Kartal Kadın Dayanışması dün akşam Avukat Hülya Gülbahar'ın katıldığı bir panel düzenledi
'Boşanma Komisyonu'nun kadınların tarihsel kazanımlarının gaspını hedefleyen tasarısına karşı çeşitli etkinlikler yapmayı kararlaştıran Kartal Kadın Dayanışması, bugün avukat Hülya Gülbahar'ın katıldığı bir panel düzenledi. Saat 19:00'da TMMOB'un Kartal şubesinde gerçekleşen panele çok sayıda kadın katılım göstererek dikkatle izledi.
Kadın hakları alanında yıllardır yürüttüğü tutarlı mücadeleyle tanınan Gülbahar sunumuna bu konuda yapılan ve süren uluslararası tartışmalar ve anlaşmalardan başladı. Bunların ulusal devletlerin hukuksal işleyişiyle ilişkisini çeşitli örneklerle sergiledi.

Kadın mücadelesiyle kazanılmış toplumsal hakların gasp edilmesinin dünyanın tüm muhafazakarlarının (tüm dinler ve siyasetlerde) gündemi olduğunu belirten Gülbahar, özellikle aile ve kürtaj ya da eşit ücret ve miras gibi başlıklarda uluslararası hukuk tarafından da garanti altına alınmış kazanımların gasp edilme çabasının sürekli bir çaba olduğunu vurguladı.
Tüm devletlerin bu konuda aşağı yukarı aynı yaklaşımlara sahip olmalarına rağmen kadına dönük şiddetin uluslararası düzlemde ciddi bir toplumsal soruna dönüşmesi nedeniyle yapılan uluslarası sözleşmelerde bu sorunun ancak eşitlik sağlanarak aşılabileceği düşüncesinin öne çıktığını ifade etti.
Bu açıdan İstanbul Sözleşmesi'nin pekçok yönüyle kendisinden önceki sözleşmeleri aştığını, kadın hakları açısından ileri bir yerde durduğunu anlatan Gülbahar, bu sözleşmenin Türkiye tarafından imzalanması sürecinde verilen mücadeleyi de örneklerle dile getirdi.

Türkiye'nin pekçok kritik noktayı eğip bükme çabasına rağmen şerhli de olsa imzaladığı bu sözleşmenin gereklerini yerine getirmediğini vurgulayan Gülbahar, dünyadaki muhafazakarlaşma eğilimiyle Türkiye'deki siyasal yönelim arasında da önemli paralellikler olduğuna değindi. Bu paralelliklerin kadın hakları konusunda pekçok açıdan aynı noktada buluşan eğilimlerle çakıştığını da vurguladı.
Sistemin toplumu değiştirme yöneliminin nirengi noktasının kadınların kazandıkları hukusal ve toplumsal hakların geri alınmasından geçtiğini söyleyen Gülbahar, bu saldırıların kadının hep çocukla anılmasıyla topluma zerk edildiğini anlattı. Kadın haklarının gaspı anlamına gelen pekçok düzenlemenin çocuk haklarıyla birlikte anılmasının saldırının perdelenmesinde kullanılan klasik bir formül olduğunu belirtti.

Hukuksal düzenlemeleri tarihsel-toplumsal bağlantılarıyla anlatmaya çalışan Gülbahar, daha sonra güncel saldırı konusu olan "Boşanma Komisyonu'ndaki taslağa geldi. Veraset hakkı, miras paylaşımı, boşanma koşulları, ev içi ve dışında harcanan kadın emeğine dönük tanımlardaki ciinsiyetçi yaklaşım, kız çocuklarının tacizcileri-tecavüzcüleriyle evlendirilmesi ve aslında çocuk yaşta "evliliğin" önünün açılmasına ilişkin düzenlemeleri ... çeşitli örneklerle anlatan Gülbahar, bu saldırıların bugün bu denli toplam bir saldırıya dönüşmesiyle siyasi konjonktür arasında ilişki kurdu.
Kadına dönük saldırının tüm siyasal otoriterleşme eğilimlerinde (tarih boyunca) baş sırada olduğunu söyleyen Gülbahar, AKP'li hükümetler döneminin ilk yıllarında liberallerin de desteğiyle ciddi bir toplumsal yanılsama yaratıldığını belirtti. Fakat AKP'nin iktidardaki konumunu güçlendirdiği oranda kadın hakları da dahil o dönemde göz boyama amacıyla yapıldığı sonradan anlaşılan düzenlemelerin hepsini geri almaya hatta 30 yıl öncesine götürmeye çalıştığını ifade etti. Şu anda da "yetmez ama evet" eğilimi gibi bir tehlikenin sözkonusu olduğunu vurgulayarak, içeriğin doğru bir tarzda ve birleşik mücadele esasıyla teşhir edilmesinin önemine değindi.
AKP ve hükümetin şu anda muhafazakar-Sünni İslam'ın kurallarıyla düşünen bir çekirdek tarafından yönetildiğini vurgulayan Gülbahar, toplumsal dönüşümü de buna uygun zorlamalarla gerçekleştirdiklerini anlattı. Yapılan kimi düzenlemelerin AKP kadrolarınca bile benimsenmediğini (kürtaj yasası gibi) söyleyen Gülbahar, şimdilerde uygulamaya konulacak tüm planların da AKP Kadın Kolları üzerinden değil, Sümeyye Erdoğan'ın yönetiminde bulunduğu KADEM üzerinden pazarlandığını belirtti.
Devlet çekirdeğine yerleşen AKP içindeki çekirdeğin toplumsal projelerinin bam telini oluşturan kadına dönük düzenlemelerin de tıpkı eğitimde TÜRGEV üzerinden olduğu gibi bu çekirdeğin, devletin "sivil toplum kuruluşu" gibi çalışan KADEM üzerinden toplumsal rızaya sunulduğunu ama bu konuda işlerinin hayli güç olduğunu anlattı.

AKP'nin projelerini bu araçlar üzerinden pazarlarken kadın hareketinin gücünü es geçtiğini, bu açıdan da sık sık toslamalar yaşadığını, tam da bu nedenle görüntüde denge kurma çabasını da bir kenara itebileceğini ifade etti. Hürriyet'te yayınlanan bir ankette Türkiye'de kadınların yüzde 83'ünün kadın hareketine güvendiğini açığa çıkardığını söyleyen Gülbahar, bu gücün doğru bir şekilde kullanılması ve yapılıp edilenlerin geniş kadın kitlelerine doğru slogan ve teşhirle anlatılması gerektiğinin altını çizdi.
Oldukça canlı bir ilgiyle dinlenen panelin sonunda sorular-görüşler belirtildi. Hemen hepsi bu devasa saldırı karşısında ne yapmak gerektiğine dairdi...