Liseliler 'yeni nesil' projelerini reddediyor!

Liseliler dayatılan "dindar, kindar nesil" projelerini protesto dalgasıyla reddediyor

GENÇLİK
Cumartesi, 11 Haziran 2016 (10 yıl 1 hafta önce)

İstanbul Erkek Lisesi öğrencileri mezuniyet töreninde,  tepeden atanarak her türlü gerici, bilim dışı uygulama ve tacizleriyle okulda siyasi iktidarı temsil etmeye çalışan idarecilere tepkilerini, sırtlarını dönerek ve bir bildiri yayınlayarak göstermişlerdi. 



 



Bunun ardından “Yeni eğitim sistemi, yeni nesil, yeni Türkiye” sloganıyla dayatılan “dindar ve kindar nesil” politikalarına karşı birçok liseden aynı anda sesler yükseldi. Liseliler, disiplin soruşturmaları ve tehditlerle sindirilme çabalarına, cinsiyetçi yaklaşımlara, kadınların eğitim sistemi dışına itilip toplumsal hayatta daha bir görünmez kılınma yönelimlerine karşı birikmiş öfkelerini aynı anda haykırdıkları bir protestolar dalgasıyla dışa vurdular. Kendilerine has bir dil oluşturdukları birbirinden özgün bildirilerle bunu deklare ettiler. 



 





 



Cağaloğlu, Galatasaray, Vefa Lisesi, Notre Dame de Sion, Kadıköy Anadolu Lisesi, Ostim Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ardından Ankara Gazi Lisesi, Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi, Beyoğlu Anadolu Lisesi ve İzmir Fen Lisesi de okul idarelerinin iktidar yanlısı, baskıcı tutumunu, “yeni nesil” dayatmalarını protesto etti.



 



Bu protestolar henüz 'Aydınlanma kültürünü' savunmak sınırlarında kalsa da liselerde oldukça dinamik bir arayış ve öfkenin biriktiğinin bir kez daha açığa çıkması anlamında umut verici. Dayatılan “kindar ve dindar nesil” projesine karşı nasıl bir toplumsal barikatın mayalandığını görmek başlı başına bu umudun ifadesi. “Kayıp kuşak” diye adlandırılan bu kuşağın taşıdığı yaratıcı potansiyelin bir kez daha açığa çıkması anlamında da sarsıcı. Tıpkı Gezi'de olduğu gibi... 



 



Liselilerin kendi genç dillerini ve yaratıcılıklarını da kullanarak kaleme aldıkları bu bildirilerden bazıları özellikle çarpıcı. 



 



Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi öğrencileri, "Omuz Veriyoruz!" başlıklı bildirilerinde, "Şeriatçı yobaz dernekler okulumuzda stant açıyor. Yakasında Berkin Elvan fotoğrafı olan arkadaşımız dersten atılıyor. Destek veren öğretmenlerimiz baskıya uğruyor. Sevginin, barışın kardeşliğin adını anmayıp, kindar bir nesil olmamızı istiyorlar" diyerek şöyle devam ediyorlar:



 




Bizler ülkemizin geleceği, yarınları olan liseliler, etrafımızı saran karanlığı önce okulumuzda yeneceğiz daha sonra ülkemizde. Bu yolda “dost omuz başlarını/omuzlarımızın yanında duyup/ kellemizi orta yere/ yüreğimizi yumruklarımızın içine koyup” yüreyecek; özgürlüğün, laikliğin, emeğin yanında durarak hep birlikte karanlığın perdesini yıkacağız. 




 



İzmir Fen Liseliler de şunları ifade ettiler:



 




Fen liselerinin, bilimsel eğitimin itibarsızlaştırıldığı, imam hatipler yoluyla dinsel eğitimin yaygınlaştırıldığı bir ortamda bilim üretiminin düzeyi bellidir. O düzeyi yakın zamanda 'papaz eriğini' 'imam eriğine' çeviren çılgın TÜBİTAK projesinde gördük. Dolayısıyla denilecek tek şey öyle ortama böyle bilim olur. Halbuki bilimsel eğitimin ağırlıklı olduğu bir ortamda biz İzmir Fen Liseliler olarak 2 ay önce kemoterapi ilacı geliştirerek bilimsel üretimin nasıl olacağını göstermiş olduk. Onların gülünç gericiliğine karşı aydınlanmacılığın ve bilimin sesini yükselteceğiz. Proje okulları kapsamında atadığı "badem bıyıklı" idarecilere boyun eğmiyor ve bilimsel üretim ve etkinliklerimize devam edeceğimizi söylüyoruz. 




 



'Bağzı Notre Dame de Sion'lular imzalı yayınlanan bildiride okullarında mevcut siyasi konjoktörün her türlü dayatmasının beden politikası ve ifade özgürlüğü üzerinden yeniden kurulduğu belirtilerek, öğretmenlerin makineleştirilip, öğrencilerin de belli bir protipe haspedildiği, buna uymak istemeyenlerin ise tehdit, yasak ve cezalarla hak ihlallerinin meşrulaştırıldığı vurgulanıyor.  



 



Bildiri,



 




Bunun bir eğitim politikası değişikliğinin işaretleri olduğunun farkındayız. Ancak, bilimum iktidarların dahil olduğu bu körelme sürecine boyun eğmeyi reddediyoruz. Notre Dame de Sion örneğinden, “aydınlıkçı” çerçevenin de dayatmacı zihnin bir parçası haline dönüşebileceğini görüyoruz. Ekol olmamız veya olmamız değil, anti-faşist mücadeleyi her alanda kuvvetlendirmemiz gerektiğinin esas olduğunun bilincindeyiz. Direnen tüm liselilere selam ve dayanışmayla...




 



sözleriyle son buluyor.



 



Kadıköy Anadolu Lisesi öğrencileri de okul yönetiminin öğrencilere yönelik baskısını, ‘Duyuru’ başlığı altında ‘idarenin incelediği’ ve birçok yerini sansürleyerek karaladığı bir metinle anlattı. Metne uyguladığı ‘otosansürle’ yaşananları anlatan öğrenciler, açıklamanın ‘sansürsüz’ kısmını protestoya katılan diğer ‘Proje Okul’lara selam gönderip “Yandaşlara arkasını dönenlerle, yarımada yokuşunda geçmişi özleyenlerle, Fikret’in mirasını koruyanlarla beraber bu kara mürekkebi dağıtmak için ışığa koşacağız.” dedi.



 





 



Bornova Anadolu Lisesi'nin bildirisinde ise “Gelin padişah yalakalarına hep birlikte sırtımızı dönelim” ifadeleri yer alıyor. 



 



Vefa Lisesi’nin bildirisinde ise "Diğer okullarla beraber karanlığa sırtımızı dönmeye hazırız!" sözleri...



 



Ankara Gazi Anadolu Lisesi öğrencileri de yayınladıkları bildiride idarenin öğrencilerin yapmak istedikleri her türlü etkinliği yasaklayarak engelledikleri, ancak okulla ilgisi olmayan dini içerikli gruplarla etkinlikler düzenleyerek, öğrencileri zorla buralara götürdükleri ifade edilerek, “Farklı şehirlere, farklı okullarda, farklı sıralarda okusak da yaşadıklarımız ortak. İşte bu nedenle çıkaracağımız ses de ortak olmalı. Selam olsun karanlığa arkasını dönüp güneşli yarınlara yürüyen bütün liselilere" sözleriyle dayanışma vurgusu yapılıyor.



 





 



Bu öfkeyi laikçiler-ırkçılar toplamaya çalışıyor! 



 



Liselerden kopan bu öfke, şimdilerde ırkçılık bayrağını kimselere bırakmayan İP, nam-ı diğer Vatan Partisi'nin gençlik örgütünce emilmeye çalışıldı/çalışılıyor. Bu çevre, liseli gençlerin bu çıkışını dinci gerici dayatmaların tersyüz edilmiş hali olan laikçilik-ırkçılık-elitizm kırması bir yaklaşımı alternatif kılarak toparlamak istiyor.



 



Liselerde ortaya çıkan protesto dalgasını, yeni bir bildiri imzaya açarak politik olarak mülk edinmeye çalışıyor. VP'nin liseli örgütü 'Türkiye Liseliler Birliği’, ‘Liselerde Gericiliğe Geçit Vermeyeceğiz’ başlığıyla imzaya açtığı metinle bu dalganın üzerine oturmaya çalışıyor. Bu gericiler şu ana kadar 365 okulun imzasına ulaşmış. Oysa bu dalga bu çetenin o gerici ideolojik kalıplarının sınırlarına sığmayacak kadar yaratıcı, dinamik ve üretken... Geleceği muştulayacak kadar renkli...



 



Liselerde devrim ve sosyalizm düşlerinin yankılanmasının uzak bir gelecekte değil, bugünden mayalanacak güçlü bir zemine sahip olduğunu gösteren bu protesto dalgası en başta devrim ve sosyalizm iddiası olanlar açısından uyarıcı ve görev çıkarıcıdır.