Ramazan'ın ilk günü

Belki sofralarımız bize bunu reva görenler kadar dolu değil. Ama...

GÜNCEL
Çarşamba, 8 Haziran 2016 (10 yıl 1 hafta önce)

Evet bugün Ramazan'ın ilk günü. Tüm İslam aleminin Ramazan'ı kutlu olsun. Bugüne kadar hiç yazı yazmadım. Gene de yazmayacaktım fakat, dünkü hareketliliği görünce içim burkuldu. Herkes bir yerlere koşuşturuyor. Marketler dolu, pazarlar dolu, otobüsler-minübüsler dolu, tramvaylar dolu... Ben ise bir bankta oturmuş bu hareketliliği izliyordum. Sadece izliyordum. Çünkü yapacak bir şeyim yoktu. Tıpkı Mersin'deki Ali Yaşar gibi... Bora, Mustafa, Murat, Turgay, Yaşar, İsmail gibi... Eminim onlar da benim gibi bir yerlerde oturmuş bu hareketliligi seyrediyorlardı. 



 



Neden? 



 



Çünkü onlar da benim gibi, diğerleri gibi işsizlerdi. Onların da yürekleri buruktu, onların da bugünler için hayalleri vardı.



 



Oturduğum parktan kalkarak yürümeye başladım. Akşam ilk sahurumuza kalkacaktık. Eski Ramazanlar geldi aklıma. İş dönüşü çarşıya uğrar, Ramazan'ın heyecanıyla alış verişimi yapar, çantalarımı doldurur, otobüs yolunu tutardım.



 



Zorla otobüse biner, sahurda ne yiyeceğimi hayal ederdim. Otobüsten inip apartmana yaklaştıkça heyecanım bir kat daha artardı. Neden mi? Gençlik çağımda annemi ve babamı kaybetmiştim. Onlar da Ramazan'larda eve elleri dolu gelirlerdi. Evin önünde komşularla muhabbet ederken heyecanlı heyecanlı akşama ne yapacaklarını konuşurlardı. Benim de heyecanım bundandı. Ben de annem ve babam gibi komşularla muhabbet edecektim. Elimdeki çantaları gururla yere bırakıp yorgunluk atacaktım...



 



İşte yürürken aklımdan bunları geçiriyordum. Bir elimde sigaram, diğer elimle de dolan gözlerimin yaşını saklamaya çalışıyordum. Tıpkı Ali Yaşar gibi... Bora, İbrahim, Mustafa, Murat, Turgay, Yaşar, İsmail gibi...



 



Yürüye yürüye pazara geldim, gezmeye başladım. Domates, biber, soğan, patates, kabak patlıcan...... Sergiler muhteşem gözüküyordu. Elimi cebime attım parama baktım yirmi üç lira beş yüz kuruşum vardı. Azar azar hepsinden almaya çalıştım. 



 



Pazardan çıktım, yeniden parka oturdum. Gene eve boş gitmeyecektim. Biraz buruktum AMMMAAA GURURLUYDUM, ONURLUYDUM, ŞEREFLİYDİM. Tıpkı Ali Yaşar gibi... Bora, İbrahim, Mustafa, Murat, Turgay, Yaşar, İsmail gibi... Belki cebimizde paramız yok, belki sofralarımız bize bunu reva görenler kadar dolu değil. Ama en azından bizim çocuklarımıza bırakacağımız şerefimiz var, onlara anlatacağımız onurlu direnişimiz var. 



 



Beykoz'danda Çayan hoca, Arzu hoca, Bora bey, İlhami abi var, Birkan, Aydoğan abim, Rıza abim var, eşi ve de İŞÇİLEERRRRRR derken gözleri parlayan çocukları var. Yağmur var, Kaan... İsmini yazmadığım daha niceleri. 



 



Hasan Basri Babalı'nın köylüleri çay ısmarlarken, başkanı bize anlatırken gözlerindeki ve yüreklerindeki pırıltıları var. Daha ne yazayım bilemedim ki... 



 



Aslında o kadar çok şey var ki yazacak. Direnişteki arkadaşlarımın kocaman yürekleri var. Eşlerinin ve çocuklarının onlara nasıl destek verdikleri var. İstanbul'da bize yardım etmek için çırpınan insanlar var. Direnişin Beykoz ayağını bitirdiğimiz gün ordaki insanların gözlerindeki 'DURUN GİTMEYİN DAHA YAPACAK ÇOK ŞEYİMİZ VAR. BU DİRENİŞ KAZANIMSIZ BITEMEZ' diye bakan insanlar var. 



 



ÇADIRA SALDIRDIKLARI GÜN ÇADIRA SARILIP 'N'APIYORSUNUZ?' DEYİP ÇABA SARFEDEN MEHMET ABİMİZ var. 



 



Bilemedim ki daha ne yazayım. Yukarıda ismini yazdığım ve yazamadığım o kadar çok insan var ki... Hepsine teşekkür ederim. Hayatımızın birer parçası oldukları için. Eveeeet bugün Ramazan'ın ilk günü. Yine parktayım, yine düşünüyorum, yine içim buruk. İftar yaklaştıkça yine o eski Ramazanlar aklıma geliyor. Ama bir önceki gün kadar üzülmüyorum. Biraz domatesimiz var, biraz biber, biraz soğan, üstüne de iki yumurta kırdık mı bugünü kurtarırız yarına Allah kerim. 



 



Gün doğmadan neler doğar. Bu günlük bu kadar. Arada bir yazarım artık aslında ne yalan söyleyeyim yazdıkça yazmak istiyor canım, alıştım mı ne? YOOO hepsi birden olmaz. Okuyan arkadaşların vakitlerini aldım. Hakkınızı helal edin, kıymetli zamanlarınızı aldığım için... 



 



Bu yazılanları okurken sakın bize acımayın! Acınmak için yazmadım. Bizler acınacak insanlar değiliz. Bizler ONURLU, GURURLU, ŞEREFLİ İNSANLARIZ. Acıyacaksanız bizi bu hale düşüren insanlara acıyın. Çünkü onlar onur, şeref, gurur ve namus yoksunu. Ee bunlar olmayınca da yaşamanın bir tadı olmuyor de mi can dostlarım.



 



Herkese iyi Ramazanlar dilerim



 



Şişecam direnişçisi



Ercüment Acaroğlu