CHP ve 'demokratlar' bildiğimiz gibi

İçi boş bir “darbe karşıtlığı” rüzgarına kapılanlar AKP'nin ekmeğine yağ sürüyorlar

GÜNCEL
Pazar, 24 Temmuz 2016 (9 yıl 9 ay önce)

Hejar Baran



 



Başarısız darbe girişiminin bastırılmasından sonraki toz duman içinde (elbette büyük bir yıkım ve tasfiye eşliğinde) devleti adeta baştan yaratmaya girişen AKP, ucu başkanlık sistemine açılan bu girişiminin toplumsal dayanaklarını yaratmak için aklımıza gelebilecek tüm araç ve yöntemleri tepe tepe kullanıyor. O çok övündüğü "yüzde 50'yi" istediği düzey ve dinamizmde sokağa çıkaramadığı gerçeğini de görerek, ittifaklarını çoğaltmanın yollarını arıyor.



 



Aramak zorunda da!.. Çünkü devletin adeta yıkılıp yeniden kurulduğu ve bunun başkanlık sistemi gibi bir rejim değişikliğiyle taçlandırılacağı böylesi bir süreçte olup bitene toplumsal rıza kazandırmak şart. MHP bu konuda hayli yol katetti, hatta AKP'ye iltihak etti diyebiliriz. İltihak etmeye direnenlerin şu ya da bu şekilde tasfiye edilecekleri netleşti. Devlet partisi CHP de "devlet elden gidiyor" klasik refleksleriyle "darbeye karşı tutum" adı altında aynı yolda ilerliyor. 



 



Olup bitenler insanın aklına 2000'lerin başında AKP iktidarının konumunu sağlamlaştırmasında sunulan desteği hatırlatıyor. O geçiş yıllarında herkese sadece mavi boncuk dağıtarak tavlayan AKP, şimdi de darbe korkusunu göstererek sıtma bile olmayan başka bir ölüme rıza gösterilmesini istiyor. 



 



İlan ettiği "demokrasi bayramıyla" toplumsal desteği pekiştirmek için uğraşan AKP, bir taraftan da önündeki tehlike ve tehditlere karşı kendisini güvenceye alıyor. Darbe girişimi gecesinde sokağa çıkanların ezici bir kısmının çeşitli cihatçı-faşist çevrelerden olduğunu biliyoruz. Bu kesimlerin, polisin koruyup yönlendirdiği, tarihsel gericilik birikiminin kodlarıyla hareket eden linçci güruhlar olduğunu da...



 



Onlar o gerici ritüelleriyle şimdi her akşam sokakları turlamayı sürdürüyorlar. Bir kısmı da silahlı... AKP şimdi bu güruhları hem yaratacağı rejimin resmi kadroları yapmaya hem de Hitler'in SA'ları gibi hazır kıt'alar şeklinde örgütlemeye çalışıyor. Sokağın psikolojik denetimini onlar üzerinden sağlamaya, onları ajite etmek için aklımıza gelebilecek her yolu-yöntemi kullanmaya devam ediyor. Bu kesimlerin ezici bir kısmının kendisiyle zaten varolan çıkar ve menfaat ilişkilerini de pekiştirerek kendisiyle ilişkisini derinleştiriyor.



 





 



Fakat sürecin altından sadece bunlarla kalkamayacağını da bildiği için "ittifak" güçlerinin sayısını çoğaltmak için didiniyor. İnşa ettiği rejim için böylesi bir desteğe olan ihtiyacı yakıcı. Böyle bir desteğin sadece kendi tabanına dayanarak değil, daha farklı kesimleri de peşinden sürükleyebildiği koşullarda mümkün olabileceğini biliyor.



 



Tüm faşistler gibi o da sol gösterip sağ vurmakta ustalaşmış bir güç. “Darbe karşıtı demokrasi mücadelesi” kılıfını, OHAL'e de, çıkarılan KHK'lere de geçiriyor. Yapıp ettikleri konusunda kitleleri, "size karşı değil, yanlış anlamayın bizim derdimiz darbecilerle" diyerek her zamanki gibi kandırmaya çalışırken, diğer taraftan CHP gibi adresleri de bu oyuna dahil ederek etki gücünü pekiştirmeye çalışıyor.



 



Bu konuda kullandığı en önemli koz ise “darbelere karşı olma” demagojisi. Bunu, kendi dışındaki kesimleri peşine takma noktasında siyasi ve psikolojik bir baskı aracı olarak kullanıyor. Görülen o ki, tıpkı “Kürt düşmanlığı” gibi bu demagoji de özellikle CHP yönetimi üzerinde etkili oluyor. Nitekim CHP'nin bugün Taksim'de yapacağı miting, bu mekanizmanın ortaya çıkardığı bir sonuç.



 



Tabanını sadece bugün ve bir noktada (İstanbul'da) değil hem 15 Temmuz darbecilerine hem de AKP'nin bunu bahane ederek geliştirdiği yeni darbeye karşı her yerde çoktan sokağa çağırmış olması gereken CHP yönetimi bugün Taksim'de hangi mesajı verecek?.. Bu sorunun yanıtı aslında bugüne kadar sergilenen sinik tavırda saklı. Meclis'i tamamen devre dışı bırakacak OHAL ilanına içi boş bir keskinlikle demeç düzeyinde karşı çıkma dışında ülke çapında OHAL ilanı, gözaltı süresinin bir aya çıkarılması, sokaklarda estirilen gerici kudurganlığın önünün alınması, hatta darbe girişimcilerine işkence yapılmasına vb. karşı CHP'nin etkili bir “demokrat” muhalefet yaptığı söylenebilir mi?..



 



Bugünkü mitingin nasıl bir işlev göreceği AKP'nin tavrından da görülebilir. CHP mitingini AKP'de destekliyor?!! O meydanı kendi "demokrasi bayramının" yani kurduğu/kuracağı rejimin onaylandığı bir mevzi haline getirmek istiyor. İşin garibi AKP'nin bunu neden yaptığı bu kadar açıkken DİSK'ten diğer sendika ve meslek örgütlerine, liberallerden reformistlere kadar geniş bir yelpaze hızla buna dahil olmakta her zamanki gibi beis görmüyor. 2000'lerin başında oynadıkları o uğursuz rolü, o "yetmez ama evet"çi tutumu şimdi “darbe karşıtlığı” rüzgarına kapılarak başkanlık sisteminde somutlaşan faşist rejim yapılanmasına sunuyorlar. 



 



Hem de, "biz burada olursak AKP de görür ve belki dikkate alarak esnemeler gider" gibi bir demagojiyle bunu yapıyorlar. Her ne kadar "biz demokratikleşme için orada olacağız, darbeye de sivil diktatörlük ve darbelere de karşıyız" deseler de onları oraya götüren esas motivasyon “cereyana göğüs gerememek”tir.



 



Etkileyebildikleri işçi ve emekçileri de peşlerinden sürükleyerek ortadaki kafa karışıklığını büyütüp derinleştiren bilumum "demokratlar" her zamanki uğursuz rollerini bir kez daha oynuyorlar kısacası. CHP öncülüğünde oynanan ve bilumum "demokratların" yedeklendikleri bu oyunu bozmak şart!.. İşçi ve emekçilerin böyle bir zeminde yeri de çıkarı da yoktur! Onlar emeğin kurtuluşu hedefi ekseninde kendi çıkarları için saf tutmalı, yarın kendilerine dönecek saldırganlığa karşı duruşun örgütlenmesini yapmalıdırlar.