal işçisi, sendikaya olan güveni ciddi sarsıntılar alarak işbaşı yapmıştı. Fakat sektörün bütününde oldukça geri sözleşmelerin yapılmasının yarattığı öfke, TM'nin örgütlü olduğu ve metalin amiral gemisi olarak bilinen Renault'ta ve oradan TOFAŞ ve diğer büyük fabrikalarda fırtına yaratacak bir şiddette kopmuştu.
Bunda, daha önce BMİS'e geçen fakat yetki aşamasında TM ve patronların sayısız saldırısıyla karşılaşıp, TM'de kalmak zorunda bırakılan Bosch'ta nispeten ileri bir sözleşmenin yapılması etkili olmuştu.
TM çetesi ve patron işçilerin ruh hallerini de gözeterek diğer fabrikalarda yapılan sözleşmelerden daha yüksek ücret başta olmak üzere başka bazı iyileştirmelerin de olduğu bir sözleşmeye imza atmışlardı. Bunun üzerine TM'nin örgütlü olduğu Renault başta olmak üzere hemen tüm fabrikalara yayılan işgal ve grevler başlamış, metal fırtınası şiddetini günlerce sürdürmüştü.
O süreçte tüm sendikalar işçilere "2017'yi bekleyin" diye vaatlerde bulunmuş ya da buna dair yasal prosedürleri bahane ederek işçilerin öfkesini yatıştırma yoluna gitmişlerdi.
Bu arada da MESS ve TM çetesi elbirliği yaparak metal fırtınasının içten içe yanan korlarını söndürmek için kapsamlı bir saldırının düğmesine basmışlardı.
Sonrasını biliyoruz... BMİS'in de örgütlendiği ve bazılarında çoğunluğu aldığı fabrikalarda öncü işçiler kıyıma uğramış, asgari ücret eylemleri döneminde de bu kıyım tavan yapmıştı. Çelik-İş'in TOFAŞ'taki tutumu ortada!..
BMİS de Renault'ta ya da Kocaeli Ford'daki tutumuyla zaten hayal kırıklığına uğrattığı işçileri tıpkı diğerleri gibi "2017 sözleşme dönemini bekleyelim", "yasal olarak buna mecburuz" diyerek oyaladı. 2017'de yetki sorunu çözülecekti, 2017'de kozlar daha güçlü paylaşılacaktı... vs. vs.
Şimdi 2017 sözleşmeler dönemine geldik dayandık. Fakat onca badireden ve en önemlisi de işçilerin beklentilerinden sonra şimdilik buna uygun bir hava, canlılık ve dinamizm göremiyoruz.
Oysaki bu süreçte sayısız yöntemle bulunduğu yerlere yapışıp kalmaya çalışan TM çetesinin defedilmesi başta olmak üzere ücretler, iş güvencesi, kiralık işçilik ve daha başka pekçok stratejik saldırıyla karşı karşıya işçiler.
MESS'in asgari ücret zammı sonrasında yapılan eylemleri polis zoru ve işçi kıyımıyla bastırmaktaki saldırgan tutumu düşünüldüğünde sözleşme döneminin oldukça zorlu geçeceği açık. Sadece patronların saldırganlığı anlamında değil, aynı zamanda TM çetesinin alacağı tutum ve buna karşı geliştirilecek tavır anlamında da bu böyle... Ve bu tablo içinde BMİS'in yürüttüğü sözleşme görüşmeleri ve alacağı tutum dün olduğundan daha fazla kritik anlamlar kazanıyor.
Metal işçisi bu süreçle sadece son 2 yılda yaşadığı deneyimlerden de yola çıkarak ilişkilendiği oranda sendika bürokrasisini de TM çetelerini de o kükreyen MESS'i de dize getirecektir. BMİS'in 2014 sözleşme döneminde tabanın koyduğu net tutumun basıncıyla MESS bile bölünmek zorunda kalmıştı, unutmayalım...
DİSK içinde daha çok ideolojik-siyasal anlaşmazlıklar üzerinden (ki merkezinde Kürt sonuna yaklaşımın olduğu!) "muhalefet" edip, "sınıf sendikacılığı" iddialarında bulunan BMİS bürokratlarının nerede durduğunu hep birlikte bir kez daha göreceğiz.