İzmir/Karabağlar'da Kürtlerin yoğun yaşadığı mahallelerin sağlık ocakları fiilen karakola dönüştürüldü
Kürdistan'ın birçok ilinde "acele kamulaştırma" kararıyla okul ve hastaneleri karakola çeviren devlet, şimdi de Türkiye metropollerinde Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı mahallelerin hastane ve okullarını karakollaştırıyor. Kürt halkının bulunduğu her yere karakol kondurmak gibi bir paranoyaya dönüşen "güvenlik" saplantısı bu gidişle her birkaç kilometreye bir karakol inşa edecek ya da okul ve hastaneleri işgal ederek karakollaştıracak. Keza bazı bölgelerde Kürt ve Türk halkı karmaşık bir bileşim oluşturmakta!
DİHA'nın haberine göre bu kafa en son İzmir'in Karabağlar ilçesinde bulunan İzmir 16 No'lu Acil Sağlık Merkezi ve 1 Nolu Aile Sağlık Merkezi'ni fiilen karakollaştırdı. Ajansa konuşan mahalle sakinleri ailesi İzmir'de yaşayan Dilan Kortak'ın katledilmesinin ardından Kortak'ın evinin önündeki sağlık merkezlerinin karakola dönüştürülmesinin tesadüfü olmadığı belirterek, polislerin sürekli kendilerini tehdit ettiğini söyledi.
Bu sağlık ocakları öğleden sonra TOMA, Akrep ve polis araçlarıyla işgal ediliyor. Aynı zamanda Karabağlar eski çamlık mahallesinde bulunan Peker son durağı, oyun parkı ve Tulumba son durağının bulunduğu alan da akşamları polis noktası haline getiriliyor. Bu fiili saldırganlık mahalle sakinleri üzerinde psikolojik baskı yaratmayı, sindirmeyi hedefliyor.
Süreklileşmiş polis noktalarına dönüştürülen bu alanlarda gençler yakın takibe alınarak ya da GBT uygulamasına tabi tutularak yıldırılmaya çalışılıyor. Devlet Kürdistan'daki özyönetim direnişinin yarattığı korkuyu ve intikam duygularını bu yolla tatmin etmeyi seçiyor.
DİHA'ya polislerin hem sağlık ocağını hem sağlık ocağının önünde bulunan otobüs durağını işgal ettiğini belirten Saliha Teklaş,
Kürt olduğumuzdan dolayı mahallemize geliyorlar. Kürdistan'daki savaşın etkisini burada bizden çıkartmaya çalışıyorlar. Onlara ihtiyacımız yok, biz kendi güvenliğimizi sağlayabiliriz" dedi. Mahallede bulunan çocuklarında psikolojik olarak etkilendiğini belirten Teklaş, "Çocuklarımızı markete yolladığımızda çocuklarımız 'anne aşağıda polis var korkuyoruz' diyorlar. Çocuklarımız polis korkusundan dolayı artık sokağa çıkmıyor. Sağlık ocağının önünde bulunan durak da polisler tarafından işgal edildiğinden dolayı kadınlar polis korkusundan farklı mahalledeki duraklara gidiyorlar"
diye konuştu.
İstanbul'da polisler tarafından katledilen Dilan Kortak'ın babası İbrahim Kortak ise, Dilan'ın vefatının ardından polislerin evlerinin önünde bulunan sağlık ocağında beklediğini belirterek şunları söyledi:
Kürdistan'daki yürütülen savaşla birlikte halkımız tankla topla katlediyorlar. Batıda ise psikolojik savaş için mahallerimizde nöbet tutuyorlar. Mahallenin hepsi polislerden rahatsız oluyor. Artık millet sokağa çıkmaz oldu. Sağlık ocağına giden bütün mahalleli polisten rahatsız oluyorlar. Polislerin mahallemizden gitmesini istiyoruz.
Beş yıldır Karabağlar mahallesinde ikamet eden ve güvenlik gerekçesi ile ismini vermeyen İ.S. ise, sağlık ocağını öğleden sonra işgal eden polislerin gün içinde ve akşamları mahalle esnafının rızası olmadan da dükkanlarında zorla beklediklerini belirterek şunları söyledi:
Ara ara polislerin konuşmalarına kulak misafiri oluyoruz. Polisler 'Ufak bir hareketlenme bu mahallede görürsek bu mahalleyi de Nusaybin'e çeviririz', diye konuşuyorlar. Polisler esnaflara ve ailelere baskı yaparak 'gençler taziyelere ve cenaze törenlerine katılmasın. Gençleri evinize alırsanız bunlarla birlikte sizleri de tutuklarız' diye söylemlerde bulunuyorlar.
Esnafların polislerin dükkanlarda bulunmasından rahatsız olduklarını fakat polislerin zoraki bir şekilde dükkanları işgal ettiklerini belirten İ.S., "Esnaflar polisin korkusundan ses çıkartamıyor. Ramazanın başlaması ile esnaflar iftara ve sahura evlerine gidemez oldu. Dükkânları işgal eden polisler, 'Gerekirse buraları ateşe veririz' diye kendi aralarında konuşuyorlar" dedi.