Bu direniş kaybederse Avcılar’da ne demokratlık, ne insanlık, ne de sendika kalır!..
Avcılar’da 45’li günleri geride bırakan direniş, çelişkilerle dolu, neyi beklediği belli olmayan sancılı bir bekleme süreci yaşamakta.
İşçilerin üye oldukları Belediye İş sendikası, ilk günden itibaren direnişi gerektiği gibi sahiplenmeye çalıştı. Ta ki 38. güne gelindiğinde 14 işçi işten atılana kadar. Daha önce, direnişin 20’li günlerinde de 3 işçinin işten çıkarılması ve ücretlerin iki aydır ödenmiyor olması nedeniyle üç gün süren ve 450-500 işçinin katıldığı iş bırakma eylemi yapılmış ve bu eylem kazanımla sonuçlanmıştı. Şimdi kıyım devam ediyor ancak benzer bir eylem örgütlenmiyor.
Direnişin birçok sıkıntısı var:
Birincisi, direnişteki işçilerin bir çoğunun CHP’li olması.
İkincisi, işçilerin bu gerçekliğinin, “aslında biz sizi destekliyoruz ancak Handan Toprak Benli’ye (Toprak ana) güç yetiremiyoruz. Yine de görüşmeler devam ediyor. Çok baskı uyguluyoruz, bekleyin…” demagojileri eşliğinde oyalama aracı olarak kullanılması.
Üçüncüsü, 38. güne kadar direnişi sahiplenme konusunda iyi bir pratik sergileyen Belediye İş’in, 38. günden sonra sessizliğe gömülmesi, işten çıkarmalar katlanarak sürdüğü halde hareketsiz kalması, “üst düzey görüşmeler yapılıyor, en iyi eylem sessizlik eylemidir, bunun karşı tarafa yansıması daha etkili oluyor” şeklinde saçma sapan tezlerle işçileri oyalaması.
İşçiler sendikaya, “neden beklemedeyiz, bir şeyler yapmak gerekiyor, biz hazırız” dedikleri halde sendikanın hala, “bizim eylem planlarımız hazır, hele 15-16 Haziran etkinliğini yapalım daha sonra direnişin sesini de kendisini de Avcılar dışına taşıyacağız” diyerek işçileri durdurması.
Avcılar direnişi ve Belediye’de çalışan işçilerin tümünde direnişin kazanımla sonuçlanmasını sağlayacak bir bütünlük ve irade varken sendikanın neyi beklediği, neden işçileri geriye çektiği anlaşılır bir şey değil. Bu durum kafalarda birçok soru oluşturuyor.
Üç işçi işten atıldığında 450-500 işçinin katıldığı üç günlük iş bırakma eylemi yaparak atılmalar engellenmişken şimdi toplu işten çıkarmalar olduğu halde sendikanın bu oyalama taktiği işçilerin de canını sıkmakta ve direnişin moral gücünü zayıflatmakta.

Direnişe karşı kirli ve saldırgan bir politika izleyen Avcılar belediye başkanına geri adım attıracak ve atılan işçilerin işe geri dönmelerini sağlayacak olan tek şey direnişin kendi gücüdür. Ne CHP içindeki kokuşmuş politik ayak oyunları, ne üst düzey görüşmeler esas alınmalı. Sendika önce, direniş sürecinde bile süren işten atılmaların önü nasıl kesilir ve atılan işçilerin geri alınması nasıl sağlanır buna net bir yanıt vermeli. İşçiler bu konuda oyalanmamalı.
Avcılar Belediye Başkanı Handan Toprak Benli tarafından sokaklara asılan pankartlar ve dövizlerle direniş karalanmaya devam edilirken bu suskunluk neyin nesidir? İşçi kıyımı katlanarak sürer, Avcılar halkını direnişe düşmanlaştırmaya yönelik kara propagandaların ardı arkası kesilmezken hala ne beklenmektedir?.. Bu, fırtına öncesi sessizlik midir yoksa teslimiyet mi getirecektir?..

Avcılar direnişi kaybederse şu iyi bilinmelidir ki, Avcılar’da ne demokratlık, ne insanlık, ne de sendika kalır!.. Böyle bir sonuç işçilere de mevcut çalışma koşullarından daha ağırını, daha çok baskıyı, daha çok kölece çalışmayı getirecektir.
Bu gerçeklikten baktığımızda direniş kendi mücadele yasalarını kendi belirlemeli, kazanım için ne gerekiyorsa denenmeli, direnişin gücüne güvenmek dışında neyin beklendiği belirsiz beklenti ve hayallere bir an önce son verilmelidir !..