Binali Yıldırım Patagonya'dan konuşuyor!

Binali Yıldırım, cehenneme benzeyen acilleri "şirin izdivaç yuvalarına" benzetti

İŞÇİ SINIFI
Perşembe, 14 Temmuz 2016 (9 yıl 11 ay önce)

Düşük profilli Başbakan Binali Yıldırım çöpçatanlıkta yüksek profil sahibi olmalı ki sağlık politikalarının propagandasını bile böylesi bir benzetmeyle yapabildi. Boğaziçi'ne gitmekten imtina etmesinin nedenlerini düşününce insan "hayret ya" demeden geçemiyor. 



 



Hemen tüm emekçilerin hastanelere, özellikle ACİL'lere gitmeyi cehenneme gitmekle özdeşleştirdikleri bu koşullarda Binali Yıldırım, Patagonya'dan bahsedermişçesine, “Artık hastaneler o kadar şirin hale geldi ki, vatandaşlar oğullarını, kızlarını evlendirmek için acil servislere gidiyorlar. Acil servisler artık sadece sağlık hizmeti vermiyor, yuva kurmak için de hizmet veriyor”



 



Sağlık sisteminde yaşanan yıkım ancak bu kadar garip bir paralellikle perdelenebilir. Bu da olsa olsa iktidarını "kutsal aile" kurumu üzerinden bina etmeye çalışan, topluma-kadına kendi evlilik kalıplarını dayatan AKP gibi bir partinin Başbakan olarak atadığı bir şahıstan gelebilirdi. 



 



AKP'nin hükümete gelişindeki en büyük propaganda malzemelerinden birinin sağlıkta yaratacağı yıkımı bambaşka bir ambalajla sunmasıydı. Fakat aradan geçen zaman o ambalajın altında nasıl bir yıkım, rant ve talanın gizlenmeye çalışıldığını açıkça ortaya koydu. 



 



Pekçok sağlık hizmeti artık paralı. Özel hastaneler devletten aldıkları çeşitli desteklerin yanısıra, bizzat devletin sunduğu "müşterilerle" kar oranlarını katlıyorlar.



 



Doktorlar, sağlık çalışanları performans denilen piyasacı yaklaşımla iş yükü altında adeta robotlaştırılmış durumda. Günde yüzlerce hastaya bakmanın nasıl bir hekimlik hizmeti anlamına geldiğini hepimiz biliyoruz. 



 



Yıldırım'ın "şirin izdivaç yuvalarına" dönüştürdüğü acillerde her gün yaşanan yığılmayı bilmeyen var mı? Hasta yakınlarının az personelle verilmeye çalışılan bu hizmette yaşanan aksamaların hıncını doktorlardan ve sağlık çalışanlarından çıkardıklarına dair sayısız örnek var. Bir ya da iki doktorun neredeyse binlerce hastaya bakmak zorunda kaldığı o acillerdeki randevularda hem sağlıkçılar hem de hastalar ecel terleri döküyor. 



 



Hasta polikliniklere gitse muayene ücreti ödemek durumunda kalıyor.



 



AKP'nin o çok övündüğü "artık randevu sistemi var, hastalar saatlerce beklemiyor" sistemi fiilen işlemiyor. Çünkü bir doktorun bilmem kaç hastaya bakmak zorunda olduğu bu sistemde hastalar saatlerce sıralarının gelmesini bekliyor. Polikliniğe gitseler sadece muayene ücreti için 15 TL ödemek durumunda kalacaklar. AKP'nin dediği gibi hiçbir şey parasız değil! 



 



Hele sağlık güvencen yoksa vay haline!.. 



 



Sözün kısası işçi ve emekçilerle, en başta da hasta-hasta yakınları ve sağlık çalışanlarıyla adeta dalga geçmek anlamına gelen Binali Yıldırım'ın o pişkince sözleri insanda isyan dışında bir duygu yaratmıyor!