Bu madde, sınıfın güçlenmesinden korkan burjuvazinin ahlaksızlığının dışavurumundan başka bir şey değildir
İşçi sınıfı ya ölüme ya sefalete mahkum edilmeye çalışılıyor. Günümüz koşullarında dayatılan ücretli kölelik koşullarına boyun eğmeyen, bu koşullara karşı mücadele yolunu seçerse işsizlik dayatılıyor, kendisiyle birlikte ailesiyle açlığa ve sefalete atılıyor.
Bunu nasıl yapıyorlar? İşçi sınıfı, kölelik uygulamaları olan taşeronluk, kiralık işçilik, kıdem tazminatının kaldırılması, bireysel emeklilik gibi dayatmalara karşı örgütlü mücadele etmeye başladığında karşısına işçi kıyımları çıkarılıyor. Patronlar işçileri genellikle 25/2 ithamıyla işten atarlar. Aslında 25/2 maddesi, işçilerin hak talepleri sırasında tutacakları mücadele yolunu tıkamak için kullanılmaktadır.
25/2 maddesi, sadece 'ahlaksızlık ve yüz kızartıcı suçlar'ı kapsamıyor, etkime alanı oldukça geniş. 25/2’ye yakından baktığınızda patrona, yakınına, çalışan arkadaşlarına taciz, ahlaksızca davranış, topluca iş yavaşlatma, üretimi engelleme, başkasının çalışmasına engel olmak gibi birçok bend var. Birçok işçi ise 25/2’nin neleri kapsadığını tam olarak bilmiyor; 25/2 denildiği zaman “Vay arkadaş ben hırsız mıyım, ahlaksız mıyım, kimin nesiyim? Çalmışız. Şimdi çocuklarımız bizi hırsız, ahlaksız sanacak...” diye endişelenmekten kendisini alamıyor.
Kapitalist devletin, burjuvaziye yasalarıyla sunduğu şey aslında tamamen kendi doğasına uygun ahlaksızlığın dışavurumudur. Nedir bu? İşçi çalışırken yaşadığı baskıya, kölece koşullara karşı kendini ister tek tek ister örgütlü olsun ifade etme bilincine sahipse bu patronların işine gelmez, cezalandırması gerekir. Öyle bir ceza vermeli ki hem işten atmalı hem iş ararken sürekli karşısına engel olarak çıkmalı hem de ailesinin, çocuklarının gözünde onuru kırılmalı.
Peki burjuvazi bunu nasıl yapar? Eğer bir işçi kölelik koşullarında çalışmak istemez, bununla mücadele yolunu seçer, diğer iş arkadaşlarının da bu örgütlü mücadele içinde olması için çaba sarf ederse bu mutlaka “cezalandırılmalıdır”. Patron bunu öğrendiğinde, işçiye bu örgütlülükten vazgeçmesini yoksa işinden olacağını söyler. Sorgu odalarına çeker, sözlü ya da fili baskı uygular. Bütün bunlar işçiyi mücadele etmekten vazgeçirmezse onu işten atar. Ama “sendikaya üye olduğu için attım” demez. İşçiyi öyle bir cezalandırmalıdır ki uzun yıllar karşısına çıksın, yüzüne çarpsın ister. Burjuva devletin yasalarıyla kendilerine sunulmuş olanı değerlendirir: İşçiyi ahlaksızlık ve yüz kızartıcı suçları kapsayan 25/2 ile itham eder. Bunun için patron yalakalarının yalan ifadeleri yeterli olmaktadır.
Peki 25/2’den işten atılan işçi neyle karşılaşır? Birincisi hiçbir hakkını talep edemez; ikincisi İşkur'dan işsizlik maaşı alamaz; üçüncüsü bu durum siciline işleyeneceğinden iş bulması imkansızlaşacaktır. Dördüncüsü ise ailesi içinde horlanacak, belki de çocuklarının utanç kaynağı olacaktır.
Sermaye işçileri sömürebildiği sürece sadece nefes alıp vermesine izin verir. Aksi takdirde aldığı nefesi elinden geldiğince çabucak kesmeye çalışır.
Alınteri: İşçiler neden 25/2 maddesiyle işten çıkarılıyor?
Hasan Basri: 'Seni süründüreceğim. Hiçbir yerde iş bulama; aç kal, öl, geber...” bu düşünceyle 25/2'den çıkarılıyoruz. Aslı astarı olmayan bir şey. Bunu hepimiz de biliyoruz. Yoksa ben mesela burada neyi çaldım, çöpleri mi? Arabaları mı çaldık?..
Alınteri: Bunu nasıl bu kadar kolay yapıyorlar?
Hasan Basri: Yaptıkları gaddarlık. Başka bir şey değil, acımasızlık başka bir şey değil. Ben işten atıyorum bir daha hiçbir yerde iş bulamasın. İş aradığında her zaman karşısına çıksın ve sürünsün istiyorlar.
Alınteri: İşçileri atarken neden 25/2 ile işten çıkarıyorlar.
Ali Polat: Birincisi işverenin acizliğini gösterir. İkincisi, “devlet de yasa da benim. Ben senin sahibinim” demek istiyorlar. Ben böyle düşünüyorum. Bir işçi 25/2’den atılırsa... bunlar çok kötü suçlar, yüz kızartıcı suçlar. Üstelik bunun kanıtlanması da nerdeyse imkansız. Bunu bildikleri için işçileri 25/2’den çıkarıyorlar.
İşçiler gasp edilen haklarını talep etmek için sendikada örgütlendikleri zaman, (bizim gibi) patron işçilerin örgütlenmesine karşı oluduğu için, örgütlülüğü kırmak amacıyla işçileri 25/2’den atıyor. Bunlar çok vicdansız, düşünün 25/2 dayanak edilip işten atıyorlar. Böylece bütün çalışma hayatını bitirmiş oluyorlar. 25/2’den atıldığınızda ailenizle birlikte bütün geleceğiniz kararıyor. Patronlar işçinin geleceğini ve ailesinin geleceğini düşünmeyip kendi çıkarına bakar ve o anki durumuna göre hareket ederler. O nedenle biz çalışanlar dikkatli olmalıyız. Bize dayatılan 25/2’yi çürüteceğiz. Tabii bunun karşısında kanunlar gereği ne gibi hak talep edebiliriz onların da davasını açacağız. Ben bunları insan sınıfına koyamıyorum. Onları düşündükçe onlar adına ben kendi insanlığımdan utanıyorum. İşçileri, emekçileri 25/2’den işten çıkaranlar insan olamaz. Eğer onlar insansa biz insanlığımızdan utanmalıyız.
25/2 dayatılarak işten atılan işçiler alınlarına sürülen kara lekeyi temizlemek ve sicillerine geçmesini önlemek için de kendi içinde örgütlü olmalıdır. Zaten kölelik koşullarında öldürmediğini süründüren sermaye ile işçi sınıfının mücadelesi kendi iktidarlarını kurana kadar bitmeyecektir. Kapitalizm işçi sınıfı tarafından yerle bir edildiği zaman insanlık kazanacak.