"Sıra size gelecek!.."

Köprüdeki gazeteci bu fotoğraf yüzünden linç ediliyordu

GÜNCEL
Pazartesi, 18 Temmuz 2016 (9 yıl 10 ay önce)

15 Temmuz gecesi apar topar kalkışıldığı açığa çıkan darbe girişiminin ilk saatlerinde devletin bütün birimleri paralize olup gelişmeleri izleme yolunu seçti. Ne zamanki girişimin ordunun bütünü tarafından desteklenen merkezi bir darbe olmayıp güçleri sınırlı bir kesimin amatörce girilmiş maceracı bir kumarı olduğu açığa çıktı, önce polis arkasından polisin koruma ve yönlendirmesiyle hareket eden gerici güruhlar “kahraman” kesildiler.



 



Karşısındakilerin şaşkınlığı ve dağınıklığını gördükçe kudurganlaşan bu ucuz kahramanlık, savaşın bile bir ahlakı ve kuralları olduğunu unutarak çürümüş gerici sınıflara özgü bütün iğrençlikleri kustu. Kendisini güçlü hissettiği andan itibaren hasımlarına elinden geleni yaptı. Yıllardır “peygamber ocağı” olarak kutsayıp yere göğe sığdıramadığı “kahraman ordumuzun” emir kulu gariban askerlerinin boğazını kesti. Silahlarını bırakmalarından sonra üzerlerinde tepinerek meydan dayağından geçirdi. Esir aldığı subay ve generalleri aşağılamak için akla gelebilecek her türlü aşağılık uygulamadan geri kalmadı. Elleri havada teslim olanları don gömlek soyup yerlerde süründürdü. Düne kadar karşısında hareketsiz hazırolda durduğu generallerin apoletlerini söküp ağızlarını burunlarını kan içinde bıraktı. AKP'li yerel politikacıların emniyet müdürlüklerinde elleri arkadan kelepçeli subayları küfür ve hakaretler eşliğinde tartakladığı video görüntüleri sosyal medyaya servis edildi.



 



Yıllardır “düşmanına karşı bile ne kadar merhametli olduğu” masalları anlatılan “kahraman ordunun” darbeye kalkışan mensupları sivil insanların üzerine bomba ve kurşun yağdırmakta tereddüt göstermezlerken onlar esir düştükten sonra maruz kaldıkları hakaret ve aşağılamaları da diğer “silah arkadaşları” büyük bir kayıtsızlıkla seyretti. Bu yönüyle 15 Temmuz başka şeyler yanında “Türk milletinin hasletleri” ile “Türk Ordusu'nun karakteri” konusunda arif olana çok şey anlatan somut bir ders oldu.



 



Hürriyet gazetesinden bir foto muhabirinin aşağıda aktarılan deneyimi bu düşkünlük tablosunun sadece bir boyutu:  



 



Hürriyet foto muhabiri Selçuk Şamiloğlu, Boğaziçi Köprüsü’nde gözaltına alınan darbeci bazı askerlere linç girişimlerini fotoğrafladı, ardından kendisi linç girişimine uğradı. Darbe girişimi gecesi yaşadıklarını anlatırken "Gazeteci olduğumu öğrenince daha çok vurmaya başladılar" diyen Şamiloğlu, "‘Askerlerden sonra sıra size gelecek’ dediler. En az 15-20 kişi aynı anda beni dövüyordu" ifadelerini kullandı.



 



Türkiye'ye kâbus dolu geceyi yaşatan 15 Temmuz darbe girişimi sırasında, askerlerin linç edilmesi görüntüleri sosyal medyada tepkilere neden oldu.



 



Hürriyet'ten İpek Yezdani'nin haberine göre, olayları görüntülemek üzere gazetecilik görevini yaparken dövülen Hürriyet foto muhabiri Selçuk Şamiloğlu, o gün sabah karşı yaşadıklarını şöyle aktardı:



 





 



"Gözleri dönmüştü"



 



“Sabah 05.30-06.00 sularıydı. Askerin Boğaziçi Köprüsü’nün Anadolu yakasında olduğunu, halkla çatıştığını duyunca Balmumcu’dan köprüye gittim. Herkes köprünün üstünde o tarafa doğru yürüyordu, ben de köprünün Avrupa ayağından Anadolu ayağına yürüdüm. Ancak oraya vardığımda ve oradaki öfkeli kalabalığı gördüğümde ‘Keşke gelmeseydim’ dedim. Polis, askerleri tutuklayıp çevik kuvvet otobüslerine bindirmişti. Yani ben gittiğimde asker zaten teslim olmuştu. Hatta köprüde yürüken bazı askerlerin polise ait Akrep tipi zırhlı bir aracın içinde olduğunu gördüm. O sırada kalabalık, aracın içerisindeki askerleri dışarı çıkarmak için aracı sallayıp devirmeye çalıştı. Çevik kuvvet polisine ait otobüslerdeki tutuklu askerleri tek tek dışarı çıkarıp dövüyor, tekmeliyorlardı. ‘Bunları bize verin, vatan hainlerini öldüreceğiz’ diye bağırıyorlardı. Gözleri dönmüş gibiydi.”



 



"Köprüden atlamayı bile düşündüm"



 





Boğaziçi Köprüsü’ndeki linç girişimini fotoğraflayan Selçuk Şamiloğlu yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Askerlerin indirilip dövülmesini ve linç girişimlerini çekiyordum. O sırada kalabalıktan birisi geldi, ‘Sen kimsin?’ dedi, ‘Gazeteciyim’ dedim. Fotoğraf makinemi gösterdim. Fotoğraf makinemi çekip aldı, sonra beni iteledi, sonra etraftaki herkes bana saldırmaya başladı. Birisi vurunca hepsi saldırdı. Gazeteci olduğumu öğrenince daha çok vurmaya başladılar. ‘Askerlerden sonra sıra size gelecek’ dediler. En az 15-20 kişi aynı anda beni dövüyordu. İki makinem vardı, birini parçaladılar. Polis ayırmaya çalışıyordu ama nafile, saldıran grubu polis de durduramadı. Ben darp edilirken bazıları ‘Bunu köprüden atalım, kurtulalım’ diyordu. Bunu duyunca köprüden kendim atlayayım diye düşündüm. Beni sürükledikleri son noktada bir askeri linç ediyorlardı, beni dövenler onu görünce o tarafa doğru gitti. O sırada bir polis beni bir nakliye kamyonuna bindirdi. Kamyoncuya ‘Bunu buradan götür yoksa öldürecekler’ dedi. Sonra kamyoncu beni hastaneye götürdü.”