'Yeri doldurulabilir işgücü'yüz!

İki beden, iki "kurban", arkadaşlarının tanıyamadığı yüzlere sahipler artık, kıpırtısız ve hayatsız...

İŞÇİ SINIFI
Cuma, 1 Temmuz 2016 (9 yıl 11 ay önce)

Sermaye alınterimizle yetinmiyor. Daha da büyütmek için kendini, mürekkep ediyor kanımızı... Kiralık işçilik, asgari ücret, burjuva hukukunun tanıdığı ayak oyunları falan derken; çaldığı geleceğimiz de tatmin etmiyor onu, doymak bilmez bir obur gibi kanımızı emiyor. Krizlerle açık veren mali tablolar bizim alınterimizle, kanımızla kapatılıyor. Azdan az çoktan çok gitmiyor. Azalan hep bizim "küçük" yaşamlarımız oluyor, sermayeden eksilen yok.



 



30 Haziran 2016 Kartal'da bir beton santralinde iki işçi vardı. Biri Bayraktepe'de oturuyor diğeri Amed'li gurbetçi işçilerden... Biri üç çocuk babası diğerinin daha kundakta bebeği... Katilleri, işçi sağlığı-güvenlik uzmanının "tamir edilmeli" uyarılarına rağmen kullandıkları 200 tonluk kum deposunun işçilerin o yorgun bedenleri üzerine dökülmesini seyretmişlerdir! Yakıcı güneşin altında ter döken işçi bedenleri bu ağırlığın altından sağ çıkar mıydı?! Çıkamadılar elbette, kaldıramadılar. 



 



Haber yayıldı hızla.



 



Olay yerine vardığımızda farklı arama kurtarma ekiplerinden onlarca personel ve itfaiye eri vardı. Ancak operasyonu yöneten "profesyonel", "eğitimli" arama kurtarma personeli değil göçük altındaki işçilerin arkadaşlarıydı. Sözümona profesyonellerin çoğu olayı soğukkanlılıkla izlerken işçiler canla başla operatörleri yönlendiriyor, elinde kepçe çukura girip çıkıyor, arkadaşlarını bir an önce o delikten çıkarmaya çabalıyorlardı. 



 



Bu sırada katiller ve işbirlikçileri aramızda dolaşıyordu.



 



İsimlerini öğrenme çabasında değilim o an, işçi olduklarını ve Türkiye’de onlara biçilen yaşamlarını düşünüyorum. Yalnızca kulağıma çalınan bir kaç bilgi yer ediyor beynime. Biri Amed'de diğeri Bayraktepe'de iki ev temelinden yıkıldı o göçükle birlikte. Onlar babalarından, eşlerinden aş beklerken; patron ve işbirlikçileri babalarını, eşlerini çaldı onların... Ne kadar feodal olduğunu düşünürseniz düşünün bu o insanların gerçeği; "evlerinin direği yıkıldı" bu insanların.



 



Bir de kan emiciler var tabii... Onlardan bahsetmek ne kadar mide bulandırıcı olsa da katilleri ve işbirlikçilerini teşhir etmemiz gerekiyor. Matem yerinde maskeli balo düzenleme çabasındaki aşşağılıklar. Her biri üzgün ifadeli maskeler geçirmiş suratına ancak, onları çevreye saçtıkları kokularından tanıyoruz. 



 



Yerel yöneticiler ve patron temsilcileri bir güruh halinde yaklaşıyorlar. Hepsinde "koltuğu çizdirmeden nasıl sıyrılırım" düşüncesi... Birbirlerine ve aralarında en yetkilisine olayı anlatıyorlar. Kendilerinden bağımsız gelişmiş olaylar dizisi, sorumlulukları yokmuş! Uzaydan az önce düşmüşler gibi yeryüzüne...



 



Çarklarını sorunsuz döndürmenin derdinde hepsi, onların çarkları arasında ezilen bizlerinse bir önemi yok, "yeri  doldurulabilir işgücü"yüz.



 



Aradan saatler geçiyor, çukura uzaktayız fakat o an arkadaşları için çırpınan işçilerin suratından alıyoruz kötü haberi. 



 



İki beden, iki "kurban", arkadaşlarının tanıyamadığı yüzlere sahipler artık, kıpırtısız ve hayatsız... 



 



Battaniyeye sarılı bedenleri çıkartılıyor çukurdan. Ayrı ayrı araçlarda uzaklaşıyorlar aramızdan, en çok da evlerinden...