CGT burjuva hükümetin küçük tavizlerle grev ve gösterileri bitirme çabasına karşı "devam" dedi
Fransa'da işçi sınıfını örgütsüzleştirmeyi hedefleyen, esnek-kuralsız-güvencesiz çalışmayı dayatan yeni çalışma yasasına karşı gelişen grev dalgası ve direniş karşısında hükümet, Genel Çalışma Konfederasyonu (CGT) ile bir görüşme gerçekleştirdi.
Görüşmede hükümet tarafı yasanın esas saldırı maddelerinde herhangi bir geri adım atmayınca CGT Genel Başkanı Philippe Martinez de hükümetin küçük tavizlerle yasanın esasını geçirmeye çalıştığını, bunu kabul etmeyerek greve çıkmaya devam edeceklerini açıkladı.
14 Haziran'da gerçekleşen Ulusal Eylem Günün'e ilişkin açıklama yapan CGT şunları vurgulayarak kararlılığını yineledi:
14 Haziran öncesi bu mücadelenin başarısız geçeceği tespit edenler açık şekilde yanıldı. 1 milyon 300 bin kişinin katıldığı eylemlerden sonra grevlere devam ediyoruz. Paris'te uzun süre bir araya gelmeyen sendikalar birlikte hareket etmesi mücadelenin başarısı olmuştur. İşçilerin çoğunluğun karşı çıktığı Yeni Çalışma Yasasına hükümet daha nereye kadar savunacak. CGT olarak 21.yüzyıla uygun ve sosyal adaletli yasa önergesi yapacağız. Artık adım atma sıra hükümettedir.

Fransız burjuvazisi ve devleti şu anda 14 Haziran'da yaşanan militan eylemleri hedefe çakarak yürüyüş ve gösteri hakkını gaspetmenin zeminini yaratmaya çalışıyor. Medya da, gerek CGT ve başkanını gerekse yapılan eylemleri hedefe çakarak bu yönelime kan taşımaya çalışıyor.
Fakat Fransız işçi sınıfı geleceklerinin, bugünlerinin cehenneme çevrilmesi anlamına gelen yasaya karşı geri adım atmamakta kararlı. O nedenle de kitleselliği ve militanlığıyla gösteriler Fransa'da '68'li yıllarda gerçekleşen gösterilerden sonraki en büyük eylemler olarak tanımlanıyor.

Bu yasakçılık ve saldırganlığın temelinde krizini öteleme, kar oranlarını yükseltme çabasının ifadesi olan bu yasayı ne yapıp edip çıkarma zorunluluğu yatıyor. Fransız işçi sınıfının bu zorbalığa kolay kolay geçit vermeyeceğini son yılların en net, yaygın ve militan duruşunu sergileyerek göstermiş olmasıyla bu zorunluluk arasındaki çelişki, saldırganlığı motive eden esas dinamiği oluşturuyor.
Ulusal Eylem Günü ilan edilen 14 Haziran günü milyonlarca işçi ve emekçinin katıldığı eylemleri düzenleyen komite, hükümetin miting-gösteri ve yürüyüş hakkını gaspetme saldırısını gündeme getirmesine karşı 23 ve 28 Haziran tarihlerinde planladıkları yürüyüşte ısrarcı olduklarını açıkladı.
Fransa'da uzun yıllar sınıf ve genel olarak toplumsal hareketin gücüyle neoliberal saldırılara "sosyal soslu" ayarlar çekildi. Fakat şimdi burjuvazinin yaşadığı sıkışmalar vahşi liberalizmden en küçük bir taviz verilmemesini dayatıyor. Parlamento atlanarak olağanüstü biçimde hükümet onayıyla geçirilerek senatoya getirilecek 'Yeni Çalışma Yasası' son yıllarda daha açık hale gelen bu eğilimin toplam yönelimlerinin ifadesi.

2015'te “İktisadi büyüme ve fırsat eşitliği” ismiyle paketlenerek zar zor parlamentodan geçirilen yasayla zaten büyük ölçüde esnekleştirilip-güvencesizleştirilen çalışma yaşamı, şimdi tümüyle kuralsızlaştırılmak isteniyor. İşçi sınıfı örgütlenme-sosyal haklar gibi temel korunaklarından yalıtılarak sömürünün derinleştirilmesi hedefleniyor. Bu saldırıların herbiri gençliğin geleceğini doğrudan belirleyecek saldırılar. Dahası toplumsal hayatın tümünü...
İşkolu sendikacılığı ve sözleşmeleri yerine patronların elini güçlendirecek işyeri sendikacılığını dayatan, 35 saatlik çalışma haftasını 45'lere çekmeyi hedefleyen, esnek çalışma biçimlerini yaygınlaştıran, ücret sorunu başta olmak üzere işçinin hakları için göstereceği en küçük bir tepkiyi bile işçi kıyımının bahanesi yapamayı yasal güvenceye kavuşturan, çalışma hakkını patronun keyfine bırakan bu yasanın Fransız işçi sınıfının mücadele barikatını kolay kolay aşamayacağı açık.

Aşması durumunda tüm dünya proletaryasının daha ciddi saldırılarla karşı karşıya kalacağı da... Dünya burjuvazisi kolektif hareket ediyor. Onun saldırılarına karşı Fransız işçi sınıfı önemli bir barikat örüyor. O barikatı güçlendirmek tüm işçi sınıfının tarihsel görevidir.