Kanımıza saçılan konfetiler!

Katliamlar, işçi kanı, Kürt kanı birbirine karışırken Köprüler açılıyor, konfetiler saçılıyor, selfiler yapılıyor

İŞÇİ SINIFI
Cuma, 1 Temmuz 2016 (9 yıl 11 ay önce)

Bugün öğleden sonra İstanbul Kartal'da bulunan Panaroma Beton Fabrikası'nda kum deposunun çökmesi sonucu iki işçi feci şekilde can verdi. Cinayeti gören gençler, işçiler, bölge halkı gördükleri karşısında adeta travma aşadı, gözyaşlarına boğuldular. Devlet her zaman olduğu gibi polisiyle ordaydı. 



 



İşçilerden birinin henüz göremediği 6 günlük bebeği ve iki çocuğu daha vardı. "Ekmek parası" denilen o zorunluluk nedeniyle bir Kürt ilinden kalkıp İstanbul'a gelmişti. "Ekmek parasının" kan pahasına olduğunu kanıtlarcasına can verdi. 



 



Fabrikanın iş güvenliği uzmanları kum deposunun sorunlu olduğunu söylemişlerdi oysaki! 



 



Bu haberin üzerinden saatler geçmeden bu sefer Adana'dan benzer bir iş "kazası" haberi geldi. Bir alışveriş merkezinin ek bina inşaatında akşam yapılan çalışma sırasında göçük yaşanmış, biri ağır olmak üzere yedi işçi yaralanmıştı! 



 



Basına yansıyan bilgilere göre merkez Seyhan ilçesi Yeni Mahalle Öğretmenler Bulvarı'nda bir alışveriş merkezinin ek binası inşaatında asma katın tablası beton dökülürken kalıp çöktü.



 



Kalıbın altında kalan yedi işçi yaralandı.



 



Yaralı işçiler olay yerine gelen itfaiye, CANKUR ekipleri ve diğer işçiler tarafından çıkartılarak, ambulanslarla hastanelere kaldırıldı.



 



Yaralılardan ikisinin ayakta tedavi edildiği, beş kişiden birinin durumunun ağır olduğu öğrenildi.



 



Her zaman olduğu gibi bu sefer de soruşturma başlatıldı! 



 



***



 



Lice adeta yakılırken, bu yangın sönsün diye bölgeye gitmek isteyen Kürt halkına o tanıdık işkenceler yapılır ve ikisi o anda işkenceyle katledilirken; Türkiye'de de bombalar patlıyor, düzinelerce insan hayatını kaybediyor! Tüm bunlar olurken rejime rengini verenler; konfetiler, selfiler, sarhoş sırıtışlarlar eşliğinde köprü açılışları yapıyor. 



 



İşçiler de bu savaş bilançoları-görüntüleri ve riyakarlık koşullarında can vermeye devam ediyor. 



 



"Bu düzen böyle gider mi, gitmeli mi?" sorusu yanıt bekleyen bir çengel gibi zinhimize asılıp bizi harekete geçirmedikçe bu "bir yanımızın bahar bahçe, yaprak döker bir yanımız" hali sürüp gidecek!



 



Farkında mıyız?