Almanya'dan Fransa'ya kadar bir çok ülkede işsizliği engelleme demogojileriyle kıdem tazminatı hakkına eş güdümlü bir saldırı gerçekleşiyor. Bu şaka ya da alay gibi demogoji, iş gücü maliyetini düşürerek patronların daha kolay işçi almasına dayanmaya çalışıyor.
IMF, Dünya Bankası ve son olarak OECD (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) tarafından verilen "önerilerle" Türkiye'de de kıdem tazminatlarının kaldırılması yönünde yoğun bir hareket sağlandı.
Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) tarafından da Ekim ayında yayınlanan OECD 2006 Türkiye İnceleme Raporu'na ilişkin olarak bir açıklama yapılarak, Türkiye’de mevzuatın getirdiği yüklerin çalışan ve çalıştıranları kayıtdışı sektöre ittiği; bu bağlamda çok ciddi bir istihdam maliyeti oluşturan kıdem tazminatının kaldırılarak, işsizlik sigortasının ön plana çıkarılması gerektiği kaydedildi.
Kıdem tazminatları konusunda bulunan formül patronları bu iş yükü maliyetinden kurtarırken, işçileri kağıt üzerinde kalan bir iş güvenliğinden de soyunduruyor.
Kıdem tazminatları resmi olarak kaldırılmayarak, işsizlik sigortası gibi bir fona bağlanıyor.
2007 yılında yasalaştırılması planlanan tasarıya göre kıdem tazminatı fonu, patronlardan alınacak yüzde 3 prim ile İşsizlik Sigortası Fonu'ndaki patronlara ait yüzde 2'lik payın yüzde birinin bu fona aktarılmasıyla döndürülecek.
İşsizlik Sigortası'ndan geçen sene işsiz kalanların sadece yüzde 16'sının yararlanabildiği gerçeği kıdem tazminatı fonunun uygulamada bulacağı karşılığa ışık tutuyor.
Patronlar yasal mevzuatın kendilerine sağladığı yararlarla (tiksindirici sebepten dahi işçi kovulabiliyor, yani patronun bir işçiyi burnunun akmasını sebep göstererek kovması tazminat gerektirmiyor) zaten tazminat ödemeseler de, şimdi hem elleri daha rahatlayacak hem de İşsizlik Sigortası Fonu gibi nemalanacakları yeni bir kaynağa sahip olacaklar.
Bağlantılı kayıtlar:
İşsizlik Fonu Deniz
CPE Tipi Saldırı