Nestle grevi sürüyor, gazetemize konuşan bir grevci işçinin kararlılığın coşkusuyla kurduğu cümleleri aktarıyoruz
Dünyanın dev gıda tekellerinden Nestle, geçtiğimiz yıl Hak İş'e bağlı Öz Gıda-İş'ten ayrılıp Tek Gıda İş'e geçtikleri için işten atılan 23 işçinin kararlı direnişleriyle gündemdeydi. İşçiler sınıflarına mahsus bir istikrar, inat ve kararlılıkla direnerek, tam bir yıl sonra işlerine geri dönmüşlerdi. Karşılarına polis dikilmiş, defalarca gözaltına alınmışlardı. Mahkeme kararı işçiler lehine sonuçlandıktan sonra da direniş sürmüş, kararı tanımayan tekel yöneticileri direniş karşısında geri adım atmak durumunda kalarak işçilere işbaşı yaptırmak zorunda kalmıştı.
Nestle, şimdi de TİS sözleşme görüşmelerinde anlaşmaya varılamaması üzerine yapılan grevle gündemde. 4 gün önce başlayan grev, 23 Nestle işçisinin direnerek kazanmış olmalarının yarattığı kolektif hafızadan güç alarak 4. gününde devam ediyor.
O grev boyunca çeşitli biçimlerde arkadaşlarına destek veren Nestle işçileri, şimdi hep birlikte direnmenin onurunu yaşıyor.
Nestle grevinin talepleri Türkiye işçi sınıfının yaşadığı tüm sorunların ve karşı karşıya kaldığı tüm saldırıların tercümesi gibi... Kiralık işçilikten, işçi sağlığı ve güvenli önlemlerindeki çarpıklığa, düşük ücretlerden sayısız sosyal hakka kadar aklımıza gelebilecek pekçok sorun grevin esas motivasyon kaynağı.
İşçiler grevi fabrikanın 3 kapısında da gece gündüz 24 saat nöbet tutarak sürdürüyor. İçeriye mal giriş ve çıkışını, grevi kırmak için yapılacak en küçük bir girişimi anında engelleyecek bir yaklaşımla konumlanmış durumdalar.
Gazetemizin ulaştığı grevci işçilerden biri, greve ilişkin duygu ve düşüncelerini böyle bir arka plan üzerinden şu şekilde anlattı:
Fabrikada belirgin bir ücret eşitsizliği var. Ücretler kıdeme göre değişiyor. İlk başlayan asgari ücretle başlıyor. Bu durum aradaki açıyı belirgin şekilde büyütüyor. Çalışanlardan 150 kadarı kadın işçi… Toplu sözleşme sürecine yasal TİS süreci mevzuatına uygun olarak geldik. Grev oldukça güçlü bir birlik havasında yaşanıyor. Grev sürecine de aynı havayla geldik. Tabandan tartışılarak alındı karar ve işçilerin bütünü oldukça kararlı bir şekilde destek verdi. Tekvücut olmuş durumdayız.
Bu ruh hali ve kenetlenme durumu tabandan gelen bir durum. Çünkü Nestle bir dünya devi olmasına, büyük karlar yapmasına rağmen bunu işçilere yansıtmıyor. Hepimiz bunun farkında olmanın kararlılığını taşıyoruz.
Grevi anlı şanlı bir şekilde başlattık. Ben son vardiyada çıktım greve. Bizi çıkışta, bin 500 kişilik bir grup karşıladı. Sloganlarla karşılandık. Diğer vardiyadaki tüm işçiler karşıladı bizi. 'Ölmek var dönmek yok!"' ve 'Açlıktan ölmeyiz, biz bu yoldan dönmeyiz!' sloganlarıyla…
İşçilerin morali süper! Dayanışma ve birlik içindeyiz. Genel olarak sendikamıza güveniyoruz. Onun, diğer, patronla kucak kucağa olan sendikalar gibi olmadığını biliyoruz. Taleplerimizin arkasında, maddi-manevi desteği yanımızda.
Grevimiz, sesimiz ilk günden beri ilgiyle karşılanıyor. Gerek TV’ler-gazeteler gerekse ziyaretçilerimiz oldukça yakın ilgi gösteriyorlar.
Grevi 24 saat sürekli nöbetleşe kapının önünde beklemek şeklinde sürdürüyoruz. 3 kapımız var her kapıda nöbet tutuyoruz.
İçeride üretim yok. Sadece güvenlik amacıyla dört-beş işçi var, sadece o kadar.
İşçi aynı zamanda grevci arkadaşları adına Avcılar Belediyesi temizlik işçilerinin direnişini de selamladı.