'İşçi dostu' maskesinin arkası

Avcılar Belediye Başkanı Handan Toprak ve "adamları" bugüne kadar sergiledikleri pratiklerini tırmandırdılar

İŞÇİ SINIFI
Cumartesi, 2 Temmuz 2016 (9 yıl 11 ay önce)

60 gününü geride bırakan Avcılar Belediyesi taşeron temizlik işçilerinin direnişi "işçi dostu" maskesi takan sosyal demokrat anlayışın teşhiri açısından sayısız pratiğe sahne oldu. Bu yaklaşımın, sıra patronların sömürü hırsı ve açgözlülüğünü doyurmaya gelince diğer burjuva anlayış ve partilerden farkı olmadığını, hepsinin bu konuda aynı noktada buluştuklarını bir kez daha gösterircesine... 



 



Avcılar Belediyesi'nde taşerona bağlı olarak çalışan temizlik işçileri, kölelikle özdeş koşullarda çalıştırıldıkları, bir bardak su istemlerinin bile aşağılama ve tehditlerle karşılaşmalarına neden olduğu, ücretleri zamanında yatırılmadığı, küçük bir itirazlarında bile amirlerinin ve belindeki silahı gösteren taşeron patron Hasan Aslan'ın tehdit ve tacizleriyle karşı karşıya kaldıkları, sorgu odalarına çekildikleri  için "İnsanca çalışıp-yaşamak istiyoruz!" diyerek yasal hakları olan sendikalaşma yoluna gittiler. 



 



Tomurcuk AŞ isimli taşeron şirket bünyesinde çalışan işçiler onca baskı ve aşağılamayla karşı karşıyayken yasal olarak bunları denetlemekle yükümlü Avcılar Belediyesi kılını kıpırdatmadı. Fakat işçiler sendikalaşma yoluna gittiklerinde, bu hissedildiği anda yaşanan işçi kıyımında birinci derecede rol oynadı. 



 



Sendikalaşma mücadelesinin öncülüğünü yapan 32 işçi bir anda 25/2 denilen ve işçi sınıfının onurunu hedefleyen maddeyle işten atıldılar. Oysaki yasal olarak belediye yönetiminin işçilerin yasal haklarından biri olan sendikalaşma konusunda yaşanacak herhangi bir kıyım karşısında çeşitli yetkilerini kullanma ve sendikal kıyımı engelleme "görevi" vardır. 



 



Fakat bu yapılmadığı gibi, belediye yönetimi şirketle el ele vererek sendikal örgütlenmeyi tasfiye etmek için tüm kirli yöntemleri devreye soktu. Şirket adına kılıç sallayan belediyenin kendisi oldu. Özünde  yasadışı bir iş yaptı ve buna da taşeronla birlikte 25/2 kılıfı geçirdi! 



 







Belediye yönetimiyle taşeron şirket arasındaki bu kirli işbirliği konusunda fazla söze gerek yok. Bu kirli ilişkinin anlaşılması için Handan Toprak'ın bugüne kadar yaptığı açıklamalara, sergilediği pratiklere bakmak yeterlidir. 



 



"Belediyeler yasasına göre taşerondan hizmet satın almak zorundayız" diyen Toprak, aynı yasada belediyenin işçilerin çeşitli haklarını taşerona karşı koruma yetkisi olduğunu da unutarak propaganda yapıp, Avcılar halkını "kandırma" yolunu seçmekte ısrar etti. Çünkü o ve "adamlarının" bu tür şirketlerle artık bireyselleşmiş çıkar ilişkileri olduğunu herkes biliyor.



 



Bunun da ötesinde CHP'lisi de AKP'lisi de farketmez tüm belediye yönetimlerinin neoliberal sömürü politikalarının uygulanmasında kardeş olduklarını da... 



 



Tam da bu nedenle Handan Toprak gibi "Gezi'nin doktoru olmakla" övünen ve o "demokrat" maskesini samimiyetsiz sırıtışıyla taşıyan bir isim şimdiye kadar nasıl bir "işçi düşmanı" olduğunu sayısız pratiğiyle bizzat kendisi teşhir etti. 



 



Avcılar halkını kendi kirli politikalarına alet etmek için "ben çağırdım onlar gelmedi görüşmeye" ya da "ben kendilerine iş buldum onlar kabul etmedi, dertleri başka" gibi yalanlar üzerinden maniple etmekte tüm hünerini sergileyen Toprak'ın şimdiye kadar yaptıklarının sadece birkaçını sıralayacağız. Onun nasıl bir "işçi dostu", nasıl bir "demokrat" olduğunun takdirini hayatın kendisinin verdiğine inanıyoruz. 



 





 



Handan Toprak, işçileri ve üyesi oldukları Belediye-İş Sendikası'nı hedefe çakmak için şimdiye kadar şu pratiklere imza attı:



 



-Avcılar Belediyesi, bünyesinde çalışan ve direnişe destek veren temizlik işçilerini zorla ve tehditle toplantıya çağırdı. O toplantıda Handan Toprak konuşma yaptı. Daha sonra bu toplantıda çekilen fotografları fotoşop yöntemiyle çarpıtarak direniş çadırının da bulunduğu Marmara Caddesi'nin çeşitli noktalarına asılan direniş karşıtı pankartlarda kullandılar! 



 



-Belediye'nin Ramazan Ayı dolayısıyla kurduğu "pazarın" pekçok yerine direnişçi işçileri, sendikalarını karalayan, halka hedef gösteren dövizler astılar. 



 



-Taşeron şirketin işçileri çıkarmasına karışamayacakları yönünde yaygın bir propaganda çalışması yürttüler. Gerek internet sitelerinde gerekse bilboardlara asılan afişlerle Avcılar halkını kendi işçi düşmanlıklarına ortak etmeye çalıştılar.



 





 



-Tüm bunları yaparken bir taraftan da Avcılar Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü'nün internet sitesinden yeni işçi alımlarının yapılacağına dair duyurular yaptılar. 



 



Üstelik hiçbir belediyede olmayan bir komisyon kurarak bir ilke de imza atan Avcılar Belediyesi, işçi alımları ve çıkarılmasıyla doğrudan sorumlu olan böyle bir komisyonun varlığına rağmen işçilerin işten atıldıklarına dair bilgileri olmadığını, buna müdahale edemeyeceklerini söyleyerek ikiyüzlülüğünü bir kez daha ortaya koydu. 



 



-Direnişin ilerleyen günlerinde bildirler dağıtarak direnişçi işçiler ve sendikalarının Avcılar'da CHP'yi yıpratmak için direnişe başladıklarının propagandasını yapacak kadar aymazlaştılar. 



 



Avcılar Belediyesi ve başkanı Handan Toprak'ın görmezden geldiği ya da bilinçli olarak üstünü kapattığı gerçekse, işçilerin ezici çoğunluğunun CHP üyesi olduklarıydı. Hatta pekçoğu seçim döneminde cadde cadde, ev ev dolaşarak Toprak için oy istemişlerdi. Onun kadın olmasını özellikle önemsemişler, bu kimliğiyle işçilere daha insanca muamele yapılmasını sağlayacağına inanarak çabalarını üst düzeyde sürdürmüşlerdi. 



 



Bu gerçek ortada dururken Handan Toprak ve yönetim direnişteki işçileri önce AKP'li sonra da "PKK'lı teröristler" olarak lanse edip, Avcılar halkının çeşitli önyargılarını gıdıklayarak direnişe düşmanlaşması için kirli bir propaganda yürüttüler.



 



-Direniş devam ederken çalışan işçiler üzerinde de baskılar durmak bilmedi. İşçilerin sorgu odalarına çağrılmasına devam edildi. Sendikadan istifa etmeleri için tehditlerin ardı arkası kesilmedi. İstifa etmeyen işçilerden onlarcası direnişin 38. gününde işten çıkarıldı. 



 





 



-Avcılar Belediyesi'nin işçiler ve direniş karşısındaki saldırganlığı bu kadarla da kalmadı. Direniş çadırının bulunduğu yere ATM koyarak bu saldırganlığını adeta tırmandırdı. Bununla da kalmadı ertesi sabah saat 05:00 sularında bizzat Handan Toprak'ın emriyle direniş alanındaki pankartlar toplatıldı. 



 



-Bu arada daha başka saldırılar da devreye sokuldu. En son 2 gün önce gece saatlerinde yoğun çalışmalar yapıldı. Faşist hocası Tayyip Erdoğan'dan aldığı tedrisatla hareket eden Handan Toprak ve "adamları", direnişteki işçiler ve sendikalarıyla hiçbir görüşme yapmaksızın kendilerinin direnişçi işçileri sahiplendikleri, onlara iş imkanı yaratmak için didinerek işçilerin ve ailelerinin mağduriyetini gidermeye çalıştıklarını propaganda ettiler. 



 





 



Dediğimiz gibi işçilerin ve sendikanın haberi olmaksızın bu içerikte bir açıklama kaleme alınarak Avcılar halkına dağıtıldı, Toprak'ın facebook sayfasından paylaşıldı. "Ben söyledim oldu, olmak zorunda" zihniyeti sendika ve işçi düşmanlığını bu tutumuyla da ortaya koydu.



 



Lütfedilmişçesine işçilere yaratılan iş imkanı neydi? Esenyurt ve Kıraç bölgesinde atık kağıt toplama işiydi bu... Adeta dayatılan bu öneriyle işçilere kiralık işçi olun deniliyordu. Özlük haklarının ve sendikal örgütlülüklerinin hedefleniyor-gasp ediliyordu. Direnişten vazgeçmeyen işçiler, Avcılar'dan sökülüp atılmak isteniyordu. Kısacası Toprak ve "adamları" kirli bir oyunu, "işçi dostluğu" adına pişkince pazarlıyorlardı. 



 



Bir gün önce kadın işçiler kendisiyle görüşmek istediklerinde Avcılar halkına "direnişçi işçilerin işe geri alınmak istemediklerini" söyleyen Toprak, aradan 24 saat geçmeden "işçilere iş imkanı yarattığı" yalanıyla kirli bir propagandaya girişti. Avcılar halkı ve işçilerin aklıyla, iradesiyle dalga geçer gibi...



 





 



Handan Toprak bu içerikte yaptığı ön çalışmalardan sonra Belediye-İş Genel Başkanı'nı arayarak sorunu çözmek istediğini belirtti. Sendika Genel Başkanı'ysa bunu, direniş çadırında görevli olan 2 No'lu Şube başkanlarını ve  direnişçi işçiler ve temsilcileriyle görüşmesi gerektiğini söyledi. Kararı onların değerlendirerek verebileceklerini ifade etti. 



 



Avcılar Belediyesi Handan Toprak dün akşam gerçekleşen görüşmedeyse, işçilerin kendi işlerine geri dönemeyeceklerini, ancak Esenyut ve Kıraç'taki geri dönüşüm işinde çalışabileceklerini söylerek ağzındaki baklayı çıkardı. Toprak, işçilere daha düşük ücret, güvencesizlik ve özlük haklarıyla birlikte sendikalaşmanın oldukça zor olduğu başka bir iş buyuruyordu! 



 





 



Sendika temsilcileri bu teklifin kendileri açısından kabul edilebilir olmadığını, "demokratlıkla" da ilgisinin bulunmadığını, yine de işçilere ileteceklerini belirterek görüşmeden ayrıldılar. 



 



Sendika yöneticileri direnişçilere teklifi anlattıklarında işçiler sloganlarla direniş kararlılığını yinelediler. İşçiler "bizim derdimiz herhangi bir işe girmek değil. Biz yasal hakkımız olan sendikalı işçi olarak kendi işimizi yapmak istiyoruz. Bu yapılan örgütlü olmamaıza dönük bir tekliftir" diyerek yapılana tepki gösterdiler. 



 



Avcılar Belediye Başkanı, işçilere-sendikalarına bilgi vermeden işçilere iş bulunduğu ve Pazartesi'den itibaren işbaşı yapabileceklerinin belirtildiği o basın metnini Basın Bürosu çalışanları üzerinden Marmara Caddesi boyunca dağıttırdı. Amaç açıktı. Direnişçiler ve sendikanın teklifi kabul etmemesi durumunda Avcılar halkı "bakın biz çabalıyoruz ama onların derdi başka" gibi bir yalana inandırılmaya çalışılacaktı. 



 





 



Handan Toprak ve "adamları" aynı bildiriyi görüşmeden sonra da dağıttırmayı sürdürdüler. İşçiler bunu farkedince, "Avcılar halkını kandırmaya utanmıyor musunuz?" diye tepki gösterdiler. İşçilerin bu itirazlarına Toprak ve Burçin Baykalı'ın "kiralık adamları" fiili saldırıya giriştiler. 



 



Direnişin başından beri yapılan işçi düşmanı-faşist saldırılara, gerçekleşen işçi kıyımına karşın direnişçiler hep sükunet içinde oldular, direnişlerini yasal sınırlarda sürdürmekte ısrar ettiler. Saldırılara karşı fiili hiçbir girişimde bulunmadılar, buna azami özen gösterdiler. Başından beri böyle bir tutum sergileyen işçiler kendilerine karşı dün akşam sergilenen saldırgan tutumlara karşı da aynı yaklaşımla hareket ettiler, sinirlerine hakim oldular. 



 



Avcılar'da direniş pekçok maskeyi düşürerek devam ediyor. Emek-sermaye çelişkisinin belediyelerde en "demokrat" görünenler açısından bile nasıl işlediğini deşifre ederek... Gelinen noktada Avcılar Belediyesi 12 Eylül askeri faşist cuntasından beri parça parça gerçekleşen emeğe dönük neoliberal zorbalık saldırılarına son noktayı koymakta kararlı görünüyor. İşçilerin tüm tarihsel kazanımlarını köküne kadar kazımaya, onları ille de örgütsüz hale getirerek kölelik koşullarına rıza göstermek zorunda bırakmaya aht etmişçesine pratikler sergiliyor. 



 





 



Fakat 60 günü geride bırakan Avcılar Belediyesi taşeron temizlik işçileri de bu zaman kadar kararlılıkla sürdürdükleri direnişlerini karşı karşıya kaldıkları saldırının büyüklüğüne uygun bir sahiplenişle sürdüreceklerdir. 



 



Gelinen noktada Avcılar direnişinin tüm devrimci-demokrat-ilerici-"emek dostu" çevrelerce de böyle bir yaklaşımla daha ileriden sahiplenilmesi, kaçınılmaz bir göreve dönüşmüştür.