TİKB militanı Yunus Durmaz, 29 Temmuz 1991‘de İstanbul'da ölümsüzleşti
TİKB militanı Yunus Durmaz, 29 Temmuz 1991‘de İstanbul Yahya Kemal Mahalesi‘nde ölümsüzleşti. Yunus, devrimci bir eyleme giderken karşılaştığı polisler tarafından kuşatıldı, uzun bir boğuşmanın ardından ellerinden kurtuldu.
Arkasından açılan ateşle yaralanmasına rağmen kaçmayı başardı. Yaralı haliyle bölgeden uzaklaşırken elinden düşen bombanın çevredeki çocuklara zarar vermemesi için üzerine kapanrdı, bombanın patlamasıyla can verdi.
Yunus, ölümle devrimci yaşamının başlangıcında, daha gencecik bir fidanken buluştu. Emeğini, enerjisini ömrü boyunca vereceği, uğrunda ölümü göze aldığı proletarya ve emekçi halkın mücadelesinden, örgütünden bedenen çok erken ayrıldı. TİKB ile ilişki kuralı daha bir yıl bile olmamıştı. Üstelik, alınterine, emeğe, çalışmaya, devrimci bir ideale değer verilmeyen, paranın kolay kazanılıp harcandığı lumpen bir çevreden geliyordu.
Ama o, bunun binlerce gencin başını döndürüp öğüten bir çark olduğunu gördü, seçimini yaşamının anlamını ve gerçek değerini bulacağı devrim ve sosyalizm mücadelesi yönünde yaptı. Onunki ne gelip gezici bir “gençlik hevesi” ne de “yeni bir macera arayışı”ydı.
Kendi isteğiyle yaptığı bu seçim, bilinçli ve kesindi; eski yaşamıyla hesaplaşmış ve ondan bir daha geri dönmemek üzere uzaklaşmıştı. Bunun en açık göstergesi, yiğit ve fedakarca ölümü kadar, örgüt çalışmasında kendini sakınmaksızın ortaya koyması, zaman yitirmişcesine bir açlıkla yürüyerek değil koşarak kendini yetiştirmeye ve en kısa sürede profesyonel bir örgüt adamı niteliklerine ulaşmaya çalışmasıydı.
Yunus, devrimci enerjisi ve ölümüyle, TİKB’nin 12 Eylül sonrası toprağa düşen en genç neferi olarak tüm örgütünde, özellikle de genç kuşak komünistlerde faşizm ve sermayeyle savaşma coşkusunu ve azmini yükseltti.
Devrimciler ölmez!
***
«O ne önde
ne arkada
sırada sıramızdaydı..
ve yanındakinin kanlı başı onun omuzuna eğilince
ona sıra gelince sırasını saydı…
söz istemez
yaşlı göz istemez
çelenk melenk lazım değil..
susun
sıra neferi uyusun»
Yunus Durmaz, 29 Temmuz 1991 tarihinde devrimci bir eyleme giderken düştüğü pusudan yaralı olarak kurtulmasına rağmen, bacağından yediği kurşunun halsizleştirmesiyle elinden düşen bombanın, çevredeki insanlara zarar vermemesi için üzerine kapanması ve bombanın patlamasıyla yaşamını kaybetti.
Devrimcilik, kendini sürekli yenileyebilme, mücadelenin ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendirme ve her aşamada kendini yeniden örgütleyebilmektir. Burada tecrübe ve birikim önemli bir kaldıraçtır. Fakat daha da önemli olan o ruhu, o sevdayı, o tutkuyu yüreklerde hep diri ve yeşil tutabilmeyi başarmaktır.
Devrimcilikte “artık oldum“ yoktur, “zirveye ulaştım” yoktur. Sürekli bir yenilenme, dönüşme, komünistleşme sürecidir yaşanan, yaşanması gereken. Yunus Durmaz’ın şahsında bir kez daha, devrimciliğin yıllarla değil, o yılların nasıl yaşandığı, nasıl doldurulduğuyla ölçülmesi gerektiği görülmüştür. O çocuksu yüzü ve gülen gözleriyle inanç ve azmin başaramayacağı hiçbir şeyin olmadığını en yalın, en sade haliyle anlatıyor.