İŞSİZLİK
İşsizlik arttıkça, sosyal hak ve güvenceden yoksun aşırı çalışma da artıyor. Güvencesiz aşırı çalışma arttıkça, işsizlik de artıyor. Birinden kaçarken diğerine yakalandığımız bu
kapitalist cendere içinde öğütülüyoruz. Sürekli iştenatılma tehdidi altında gergin, huzursuz çalışma ne dikkat bırakıyor, ne de özgüven ve özsaygı. Gelsin iş kazaları, psikolojik rahatsızlıklar...
İşsizlik, sadece maddi yoksullaşma mı getiriyor? Hayır; aynı zamanda korku, belirsizlik ve ümitsizliği yaygınlaştırıyor. Fiziksel ve ruhsal sağlığımızı bozuyor. Toplumsal değerlerin, dayanışmanın yitirilmesine yol açıyor. İçe kapanmamıza, toplum dışılaşmamıza, yaşam motivasyonumuzu ve çalışma yeteneğimizi kaybetmemize neden oluyor. Özyıkıma, her şeye ve herkese karşı güvensizleşmemize, hatta düşmanlaşmamıza yol açıyor. İşsizliğin sonucunda yaşamımızdaki sefaletin büyümesiyle, kendi yaşamımız ve kişiliğimiz üzerindeki denetimimizi de yitiriyoruz. Bir sürüklenme hali, alkol, uyuşturucuda boğulma artıyor.
İşsizlikten kurtulup yeniden çalışmaya başladığımızda da kendimizi daha zayıf, güçsüz, özgüvensiz, çalışma arkadaşlarımıza ve işe karşı daha güvensiz hissediyoruz. İşyerinde daha uzun süredir çalışanlarımız, işsizlerle birlikte, yeni işe girenleri de kendileri için bir tehdit olarak algılıyorlar! Aynı işi aynı ücretle yapsak bile, üstencilik taslıyor, orada birkaç ay fazla çalışıyor olmayı bile bir statü farkı olarak korumaya ve dayatmaya çalışıyoruz!
İşsizlik sadece sefaletimizi mi hızlandırıyor? Hayır; çok daha vahimi,
aramızdaki dayanışma, kaynaşma ve birbirimize güveni kemirip, azaltıyor. Birbirimizle, sınıfımızla kurduğumuz bağı aşındırıyor, kırılganlaştırıyor. Sınıf karakterimizi darbeliyor. İşçi sınıfına ait olmayan düşkün zihniyet, tutum ve ruh hallerini saflarımızda yayıyor.
İşsizlik, sadece çalışma ve yaşam koşullarımızı ağırlaştırmakla kalmıyor; çok yönlü siyasal, toplumsal, kültürel, psikolojik sorun ve tahribatlara yol açıyor. İşsizliğe karşı mücadeleyi de
ekonomik-sendikal olduğu kadar, siyasal, toplumsal, kültürel, psikolojik yönleriyle bir bütün olarak yürütmeliyiz.
Kapitalistler, “işveren” değil, emeğimizi sömürenlerdir. Posamızı çıkarana kadar sömüren, işe yaramaz bir çuval gibi sokağa atan da kapitalistlerdir. Bizi, çalışan işçi, işsiz işçi olarak bölen, birbiriyle rekabete sürüp, çalışma ve yaşam koşullarımızı dibe bastıran onlardır. Bu nedenle, işsizliğe karşı mücadele,
çalışanlarla işsizlerin birleşik mücadelesi olarak, kapitalizme karşı yükseltilmelidir.
İşsizliğimiz kapitalizmin ürünü olduğuna göre, işsizliğin saflarımızda yol açtığı yıkımın, ücret kayıplarının, toplumsal, kültürel, psikolojik tahribatın engellenmesinden ve tazmin edilmesinden sorumlu tutulmalıdır. Tam kapsamlı, işsizin ailesini de kapsayan işsizlik sigortası istemeliyiz. İşsizlik sigortası, sağlık sigortasını ve
emeklilik sigortasını da kapsamalı; gideri devlet ve bizleri işten atan kapitalistler tarafından karşılanmalı. İşsizlere, iş ararken kullanacakları parasız ulaşım kartları sağlanmalı. Tüm çalışan ve işsizler kayıt altına alınmalı, kayıt dışı çalıştırma ağır yaptırımlara bağlanmalı. Kapitalistler, işten atmak istedikleri işçiyi, mahkeme
sonuçlanana kadar çalıştırmaya devam etmeye zorlanmalı. İşten çıkarılan işçinin tazminat hakkı doğması için 1 yıl boyunca orada çalışıyor olma zorunluluğu kaldırılmalı; işçinin kaybının bütününe eşit tazminat hakkı getirilmeli.
İşten çıkarma, toplumsal suç sayılmalı.
Taleplerimiz:
- Herkese iş, herkese çalışma hakkı!
- Tam kapsamlı, işsizin ailesini, sağlığını ve emekliliğini kapsayan işsizlik sigortası!
- İşsizlere parasız aylık ulaşım kartı!
- İşten çıkarma toplumsal suçtur!
Kölece Çalışmaya Kölece Yaşamaya Hayır!
Kampanya Dizizi - 1
Kasım 2006