Orduya katliamlar için yasal yetki ve sınırsız koruma sağlayacak tasarı Meclis'e getirildi
21 Nisan tarihinde CNN Türk'te yayınlanan bir haberde Genelkurmay-İçişleri Bakanlığı ve Başbakanlığın Kürdistan'daki dizginsiz devlet terörünün yürütülmesinde orduyu tam yetkili kılacak ve tüm icraatlerine sınırsız koruma sağlayacak yasal bir düzenleme üzerinde çalışıldığı ifade ediliyordu. Üzerinde çalışılan o taslağın şimdi Meclis'e yollandığı belirtiliyor.
Taslağın şu ana kadar fiilen varolan duruma yasal bir çerçeve kazandıracak nitelikler taşıdığı anlaşılıyor. Keza Kürdistan'da artık mevsimleri deviren özel savaşta yetki zaten fiilen ordunun elindeydi. Uluslararası burjuva hukukunda bile "insanlık suçu" olarak tanımlanacak pekçok eylem bu fiili yetki ve yasal olarak adı konulmamış güvenceyle gerçekleşti. Kentler yakılıp yıkıldı, insanlar diri diri yakıldı, cesetler parçalandı-parçalarına harfiyat muamelesi yapıldı ve daha pekçok insanlık dışı uygulamaya imza atıldı.
Şimdi bu yasal bir çerçeveye kavuşturulup, ordu ve AKP şahsında şekillenen yeni iktidar bloku pekiştirilecek. Rejim içi güç dengelerinde ordunun konumu güçlendirilecek.
Taslak yasalaşırsa, Kürt halkına karşı başlatılan savaşta aktif bir şekilde yer alan ve "sivil katliamlar" dahil pek çok olaya karışan askerlerin yargılanması da MİT yasasında olduğu gibi Bakanlar Kurulu iznine bağlanacak. Askere koruma kalkanının çatısı çakılmış olacak.
Milli Savunma Bakanlığı tarafından hazırlanan tasarıda, "Terörle mücadelede görevli tüm TSK mensuplarının izne bağlı olarak yargılanabilmeleri" yönünde düzenleme yapılacak. Özellikle Kürdistan'daki savaşta yer alan, Cizre başta olmak üzere pek çok il ve ilçede "savaş suçu" sayılabilecek eylemlere girişen askerlerle ilgili bir iddia ortaya atıldığı zaman doğrudan soruşturma yapılmayacak. Dava açılacaksa ilgili savcılıklar, önce Milli Savunma Bakanlığı'ndan soruşturma izni talep edecek.
Milli Savunma Bakanı, "Bu suçlama haksız" diyerek, soruşturmaya izin vermezse dosya bakandan dönmüş olacak.
Kürdistan'da savaşın başladığı ilk günlerde ordunun yetki ve yasal güvence almaksızın Kürdistan'daki savaşa girmekte isteksiz olduğu; hükümetten, tıpkı MİT'e olduğu gibi kendisine de yasal güvence ve yetki sağlayacak düzenlemeler yapmasını istediği bilgisi sızmıştı. Zaten bu sızmalardan kısa süre sonra savaş kızışmış, vahşet dizginsizleşmişti.
Şimdi o günlerde zımnen yapılan anlaşma yasal bir çerçeveye kavuşturulmak isteniyor. Çünkü savaşın yarattığı vahşi sonuçlar tüm çıplaklığıyla ortaya çıkıyor. Uluslararası dengelerin değişmesi durumunda bu zulmün "yargılanmasından" korkuluyor. Dahası iktidar bloku kendi iç dengelerini yeniden düzenliyor, bir savaşa-yıkıma her açıdan hazızlanmaya çalışıyor.