Yargıtay, kızını taciz eden kocasını öldüren Derya Işık'a verilen müebbet cezasını az buldu
Derya Işık Adana'nın Yüreğir İlçesi Yeşilbağlar Mahallesi'nde yaşayan bir tarım işçisi. 12 yıl önce imam nikahıyla Emrullah Baykuş'la evlendi. Bu sürede çiftin dört çocuğu oldu.
Geçen yıl en büyük kızları E. (11 yaşında) annesine "Babam beni taciz ediyor" diye şikayette bulundu. Kızının iddiasına inanmak istemeyen Işık, eşine, "Ben bakkala ekmek almaya gidiyorum" dedikten sonra kızının bulunduğu odaya saklandı ve eşinin yaptıklarına bizzat tanık oldu.
Eşi yaklaşık 1 yıldır kızını taciz ediyordu. Durumu netleştiren Işık, ertesi gün, uyuyan Baykuş'u başına bir el ateş ederek öldürdü. Polise teslim olan Işık, tutuklanırken istismara uğradığı ileri süren E. ile kardeşleri koruma altına alındı.
Adana 9. Ağır Ceza'da görülen davada Işık'a, savcının haksız tahrik indirimi yapılması talebine rağmen ömür boyu hapis cezası verildi.
Yargıtay müebbeti az buldu!
İtiraz üzerine Yargıtay'a giden dava, verilen ceza az bulunarak bozuldu. Kararda, Derya Işık'ın Emrullah Baykuş'u uykusunda öldürmesi nedeniyle, ’beden bakımından kendisini savunamayacak kişiyi öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırılması ve kızının taciz edilmesi nedeniyle de haksız tahrik hükümlerinin uygulanması istedi. Işık şimdi yeniden mahkeme karşısına çıkacak.
Yargıtay'ın bu kararı insana "sanık kızını taciz eden adam olsaydı mahkeme ne yapardı?" sorsunu sorduruyor. Çünkü bu ülkede sırf kravatla mahkemeye çıktıkları için "iyi halden" tahliye edilen tecavüzcüler, kadın katilleri var!
Fakat kadın bir erkeği öldürdüğünde iş değişiyor. Kendisinden beklenen toplumsal cinsiyet rollerini yıktığı için, kutsanan "aile reisliği müessesine" kurşun sıktığı için onca ağır gerekçe varken bile en ağır cezalara çarpıtılarak cezalandırılıyor.
Yargı da, polis de, devletin en üst ağızları da aynı çerçeveden bakıyor. Bu böyle olduğundaysa erkeğin yaptığı her türlü işkence, ahlaki düşkünlük, işlediği her cinayet adeta kışkırtılıyor.
Mahkemeler ya da diğer devlet mercileri bu tutumlarıyla; kendisine de şiddet uygulayan, sapkınca alışkanlıklarına zorlayan (Derya Işık eşinin kendisine neler yaptığını geçen yılki duruşmalarda ayrıntılarıyla anlatmış keza) yetmezmiş gibi öz kızını cinsel olarak taciz eden adamın yaptıklarına adeta "olur" vermiyor mu?
Kadınların gülüşlerini bile yargılayan, giyindikleriyle erkekleri tahrik ettiklerini söyleyecek kadar düşkünleşen devlet aklı varoldukça, toplumsal yozlaşma ve çürüme de dibine kadar gidecektir.
Kapitalizmle bu devlet aklıysa ikiz kardeştir!..