'Gariban' Suriyeli alınmayacak!

Vatandaşlık "muhaliflere", beyaz yakalılara ve "tuzu kuru" olanlara verilecek

GÜNCEL
Cumartesi, 9 Temmuz 2016 (9 yıl 11 ay önce)

Tayyip Erdoğan'ın "müjdelemesiyle" haberdar olduğumuz Suriyeli göçmenlere vatandaşlık verilmesi çalışmalarının kapsam ve hedefi giderek netleşiyor. Başbakanlık, İçişleri Bakanlığı, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, MİT ve diğer kurumların ortak çalışmalarıyla oluşturulan taslağa göre ilk etapta yaklaşık 30 bin, toplamdaysa 300 bin Suriyelinin vatandaşlığa geçirilmesi planlanıyor. 



 



Taslak netleştikçe sorunun tek başına seçimlere yatırım yapmak ya da demografik yapıyı değiştirerek bunun üzerinden tasarlanan toplumsal projeye kan taşımak sınırlarında ele alınmayacağını bir kez daha görüyoruz. Göçmenlerin çok amaçlı kullanımında, bunlarla birlikte kapitalist sömürü ilişkilerine taze-ucuz kan taşımak da önemli ve anlamlı bir yerde duruyor.



 



Aslında vatandaşlığın sadece "muhaliflere" (Kimler olduğu açık), beyaz yakalılara ve "tuzu kurulara" verileceği netleşiyor. Diğerleri aynı, devam!.. 



 



Rejim bugüne kadar fiilen yaptığı her şeye şimdi yasal bir çerçeve kazandırıyor. Kazandırırken de kapitalist sömürünün ihtiyaçlarını baş köşeye koyacak bir "hassasiyet"le hareket ediyor. O kadar ki, hem kalifiye işgücünü emmeyi başa yazıyor hem bu nüfus içerisinden Suriye'de ajanlık yapabilecek niteliktekileri (ve elbette IŞİD ve Nusra artıklarını)  özel olarak ayıklıyor hem Osmanlı'daki devşirme siyasetinin bir devamı olarak çocukları özel olarak mercek altına alıyor.



 



Kendi amaçlarına hizmet hizmet etmeyen Suriyelileri aynı cehennemi koşullara terketmeyi yasal bir çerçeveye kavuşturmuş oluyor. 



 



Ekonomik-siyasi-kültürel boyutları olan bu projesinin Türkiye'de yaratacağı toplumsal sonuçları öngörmek zor değil. Keza sözkonusu olan milyonlarla ifade edilen bir topluluk. Üzerinde her türlü tasarrufun, tercih ve planın yapılabileceği kadar çok ve bir o kadar da mecbur-çaresiz... Ama zaten rejimin derdi de  en çaresiz ve mecbur olanlarla değil, onlar içinden işine yarayabileceklerle.. 



 



Önce beyaz yakalılar



 



Habertürk’ten Bülent Aydemir’in bugünkü haberi planın bazı boyutlarını açıkça ortaya koyuyor. Habere göre hazırlanan taslakta Suriyelilere vatandaşlığın peyderpey verileceği ve ilk olarak beyaz yakalılardan başlanacağı belirtiliyor. Bu bilgi planın Türkiye kamuoyuna asıl olarak "beyin göçü" başlığı altında kabul ettirilmeye çalışılacağını gösteriyor. Bunun bir de "Çanakkala'de dedelerimiz birlikte savaştı" gibi bir duygusal sömürüyle pekiştirileceği... 



 



Einstein'le gerekçelendirme



 



Ciddi ve istikrarlı bir göçmen politikasının oluşturulamaması nedeniyle gündeme alındığı savunulan çalışmada, II. Dünya Savaşı öncesinde yoğun Yahudi nüfusun Türkiye’ye geldiği, bunların çocuklarından hâlâ üniversitelerde ders verenler olduğu, Albert Einstein’ın o dönemde gelen ancak sonra Türkiye’den ayrılan Yahudilerden biri olduğu da hatırlatıldı.



 



Yaklaşık 500 bin kişi istihdam edilecek



 



Suriyelilere vatandaşlık verilerek bir nevi ‘beyin göçü’nün elde edilmek istendiği belirtilirken Türkiye’deki 3 milyona yakın Suriyelinin 2 milyonunu kadınlar ve çocukların oluşturduğu, 1 milyon erkeğin de yaklaşık 500 binin istihdam edileceği kaydedildi.



 



Buna göre, ilk aşamada doktor, mühendis gibi beyaz yakalılar, ikinci aşamadaysa ara elemanların vatandaş yapılması amaçlanacak.



 



Vatandaşlık verilirken şu kriterlerin dikkate alınacağı öne sürüldü:



 



‘Asıl amaç’ beyin göçü



 



Vatandaşlık asıl olarak eğitimli, "tuzu kuru" kesimlere veriliyor. Diğer gariban milyonlar şimdiye kadar olduğu gibi 20 TL'lik yevmiyeyle can pazarına kan sunmaya devam edecek. Sokaklarda perperişan yaşamaya, kız çocukları alınıp-satılmaya, her türlü sosyal güvence ve haktan yoksun olmaya devam edecekler... 



 



Türkiye'deki ırkçı-kafatasçı saldırganlığın, aşağılamaların da... 



 



Haberde şunların altı çiziliyor: 



 




* Suriyeliler vatandaşlığa peyderpey alınacak. İlk etapta aranan mesleki nitelikler göz önünde bulundurularak 30-40 bin kişi vatandaşlığa geçecek.



 



* Toplam 300 bin kişinin Türk vatandaşı olması hedefleniyor, ancak bu kişilerin Türkiye’deki aile fertlerine de hak tanınmasıyla sayı daha kabaracak.



 



* İddiaya göre vatandaşlığa geçenler bir yıl içinde yapılacak seçimlerde oy kullanamayacak.



 



* Mevcut hükümlerin aksine beş yıldan az Türkiye’de kalanlara da vatandaşlık verilmesi planlanıyor.




 



'Muhalifler' de alınacak



 



MİT'in de işin içinde olacağı bu politikanın diğer önemli ayağını da elbette ki başından beri desteklenen "muhaliflerin" vatandaş yapılması oluşturuyor. Bu IŞİD-Nusra gbş savaş çetelerinin, onların yakınlarının vatandaşlık alarak, buradaki iç politik dengeler de dahil bölgesel olarak daha açık ve yasal bir kılıf altında kullanılacağı anlamına geliyor. Bu gücün içerde mezhepçi-Kürt karşıtı politikalar açısından, bölgede de "yayılmacı" amaçlar ve yine Kürt düşmanlığı temelinde nasıl kullanılacağını tahmin etmek güç olmasa gerek... 



 



Taslağa dair yansıyan şu bilgiler neyin hedeflendiğini, nasıl bir işleyişin güdüleceğini açıkça ortaya koyuyor. Başrollerde MİT'in olduğu bir çalışmanın niyetini anlamak güç değil keza... 



 




* Vatandaşlığa alınacaklar için güvenlik soruşturmalarını MİT yapacak.



 



* Parası olan ve yatırım yapamayan Suriyeli işadamlarının önü açılacak. Avrupa’ya gitmek isteyenlerin Türkiye’de kalması teşvik edilecek.



 



* Suriye’deki mevcut yönetime muhalif olan isimlerin de vatandaşlığa geçirilmesi amaçlanıyor. Bu kişilerden Suriye yönetimine karşı ajanlık yapması istenebilir.